FELLOWS, CHARLES

ANASAYFA

FELLOWS, CHARLES; Journal Written during an Excursion in Asia Minor, 1838; Londra, 1839.

Yazar (1799-1860) seyyah ve arkeolog. Bir bankacının oğlu. 1838’de İzmir’e geldi. Oradan Anadolu’ya geziler yaptı. O zamana kadar bilinmeyen siteleri keşfetti. Bu eseri çok yankı uyandırdı. Lord Palmerston bazı eserleri çıkarabilmesi için sultandan izin istedi. 1939 sonlarında tekrar gitti ve 13 yeni yerleşme merkezi keşfetti; fakat beğendiği parçaları çıkarma izni alamadı. Dördüncü, son ve en önemli gezisini 1844’te yaptı. (Dictionary of National Biography; cilt: 18, Londra, 1889)

Önsöz’de şunu yazmış: “(Seyahata başlarken) kuvvetle Yunanlılar lehine, o kadar da Türkler aleyhine ön yargılara sahiptim; fakat, anlattıklarımın akışı içinde görülecek ki,  genellikle dinlerinin empoze ettiği her türlü baskılardan uzak oldukları durumlarda halkla kurduğum kişisel yakınlık sonucunda, Türk karakteriyie ilgili olumsuz fikirlerim giderek yok oldular.” (s.V)

İstanbul’un yolları çok kötü. Avrupa’da yolları bu kadar kötü olan yer görmemiş.

Yazar Dr. Millingen ile de görüşüyor. (s.86) (Dr. Byron’un eski doktoru)

“Türkler hiç de pis insanlar değiller; elleri, ayakları ve yüzleri daima  din icabı olarak temiz tutuluyor. (Fakat) sokaklarının göze batıcı kirliliğinin bu kadar az rahatsızlık uyandırdığı başka bir Avrupa ülkesi görmedim.” (Türkler kadar sigara içenlere de rastlamamış) (s.96)

Merasimde Sultan’ı (II. Mahmut) görüyor. Sultan elli yaşlarında görünüyor.

“Saray’da kadınlar müzik, resim ve Fransızca hocalarıyla birlikteyken başlarını açıyorlar.” (s.98) Sultan Mahmut’un “Hıristiyan olduğundan şüphe ediliyor ve kuşkusuz yaptıkları şu anda yapılanlardan çok daha fazla Müslümanlığın batıl itikatlarını yenmekte rol oynuyor ve bu reformlar belki de halkın dininde daha fazla değişikliklere yol açacaklar.” (s.99)

Her tarafta Sultan’ın portreleri var. Bir çok resim satan dükkanlar bulunuyor. (s.100) “Boğaz kıyısındaki villalar pitoresk bir görünüme sahipler ve üstlerindeki çıplak tepelerle bir tezat teşkil ediyorlar.” (100) Fakat yangınsız hafta geçmiyor. “En geniş evler on dakika içinde yanıyorlar.” (s.101)

“İstanbul’da daha önce tasvir ettiğim türban ve başa konulan diğer şeyler pek görülmüyor; herkes kırmızı fes (cap) taşıyor; halkın karakteri de elbiseyle aynı hızda değişiyor.” (s.100)

Eserde çok güzel gravürler var. Örneğin 1839 tarihli “ev içi” John Murray imzalı gravür anılmaya değer. Gravürlerin çoğu John Murray imzalı.

Rumlar (yazara göre nüfusun onda birini oluşturuyorlar) Türklerle çok karışmışlar. “Giyimleri, hatta dilleri Türklerle karışmaktan o kadar kaybetmiş ki ulusal özellikleri zorlukla anlaşılabiliyor.” (Önsöz’den, s. IV)seyle görüşmüyor. Pazar günü de alışveriş günü (m