AKGÜNDÜZ, AHMED

AKGÜNDÜZ, AHMED; Osmanlı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri; İstanbul, Fey Vakfı, 1990.

Yararlı bir kaynak. İlk ciltte Osmanlı mevzuatı şöyle anlatılıyor:

“Osmanlı hukukundaki mevzuat hükümleri iki kısımdır: Birincisi, doğrudan doğruya Kuran ve Sünnet’e dayanan ve fıkıh kitaplarında tedvin edilmiş bulunan hükümlere Şer’i hükümler, Şer’i Şerif ve Şer’i Hukuk denilmektedir. Osmanlı Hukuku’nun % 85’ini bu hükümler teşkil eder. Bu sebepledir ki Molla Hüsrev’in “Dürer ve Gurer”i ile İbrahim Halebi’nin Multeka’sı Osmanlı Devleti’nin Medeni Kanunu olarak görülmüştür. İkincisi Şer’i hükümlerin tanıdığı sınırlı yasama yetkisine veya içtihat esasına dayanılarak, özellikle mali hukuk, toprak hukuku, tâ’zir cezaları, askeri hukuk ve idare hukukuna ait idari düzenlemeler ve temelini örf ve adet, amme maslahatı gibi tali kaynaklar teşkil eden içtihadi hükümlerdir ki bunlara örfi hukuk, siyaseti şer’iye, kanun, kanunname gibi isimler verilir. Bunlar da şeri esasların dışına çıkamayacağı için İslam Hukuku’nun dışında bir hukuk nizamı olarak kabul edilemez.” (s. 45) (İbn’ül Kayyım el Cevzi; İ’lam-ül-Muvakkiin; Beyrut, Cilt: IV; s. 372)

Eserden ayrıca Ebussuud Efendi’nin ilginç bir fetvasını kaydetmişim:

“Mesele: Ehl-i İslam içinde olan zimmîler yüksek, müzeyyen evler yapmaktan ve şehir içinde ata binmekten ve fahir, kıymetli libas giymekten ve yakalı kaftanlar giymekten ve ince dülbentler ve kürkler ve sarıklar sarınmaktan, velhasıl ehl’i İslam’a ihanetten, kendüleri ta’zimi müşir efalden men eden hâkim, ind’Allah musâb (isabetli davranmış) ve me’cûr (sevap işlemiş) olur mu? El-Cevap: Olur!” Cilt: IV; 1992,  s. 44)