FESCH, PAUL

ANASAYFA

FESCH, PAUL; Constantinople aux Derniers Jours d’Abdul Hamid; Paris, 1907.

Paul Fesch (1858-1910) bir din adamı. Daha çok mason locaları, gizli örgütler vb. hakkında eserler vermiş. Bunun dışında Fransa’da eğitim konusunda bir kitabı var. Fesch, anılarını da yazmış. Dikkati çeken husus 1907’de Osmanlılar hakkında dev bir kitap yazan yazarın Osmanlılarla ilgili başka hiçbir yayını bulunmaması! Bu durum M. Hartmann’ın, bu kitabın aslında Prens Sabahattin tarafından yazılmış olduğu iddiasına kredi sağlıyor. Bu iddiayı E. E. Raumsar, “inanılır” bularak naklediyor. (Bk. Jön Türkler ve 1908 İhtilali; İstanbul, Sander Yayınları, 1982. s.175) (Eser Abdülhamit’in Son Günlerinde ‘İstanbul’ (İstanbul, Pera Yayın ve Turizmcilik; 1999) başlığı altında Erol Üyepazarcı tarafından Türkçeye de çevrildi.)

Eser Abdülhamid rejimine büyük bir düşmanlık duygusu içinde kaleme alınmış.

Yazara göre Hıristiyanlar 1876 Anayasasını heyecanla karşıladılar. Fakat askerliğe pek yanaşmadılar. 1847’de Rumlar donanmada askerlik yaptılar ve başarılı oldular. 1850’de Hıristiyanların kara ordusuna alınması tasarlandı; fakat orduda eşit yükselmeye Müslümanlar razı değil. Hıristiyanlar da istemediler. (s. 250) 18 Şubat 1856’da Hattı Hümayun 17. maddesinde vergi eşitliği görev eşitliği getirir diyordu. Askerlik kasdediliyor. Kısa zamanda bunu düzenleyecek kanun çıkacaktı; fakat “lettre morte” kaldı. (s. 251)

25 Mayıs 1867’de Fuat Paşa Avrupa’daki elçilere yolladığı tebliğde suçu Hıristiyanların üstüne attı; fakat mutlaka yapılacağını belirtti. (Yazar bu tarihte bile Almanya ve Rusya’da Yahudiler askerlik yapmıyorlar diyor.) (s. 251)

Mithat Paşa her bakımdan tam eşitlik yanlısı. Fakat Müslümanlar orduda çok yükselmelerine (örneğin general olmalarına) karşılar. (s. 252) En fazla albay olabilirler. Anayasa’yı hazırlayan komisyon bu görüşte. (Yazar 25 Kasım 1876 tarihli Le Temps gazetesine gönderme yapıyor.) İstanbulluların askerlik muafiyeti 2. maddede kalkıyor. Hıristiyanlar önce alkışladılar. Rum Sawas Paşa da (İstanbul Darülfünün rektörü, Galatasaray Müdürü) destekledi; Şurayı Devlet azası İkiadis Efendi de destekledi. (s. 254) Ermeniler de destekledi (Le Temps, 26 Ocak 1877) Fakat Abdülhamit Hıristiyanların askeri okullara girmesini yasakladı. Bu da Mithat Paşa’nın istifa ve sürgün nedeni oldu. (Yazar bu konuda en iyi kaynak olarak Comte van den Steen de Jehay’ı veriyor; Bruxelles, 1906) Fakat Abdülhamit onları askere sokmak istedi; onlar direndiler. Daha önce Katolik ve Ortodoks Arnavutlar kara ordusunda, Rumlar da donanmada savaşmışlardı. (s. 256)

Hıristiyanlar esas olarak din savaşına karşılar; oysa tüm iradelerini “Cihad” adına imzalayan Abdülhamid’in panislamizmi her şeyi bozdu. 1877 savaşında Hıristiyanlar zaten askerlik bilmiyorlar; koyun gibi ölüme yollanamayız diyorlar. Rumların Neologos gazetesi de askerliğe karşı (Le Temps, 9 Haziran 1877); Anayasa uygulanmıyor, diyor. Neologos’a göre “Hıristiyan ve Müslümanların aşağı tabakalarında tam bir husumet var; hırslar canlı; din ve ırk nefreti çok açık!” Bunu önlemeye çalışan idareciler çok az sayıda.

Ruslar önce Osmanlıları Ermeni kırımına teşvik etti; sonra da kendileri kırım yaptılar. (Bkz. Tchobanian, Mercure de France, 15 Kasım 1906) (s. 264)

Léouzon le Duc ve M. de la Jonquiere’in eserleri referans veriliyor. Hıristiyanların görüşleri daha çok “Les Mission Catholiques”den aktarılıyor.