HAYRETTİN BEY

ANASAYFA

HAYRETTİN BEY; Kırım Harbi, İstanbul, Tercüman Yayınları (Tarih yok).

Baskıya hazırlayan Şemsettin Kutlu.

Eser 1909’da yazılmış ve orijinal adı “1270 Kırım Muharebesinin Tarihi Siyasisi”. Yazarın kimliği tam olarak bilinmiyor. Hatta doğum ve ölüm tarihleri bile saptanamamış. Ş. Kutlu, Mahmut Nedim Paşa’nın oğlu olduğunu tahmin ediyor. Paşa’nın “Hayrettin” adlı bir oğlu varmış. Ayrıca kitabın iç kapağında “Hayrettin bin Mahmut Nedim” mührü bulunuyormuş. Bir başka işaret de yazarın Rus taraftarlığı. Hayrettin Bey, Rus çarlarının Türklere yaptıkları kötülükleri uzun uzun anlatmış olsa da, Batı düşmanlığına karşı yine de bir Türk-Rus cephesi öneriyor. Şunu söylüyor: “Bu katı ve kindar batının karşısına bizler Rusya ile bir bütün olarak dikilmeliyiz. Batı batılı bir bloktur. Rusya ise bizim gibi doğuludur; biz de onunla doğulu bir blok kurabiliriz.” (s. 13).

Yazar tedavi için gittiği Paris’te kitapçıları dolaşmış. Kırım Harbi konusunda çok eser görmüş; fakat bunlarda ne Sultan Mecid ne de Tanzimat Paşalarının adı geçiyormuş. “Abdülmecid Han üçüncü dereceden bir şahıs bile sayılmıyor” diyor (s. 29). Bunu düşmanlık olarak görüyor. Fakat kendi eserinde batılı hiçbir yazara gönderme yok. Alıntı yaptığı “Sorbon profesörü”nün bile kim olduğunu anlayamıyoruz.

Tanzimat Paşaları, özellikle de “büyük dahi” dediği Reşit Paşa ve tarihçi Cevdet Paşa çok övülüyor. Şu cümle yazarın felsefesini yansıtıyor: “İslam şeriatının ruhunun meşrutiyet ve eşitlik olduğunu dosta ve düşmana kabul ettirmiş olan felsefe ve devlet anlayışı dünyalar durdukça durur” (s. 125).

Osmanlı tarihi hakkında hiç de yüceltici olmayan gözlemler de var. Bizans mirasının Osmanlıları ahlaken çökerttiği vurgulanıyor. “Osmanlı saray entrikaları eski Bizans entrikalarına rahmet okuttu” deniyor (s. 61). Eser adına uygun biçimde, savaşın siyasal ve diplomatik nedenleri (özellikle “Kutsal topraklar” konusunda  Katolik-Ortodok kavgası) anlatılıyor. Askeri yönü ve savaş teknolojisi hiç ele alınmamış.

İngiliz elçisi Lord Stratford Canning (“İngiliz Sultan” deniyormuş) Türkleri çok korumuş. “Gerek Rusya gerek başka devletlerin kabinelerince İstanbul’daki İngiliz Sultanı lakabıyla anılan Lord Stratford’un bir savaş sebebi olduğuna, yahut yüce Osmanlı Devleti’ni savaşa sevk ettiğine dair ortada asla tek bir belirti ve delil yoktur” (s. 154).

Kısaca önemli bir eser değil. Zaten yazarı hakkında fazla bir bilgi bulunamaması zamanında da pek ciddiye alınmadığını gösteriyor.