ÖZCAN, ABDÜLKADİR

ANASAYFA

ÖZCAN, ABDÜLKADİR (Yayına hazırlayan); Fatih Sultan Mehmed: Kanunnâme-i Âl-i Osman;

İstanbul, Kitabevi, 2003.

Prof. Özcan, sunuşunda eserin Köprülü, Uzunçarşılı, İnalcık gibi tarihçiler tarafından daha önce sık kullanıldığını ve “devlet teşkilatı için vazgeçilmez kaynakların başında yer aldığını” belirtiyor. Ne var ki zamanla (kardeş katli vb gibi sorunlar yüzünden) tartışmalara yol açmış ve “kaynak olma” değeri azalmış! Daha önce de birkaç kez yayınlanmış ve bu arada Özcan da eserin değeri hakkında bir araştırma yayınlamış. Şimdi de elyazmasını “kitaplaştırarak” “araştırıcılara mümkün mertebe eksiksiz bir metin” vermek istemiş.. 62 sayfalık kitapta Kanunnâme, sadece 21 sayfalık bir yer işgal ediyor. Geri kalan kısımlar açıklamalar, tıpkı , lügatçe ve endeks..

İlk kez Viyana Ulusal Kitaplığında bulunmuş ve Mehmed Arif Bey tarafından Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası’nda (TOEM, 1330) ek olarak yayınlanmış. Başlangıçta güven telkin etmemiş ve eleştirilere konu olmuş. Osmanlı devlet teşkilatını ilk kez ayrı bir bölüm olarak inceleyen İdris-i Bitlisi bunun içeriğini vermiş, daha sonra Gelibolulu Mustafa Ali efendi de adını vererek içerini yaptığı eklerle daha geniş şekilde eserine almış!

Eserin Koca Müverrih Bosnalı Hüseyin Efendi’nin Bedâyiü’l Vekayi adlı genel tarihinde daha geniş bir nüshasının bulunması kuşkuları dağıtmış! Sonra Leningrad Asya Müzesi’nde de bir kopyası bulunmuş ve Sovyet Bilimler Akademisi tarafından, Viyana nüshası ile birlikte ve A. S. Tveritinova’nın tanıtım yazısıyla 1961 yılında yayınlanmış. Fatih’in son yıllarında (1477’den sonra), Sadrazam Karamani Mehmed Efendi zamanında “Fatih’in ağzından dönemin nişancısı tarafından” derlendiği söyleniyor. (s. xxxvı). Bu açıklamaları yapan A. Özcan, eserin bütünü hakkında “muhteva bakımından sistemsiz olup, teşrifat ve teşkilat kaideleri iç içe girmiş vaziyettedir” diyor ki az bile söylemiş. Aslında Doğu Roma’yı devralan bir imparatorluğa yakışmayan bir belge! Tam bir “mülk devlet” anlayışının ifadesi. İlk kısım “merâtib-i ayan ve ekâbir” başlığını taşıyor. Sultan devleti vekâletle yönetiyor. Fatih, “Vezir-i azam, ümera ve vüzeranın başıdır” dedikten sonra “malımın vekili defterdarımdır” diye ekliyor. (s. 4). Devlet ricalinin protokoldeki yerleri ve alacakları (akçe olarak) maaş belirtiliyor. İkinci kısım “Umur-u Saltanata” dair hükümler içeriyor. Arz Odası yapılacak ve orada haftada dört gün vezirler, kazaskerler ve defterdarlar arza gelecekler. Bir de Has Oda kurulacak ve bunda da otuz iki Has Oda oğlanı ile bir rikâbdar (seyis), bir çuhadar ve bir de dülbend oğlanı bulunacak! Kardeş katliyle ilgili hüküm de burada yer alıyor. Şöyle deniyor: “Ve her kimesneye evlâdumdan saltanat müyesser ola, karındaşlarını nizam-ı alem için katl itmek münasiptir. Ekser-i ulema dahi tecviz etmiştir” (s. 18). Üçüncü kısım ise “ahval-i cerayim ve ehl-i mansıb-a tayin olunan mahsulatı ve elkabları beyanındadır” başlığını taşıyor ve ve örneğin şöyle garip maddeler de içeriyor: “Ve bir kişi bir kişiye fuhş ile söğse şer’ ile tâzir olunup, kırk akça cerime alına!”. “Ve bir kişi bir kişini haremine nazır olsa yirmi akça cerime alına!”.. Sonra da mansıplar.. “Ve vüzeran on iki kere yüz bin akçe ile olalar, has ol mikdar tayin oluna!”.. (s. 21).