MOURAVİEFF, BORİS

ANASAYFA

MOURAVİEFF, BORİS; L’Alliance Russo-Turque au Milieu des Guerres Napoléoniennes; Paris, 1954.

1799’da imzalanan ilk Osmanlı-Rus anlaşması, Napolyon’un Büyük İskender’in izinde Hindistan’a yürümek şeklindeki en büyük hayalini kırmıştı. (s.9) 1806’ya kadar Napolyon hep bu çerçevede frenlendi. 1806’da H. Sebastiani Babıali’yi Rus ittifakından koparıp kendine bağladı. Fakat bu Osmanlının felaketi oldu. Mont-Athos altında Seniavine’in topları Osmanlı donanmasına karşı kendi Trafalgar zaferini kazandı. Rusya Adriyatik ve Ege denizine egemen oldu; Besarabya gitti; III. Selim tahtını (ve hayatını) kaybetti.

Napolyon Tilsit’te Çarı büyüledi. Tamamen görüşlerine kazandı. Fakat hayalleri ve beklentileri tamamen zıttı. Napolyon Moskova’ya yürüyüp Çar’ı devirmek istedi. “Bu dramın ilk perdesi –Napolyon’un Mısır seferi- Rus-Türk anlaşmasına yol açtı. Son perde ise –Rusya seferi- Bükreş anlaşması ile 1806 Türk-Rus  kopuşuna son verdi.” “Rus-Türk anlaşması XIX. yüzyılda tarihin akışını değiştirme istidadı gösteren yeni perspektifler açtı.” (s.10)  “Doğru ya da yanlış Türk-Rus anlaşması her zaman Avrupalı devlet adamları için en büyük kabusu teşkil ediyordu.” (s.11)

Napolyon, Büyük İskender gibi Asya’ya açılmak, Çar ise Avrupa’nın hakemi olmak istiyor.

Napolyon Rus seferine başlayınca Rus elçisi Ouchakov İstanbul’a geldi; çok iyi karşılandı. Türkler “Uşak Paşa” diyorlardı. (s.16) Bunlar II. Katerina’nın ikinci Rus savaşından sadece altı yıl sonra oluyordu. Osmanlı filoso İyon Adaları’nı ve Korfu’yu geri aldı. Türk-Rus anlaşması kesin olarak İstanbul’da 3 Ocak 1799’da imzalandı. (s.29) 21 Mart’ta da bunu Petersburg imzaladı. Hediyeler geldi; bunları Joseph Fonton veriyor. Fonton Cenova veya Rum asıllı; Fransız vatandaşı; ihtilalden sonra, Choiseul-Gouffier gibi, Rus tabiyetini almış ve İstanbul’da Rus elçiliğinin dragomanı olmuş. (s.29)

Anlaşma savunma amaçlı. Sonra İngiltere de Rus-Türk koalisyonuna yaklaştı. Fakat onlar Malta’yı alınca Rus Çarı I. Paul çok sinirlendi. Fransa’ya yaklaşma yolu açıldı. Napolyon Çar’a Malta’yı vaat etti. Çar da Osmanlıları harcayıp  Fransa’ya  Mısır’ı vaat etti. (s. 64) Fakat öbür taraftan Sicilya, Sardinya krallıklarını savunuyor. Prusya’ya da Hanovr’un verilmesini istiyor. Paris’teki Moskova elçisi A. İ. Markov Fransızları Osmanlılar ile görüşmeye oturttu. Bu sırada Osmanlı elçisi Esseyid Ali Efendi. Markov, Alexandre’ın hercai karakterini biliyor. Kendine göre Rusya çıkarlarına hizmet ediyor. Anlaşma Mısır cihetinde savaş öncesi statükoyu öngörürken, Adriyatik tarafında, Markov ve Esseyid Ali Efendi Fransa’ya Kampo Formiyo anlaşmasının esaslı bir tadilini empoze ediyorlardı. (Fransa Yedi Ada Cumhuriyeti’ni tanımaya mecbur oluyor; kara üzerindeki Venedik ülkelerini de tanımak zorunda bırakılıyor.) (s. 65) Amiens anlaşması (1802) bunu tamamladı. Böylece iki doğulu imparatorluğun anlaşması Fransa’yı ikisi için de tehlikesiz hale getirdi ve “çok tatmin edici” sonuçlar doğurdu. (s. 66) Rusya’nın bu sonucu almasında “yarı deli I. Paul” değil, Koçubey, Kourakine ve Rostoptchine rol oynadılar. Bunlar diplomasiye ulusallık ve tutarlılık sağladılar. (s.71) Büyük Petro’nun Osmanlı Devletini koruma ve güçlendirme politikası, II. Katerina’nın yok edici politikasına rağmen iz bırakmıştı.

1805’de Türk-Rus anlaşması yenilendi. Bu da 1799’daki gibi savunma nitelikli ve Fransa’ya karşı. Osmanlı Devleti, anlaşmanın gizli yedinci maddesiyle  Rusya’ya savaş gemilerini Boğazlardan geçirme hakkı veriyor. (s. 201) I. Napolyon bunu bozmak için çok çalışıyor. Hatta 30 Ocak 1805’te III. Selim’e özel bir mektup gönderiyor. (Bkz. Correspondance de Napoléon I. Tome X, s. 130) (s.203) “Korfu’daki 15 000 kişi bana mı karşı savaşıyor sanıyorsun?.. Reis Efendi sana ihanet ediyor. Divan’ın yarısı Rusya’ya satılmış..” 5 Haziran 1806’da III. Selim Paris’e olağanüstü bir elçi yolladı. Fransız baskısı ile Reis Efendi (Vasıf Efendi) Rus elçisi İtalinski’den Boğazdan savaş gemilerini geçirmemelerini istedi. Müzakereler sonuç vermeyince İtalinski üç gün içinde Türkiye’den çıkarıldı. (s.208) Anlaşmaların bu şekilde ters yüz edilmesi genellikle  elçi Sebastiani’nin kişisel yeteneğine bağlanıyor. Aslında sıl neden Rus hükümeti. (s.209) Napolyon’un zaferleri de bu kopuşu açıklayamaz. Metinlerin incelenmesi Türklere karşı bir entrikayı ortaya koyuyor.  Bu Fransa tarafından olabileceği gibi daha da kuvvetli bir ihtimalle  İngiltere tarafından gerçekleştirilmiş  olabilir. Napolyon bozguna uğradıktan sonra sıl tehlikenin İngiltere olduğunu yayıyor. “Malta kayalıklarından İngiltere o anda Osmanlı Devleti’ni, sonuç olarak da Karadeniz ve Rusya’yı kontrol ediyor.” (s.224) (Caulaincourt, Mémoires, II. s. 253-254)

Prokesh-Osten diyordu ki “Türkiye hakkında ‘Doğu Sorunu’ denen şey, aslında Rusya ile Avrupa’nın geri kalan kısmı arasındaki bir olaydır.” (s. 232) Büyük Petro’dan itibaren “Türkleri Ruslara karşı yöneltmek Batı’nın geleneksel politikası oldu.” Türklere gelince “bazen kışkırtılıp bazen de terk edilerek, Batılı güçlerin geçici dostluklarının ceremesini çeken hep onlar oluyorlardı.” (s. 232) Örneğin I. Napolyon, III. Selim’e 11 Kasım 1806’da “kader İmparatorluğunuzun devamını istedi; onu kurtarmak benim misyonum; sizi zaferlerime ortak ediyorum” diye yazdı. (Corresp. XIII. s. 519) Fakat sekiz ay sonra, Selim’in düşmesi bahanesi ile,  “Bu barbarlarla bir şey yapılmaz” diye aleyhlerinde anlaştı. (s.232) (Lavisse ve Rambaud, s. 667)

Eserde Tchikatcheff’e dayanılarak (Le Bosphore te Constantinople; 1877) Pera anlatılıyor. Rus elçisi İtalinski’nin üç dragomanı var. Joseph Fonton, Pierre Fonton, Antoine Fonton. Türkçe bilmeyen İtalinski’ye hakimler. Peralılar poliglot; karışık kökenli insanlar..