ARSLAN, EMİR ŞEKİP

ARSLAN, EMİR ŞEKİP; İttihatçı Bir Arap Aydınının Anıları; İstanbul, Klasik Yayınevi, 2005.

Yazar (1869-1946) Cebel-i Lübnan doğumlu. Babası 1887’de öldüğünde nahiye müdürü. İslamî eğitimden sonra Fransızca dersleri alıyor, Amerikan okulunda okuyor. Mısır’da Muhammed Abduh ile görüşüyor. Mısırlı lider Sa’ad Zağlul Paşa’nın evinde toplantılara katılıyor. Sonra İstanbul’a geliyor ve orada en üst düzeyde ilişkiler kuruyor. Cemaleddin Afgani ile de görüşüyor. Meclis-i Mebusan’a Havran mebusu olarak giriyor.  Yaklaşık 1923’e kadar Türk-Arap birliğine inanıyor; fakat yeni yönetimin İslam alemi ile köprüleri atması üzerine bu iddiasından vazgeçiyor.

Bazı notlar: Yakın tarih ve Türk- Arap ilişkileri hakkında ilginç gözlemler var. “Bir çok Arap ülkesinde mecburi askerlik hizmeti yoktu. Tam tersine Devlet buralardaki halkı yola getirmek için asker sevk etmek zorunda kalıyordu” (s. 36). İttihatçılar kötü yönetimlerine ve devlet dahilindeki Türk olmayan unsurları küçümseme siyasetine arka çıkıyorlardı. İttihatçı cemiyete, halkın hiç hoşlanmadığı bir çok bozguncu unsur katılmıştı” (s. 37). İttihatçıları dini ihmal etmeleri dinci muhalefeti güçlendirdi.

Eserde Lübnan ileri gelenleri hakkındaki sürgün uygulamaları uzun uzun anlatıldığı halde, Ermeni tehcirinden hiç söz edilmiyor. (Sansür mü? Çevirmenler “tam ve dakik çeviri” diyorlar).

Eserin son bölümünde Enver, Talat ve Cemal paşalar hakkında ilginç bilgiler var. Yazara göre Talat Paşa başta Bolşevizme inanmış, (“onlarla birlikte çalışmak hakkında o kadar iyimserdi ki, Moskova’ya gitmeyi bile düşünüyordu”), Radek’le samimi görüşmeler yapmış; fakat sonra sözlerinde durmadıkları için onlardan soğumuş (s. 179). Talat öldürülünce (o sırada yazar da Berlin’de ve Talat’a çok yakın bir evde oturuyor) İmparator’a bağlı gazetelerde üzüntü belirten yazılar çıkıyor; buna karşılık “Demokrat ve yahudilere ait gazetelerde Talat’a ait eleştiriler vardı” (s. 185). “Talat yüksek tahsil görmüş biri değildi. Bütün bildiği sağdan soldan öğrendiği derme çatma bilgilerdi”. Fakat “üstün aklı ve çabuk anlayış kabiliyeti” var (s. 187).

Enver’in de bir Rus süvari birliği baskını” ile nasıl öldürüldüğü anlatılıyor (s. 169). 1922’de Çiçerin’le görüşmüş ve ondan “Mustafa Kemal’le yaptığı mücadele ve Ankara üzerinde oynadığı oyunları” dinlemiş (s. 167).