KEDOURİE, ELİE

ANASAYFA

KEDOURİE, ELİE; Middle Eastern  Studies (1971, Cilt: VII, No: 1); Türkçe çevirisi, Jön-Türkler, Farmasonlar ve Yahudiler; (Çev. Zeynep Avcı Karabey) Birikim; Sayı: 45.

Türkçe çeviriden almış olduğum notları sunuyorum.

Salisbury 1898’de “inanıyorum ki Palmerston ve Lord Startford de Redcliff yüzünden 1805’deki müttefiklerimizden uzaklaşmakla büyük bir falso yaptık. Büyümekte olan bir devletin dostluğunu, görünür bir biçimde çöken bir devlet için feda ettik” diye yazmıştı. (s. 54) G. Lawther (1913 başlarında Kamil Paşa, İngiliz desteğini esirgediği için kendisinden şikayet ediyor) İngiltere’ye raporlarında, sonunda, Jön-Türklerin Abdülhamit’ten de beter olduğunu anlatmış. (s. 55) Bu görüşlerinde büyükelçi tamamen baş tercümanı Fitzmaurice’in etkisi altında kalmış.

Fitzmaurice, Jön-Türk—Mason ilişkilerini inceliyor ve Masonluğun “İngiliz çıkarlarını etkileyen konularda bir entrika aracı” haline geldiğini yazıyor. Bir mektubunda (1912) “dört yıldır pan-yahudilik arabasına koşulmuş giden pan-islamizm”den söz ediyor. (s. 55) G. Lowther de 1909 yılındaki bir mektubunda “Yahudi İttihat ve Terakki Cemiyeti” ifadesini kullanıyor. (s. 55-56) Elçi, Arnavutluk işinin “birkaç Selanikli Yahudi tarafından yaratıldığı” kanısında. Lowther’in 29 Mayıs 1910 mektubunda tüm Yahudi- Mason-Jöntürk bağlantıları kuruluyor. İtalyan masonları ile de bağlar var. Selânik milletvekili olan Emmanuel Karasso Selanik’te çok güçlü bir loca (Makedonya Rizorta?) kurmuş. Amaç Türkiye’ye ve yatırımlara hakim olmak; kutsal topraklarda bir İsrail Devleti kurmak. (s. 56) En önemli iki araç; “Çingene asıllı Talat Bey ve Yahudi dönmesi Cavit Bey” (başka bir sıfat: Üstad-ı Azam Talat Bey!) (s. 57) Yazar, “belge bu kişilerin gerçekle bağlarının ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir” diyor. Delil ortaya koymadan hepsinin saçma olduğunu ifade ediyor. Mısır haberalma başkanı M.G.F. Clayton da aynı yönde, Yahudiliğin gücü hakkında fikirler ileri sürmüş.

Elie Kédourie, ek olarak G. Lowther’in, C. Harding’e 29 Mayıs 1910 tarihli mektubunu veriyor.

Lowther’in mektubunun özeti: Paris’teki Jön-Türk hareketi büyük ölçüde Selanik’ten ayrı ve ondan habersizdi. Selanik 140 000 nüfuslu; 80 000 kadar İspanyol Yahudisi, 20 000 kadar da dönme var. (s. 58) Dönmelerin çoğu daha önce İtalyan vatandaşlığına geçmiş ve İtalyan localarına bağlı farmason olmuşlar. Şu ifade yer alıyor: “Selanik’teki hareketin özünün Yahudilik olduğu kesindir”. Halk arasında 1908 hareketi “Türk’ten çok Yahudi devrimi” sayılmış! (s. 59)

1909 (31 Mart) hareketini başlatan 4 tabur Kamil Paşa’nın istediği gibi III. Ordu’ya dönmemiş; ayaklanmış. Buna rağmen başlarındaki (dönme-mason) Albay Remzi Bey Sultan Reşat’a başyaver; kardeşi de Selanik’te gözaltına alınan Abdülhamit’in nezaretçisi olmuş. Selanik Yahudi gazeteleri “İsrail’in zalimi”nden kurtulunduğunu yazmışlar. (s. 59) Abdülhamit Herzl’in çağrılarına kulaklarını tıkamış. Polonyalı Yahudi göçmenlere ve diğerlerine kırmızı pasaport koyarak Filistin’de Siyonist ideallerin gerçekleşmesini önlemiş. Bu arada bir çok mason ve Yahudi sayılıyor.. Mısırlı Prens Sait Halim Paşa da farmason.

Bektaşiliğin Güney Arnavutluk ve Makedonya’daki bir milyon taraftarı farmason cemiyetlerine girmek istediler. (s.60)

1909’da Makedonya kuvvetlerinin Abdülhamit’e karşı kazandıkları zafer aynı zamanda İtalyan esinli farmasonluğun İngilizlerce tanınan Mısır büyük locasına karşı kazandığı zafer anlamına geliyordu. (s. 61) 1909’da Türkiye Grand Orient’ı kuruluyor ve dahiliye nazırı Talat “üstad-ı azam” oluyor! Yahudi “iktisat-öncesi zihniyetli Türk’ü tuzağına düşürmüş gibi görünmektedir.”  Macaristan’da da böyle olmuş. Son amaç Filistin ve Mezopotamya’ya yerleşmek. İsrael Zangwill, Fortnight isimli dergide buna açıkça değinmiş. (s. 63)  200 bin Rumen yahudisi, birkaç milyon da Rus yahudisi var. Farmasonluk Yahudiliğin paravanı; Britanya locası bunları reddetti.

30 milyonluk İmparatorluk’ta Türklerin sayısı 6 milyon kadar. (s. 65) “Türk zekası ya da ticarî başarısı ile parlayamayacağından, iç güdüsü onu üstünlüğünü askerî ‘etkinlik’ ile ortaya koymaya itiyor.” (s. 65) Baskı, zulüm, kırım vb. “Şimdiye kadar ki Jön-Türk siyaseti, Osmanlıları ve özellikle Suriyeli Arapları tamamiyle yabancılaştırmıştır.” (s. 66) Masonluğun ve Yahudiliğin büyük gücü ile ilgili bilgilerin Hintli Müslümanlara da ulaştırılmasını istiyor. (s. 66)