WİCKHAM, CHRİS

ANASAYFA

WİCKHAM, CHRİS; The Uniqueness of the East; The Journal of Peasant Studies; 1985,

cilt: 12, s. 166-196.

Yazar Doğu’da toprağın mülkiyetinin Allah’a ait olduğu fikrinin tamamen “fiktif” olduğunu; “bunun bir anlam taşımadığını; Normanlarda da, Çin’de  de durumun aynı olduğunu”, yani  ilkenin evrensel nitelik taşıdığını yazıyor. Norman kralları feodal anlamda toprak mülkiyetine sahiptiler. Yazar İnalcık’a dayanarak, şunu söylüyor: “Fakat Selçuklular, daha da fazla Osmanlılar sadece kullanma hakkına sahip değillerdi, mülk sahibi idiler (“they owned”). Osmanlılarda (İnalcığa göre) 1528’de toprağın % 87’si devlete aitti. Bunları sipahiler kullanıyordu; onlar (“aslında özgür” olan) köylülerle (ürünü doğrudan aldıkları için) sıkı bir ilişkileri vardı ve bu durum onlara bir takım haklar sağlıyordu: Yerel adaleti ve düzeni (policing) sağlamak; özel angarye hizmetleri talep etmek; toprağı ve ürünün satışını kontrol etmek vb. (Bunlar bir kısım feodal haklar; fakat yazar köylüyü “özgür” kabul ediyor; “Timarlar hiçbir zaman özelleştirilmedi ve merkezi devlete karşı dokunulmazlık kazanmadı” diyor. Yine Wickman’a göre Osmanlı Devleti “en saf vergici (haraçcı) devlet” idi –“The Purest tributary state”-). Sadece “feodalleşme tehlikeleri”nden söz ediyor ve Osmanlıların da “bunu anladıklarını” söylüyor. (s. 180).

Sipahilik çökütükten sonra, son asırda Osmanlılar “ücretli ordu kullanmaya başladılar”. Vergiler sivil müteşebbislere (mültezimlere) veriimeye başlandı; bunlar XVII. yüzyıl sonlarından itibaren mirasla geçmeye baladılar; XVIII. yüzyılda derebeyleri ortaya çıkmaya başladılar. II. Mahmut bunlarla savaştı. Yazar Çağlar Keyder ve H. İslamoğlu’nun analizleri “bana en yakın” diyor.