GRENVİLLE, J. A. S.

ANASAYFA

GRENVİLLE, J. A. S.; Lord Salisbury and Foreign Policy; Londra, 1964.

XIX. yüzyıl sonlarındaki diplomatik entrikalara (başka kaynaklarla karşılaştırılarak) ışık tutabilecek bir kitap.

Salisbury’nin en önemli özelliği gizli politika hastası olmasıydı. En büyük korkusu ise Osmanlı Devleti’nin Rusların kucağına düşmesiydi. Gizli ve “splendid isolation”a dayanan diplomasi yanlısı.

Alman dokümanlara dayanılarak, kendisine, 1895 Temmuz’unda Ruslara Boğazları verdiği atfediliyor. Parlamento’da da “Kırım Savaşı’nda yanlış ata oynadık!” demiş olması bunun kanıtı olarak gösteriliyor. (s.25) Yazara göre bu bir masal. Aslında 1890’dan itibaren Fransa-Rusya yakınlaşması İngilizleri çok korkuttu. Rusya Boğazlara egemen olursa Süveyş Kanalı ve Hindistan yolu tehlikeye girecek. Donanma Boğazları zorlamadan önce, Toulon’daki Fransız donanmasını vurmalı! Bu ordu ve donanmanın 1892’de ileri sürdükleri görüş. Salisbury buna katılmıyor. 1895 Sonbaharı’nda meseleyi kabineye götürüyor. Kabine aksi görüşü benimseyince dış politika değişiyor. (s.27)

Salisbury’den önce Rosebery, Osmanlılarda reform konusunda Rusya, Fransa ve İngiltere arasında bir anlaşma sağlamış. Fakat Rusya fazla işbirliğine yanaşmıyor. Bağımsız bir Ermenistan hiç istemiyor. Lobanov, Salisbury’nin “daha enerjik önlemler” önerisini reddediyor. (s.30)

Bu arada Londra’daki Alman elçisi Paul Hatztfeldt önemli entrikalar çeviriyor; yazara göre “XIX. yüzyılın en olağanüstü diplomatik entrikalarından birini” çevirdi. (s. 31) Kendisini Bismark 1885’te Londra’ya tayin etmişti. Cerbezeli ve tecrübeli bir diplomat; fakat sağlığı bozuk ve tembel; onun için işleri entrikayla yürütüyor. Hatzfeldt, Bismark’tan sonra yürürlüğe konulan “Weltpolitik”i “delice” buluyor. Alman-İngiliz ittifakı peşinde. 9 Temmuz 1895’te Salisbury kendisine Rus-İngiliz anlaşmasından söz edince çileden çıkıyor. (s.33) Bu yüzden entrikaya başlıyor. Yazdıkları bu bağlamda değerlendirilmeli. O, Salisbury’nin Ruslarla bir olup Osmanlı Devleti’ni paylaşma fikrini yazmış. İngiltere’ye Mısır, Rusya’ya Boğazlar verilecekmiş. Avusturya Balkanlarda, İtalya’da Akdeniz’de tatmin edilecek. Grenville, Osmanlı Devleti’nin taksimini, sanıldığının aksine Salisbury değil, Almanya istedi diyor. (s.43) Salisbury Alman teklifini sevmedi; yalnız ya da Ruslarla hareket etmek istiyor. Kibarca atlattı. (s.43)

Ermeni kırımı tamamen Abdülhamit’in işi. 1895 Ekim ayında Kamil Paşa bir reform hükümeti kurdu; fakat üç hafta sonra atıldı. (s.46) Yazara göre Avusturya ve Rusya kırıma aldırış etmiyorlar; tamamen ulusal egoizm içindeler. (Grenville, Langer’in eserini –Diplomacy of İmperialism- “en iyi çalışma” olarak niteliyor.

Salisbury 9 Kasım 1895’te önemli Guildhall’de bir konuşma yaptı. Büyük devletlerin her şeye rağmen Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünü koruyacaklarını söyledi. Aslında hakkında çok olumsuz hükümleri var; fakat kerhen destekliyor. Daha önce yalnız ya da Rusya ile birlikte Sultanı devirmek istedi; fakat kendi deniz kuvvetleri de istemediler. Lobanov, kırımlardan İngilizleri sorumlu tutuyor. (s.49) (Osmanlı Bankası olayı, Gladstone’un mitingi (“The great Assasin”), Salisbury’nin karşısına yine donanmanın çıkışı vb.)

1896 Eylül’ünde Almoral’da Çar İngiliz kraliçesiyle görüştü. Statükoya dönüldü. (s.78) Özellikle Avusturya istiyor.

1895-96’da Salisbury, Osmanlı Devleti’nin hemen parçalanacağını, İngiltere’nin hemen harekete geçmesini istiyor. “Avrupa ortak hareketi”ne dönüldü. (s.82) 1897 Şubat’ında altı ülke reform için ilke anlaşmasına vardı. Osmanlı Devleti’ni denetleyecek bir “supreme court” düşünüyorlar. Avrupa “Concert”i Türk –Yunan savaşını önleyemedi. Savaşın tek sorumlusu Thedor Delyannis’in yönettiği Yunan Hükümet. (s. 90)