COLLAS, Louis Charles

ANASAYFA

COLLAS, Louis Charles; La Mort d’Abdul-Medjid; Dernier Jour de l’Empire Ottoman, Paris, 1861.

Eser imzasız; fakat kataloglara L. Ch. Collas adıyla geçmiş.

Yazar (1825 doğumlu) Üniversitede öğretim üyesi; Osmanlı tarihi üzerinde çalışmış, ayrıca romanlar yazmış. (Dictionnaire de Biographies Françaises; Cilt: 9, Paris, 1961)

Anti-Türk bir tavır içinde bir yazar.

Lord Chatam demiş ki “Osmanlı İmparatorluğunun korunmasında İngiliz çıkarlarını görmeyenlerle tartışmayı gereksiz bulurum.” Palmerston da bu siyaseti devam ettirmiş. (s.29) Oysa İmparatorluk kadavra.. Zaten Kraliçenin konsoloslarının her eyalette yaptıkları titiz araştırmalar da çöküntünün, yiyiciliğin ve iktidarsızlığın “ortak noktalar” olduğunu ortaya koyuyormuş. Irk eşitliğini getiren 1856 Hattı Hümayunu, “Divan’ın  zaafı sayesinde koparılan tüm ödünler gibi” etkisiz kalmış. (s.9) “Eski Türkler”i yenilik düşmanı olarak sunmakla beraber, yazar, şu gözlemini de ekliyor “yine de bu Eski Parti.. tek başına geçmişin cömert duygularını ve doğuştan gelen erdemleri koruyor” Buna karşılı “İlerici Parti” denilen parti ülkeyi “kararnameler”le değiştirebileceğini sanıyor; ve bizim de daha çok kötü taraflarımızı alıyor. (s.13)

“Bu güne kadar yönetimin dışında kalan Abdül-Aziz Avrupa etkisi ve Tanzimat’ın düşmanı olan Eski Parti’nin temsilcisi olarak görülüyor.” (s.27) Bu parti hayallerinden vazgeçmedi ve “1859 suikastının üzerine örtülen perdeye rağmen, bu Parti’nin Müslümanlar arasında derin kökleri olduğunu ve inançların samimiyeti ve enerjisi dolayısıyla rakiplerine galebe çaldığını bilecek kadar bilgi sahibiyiz.” Bu Parti Kuran’ın İncil’e, geleneğin yenilik unsurlarına galebesini ve “anlaşmaların sık sık ilan ettiği bağımsızlığın gerçekleşmesini” isteyecek. (s.27)

Şimdiye kadar Avrupa’yı Çar’ın gücü korkutuyordu; oysa eskiden Rusya’nın sözünü dinleyen Grek ruhban sınıfı gücünü kaybetmiş. Bulgar dini hareketi bunu gösteriyor. Panislavizm bir hayal oluyor.

4 959 000 km² bir toprakta 35.5 milyon insan yaşıyor; bunun 1/3ü Türk; Avrupa 12 milyon; bunun 1.2 milyonu Türk. (s.18)

Eski Türklerin bağnazlığı bir avantaj iken, şimdi bir zaafa dönüştü. Eski Türklerden bir çoğu, “gavurlar mezarlarını çiğnemesin diye kendilerini Üsküdar’a gömdürüyorlar.” (s.13) Yine de “modern uygarlığa karşı” olmalarına rağmen, “(Türklerin) doğuştan gelen erdemlerini ve cömertliklerini tek başlarına koruyorlar; ilerici parti denen şeye gelince Türkiye’ye bizim kurumlarımızı yerleştireceğini ve bunu da kararnameler yoluyla başaracağını sanıyor; fakat bizden iyi unsurları değil, en çok kötü unsurları alıyor; Muhammed’e tapınmada İsa’ya tapınma karşısında gösterdiği küçümsemeyi gösteriyorsa da, ülkesinde reformlar yapmak yerine onu dağılma yolunda pekiştiriyor.” (s. 14)

Son derece verimli topraklar üretken olamıyor; iş gücü yok, sermaye yok, bilgi yok ve özellikle güvenlik yok. (s.17). Ticaret Grekler’in, Ermeniler’in ve ve Frenklerin elinde. Bunlar “ticaret ve finansta en emin kârları Osmanlıların ellerinden alıyorlar.” (s. 17)