ANDREOSSY, ANTOİNE FRANÇOİS (Le Comte)

ANDREOSSY, ANTOİNE FRANÇOİS (Le Comte): Constantinople et le Bosphore de Thrace pendant les Années 1812, 1813 et 1814 et pendant l’Année 1826; Paris, 1828.

Yazar Osmanlı Devleti’ni “keyfi despotizm” olarak görmenin çok yanlış olduğu kanısında. Sultan ve ve paşaların tiranisi istisnai ve geçici. Yazara göre: “Mülkiyet ilkesinin Türkiye’deki kadar teminat altında olduğu az ülke vardır.” (s. XXX)

Selanik’teki yeniçerileri kontrol için II. Mahmut oraya Seres Bey’i İsmail’in oğlu Yusuf’u paşa tayin etti. Paşa, yeniçerilerden nefret eden Arnavut ordusu ile yeniçerileri tam kontrol altına aldı. (s. 57)

Küçük Asya’nın en büyük iki feodal ailesi Çapanoğlu ve Karaosmanoğlu aileleri.  Birincisi Ankara civarında, ikincisi ise İzmir civarında (Bergama ile Manisa arasında) yerleşmiş bulunuyorlar (s. 51). Yönettikleri şehir için her yıl muntazaman merkeze bir ödenek ödüyorlar. İtaat eder gibi görünüyorlar; aslında bağımsızlar. Elli bin kadar asker topluyorlar. Sultan Mahmut “hiçbir şiddet önlemine başvurmadan” Çapanoğlu ve Karaosmanoğlu’nu paşalıktan attı. Yerine kendi seçtiği ve kendine bağlı adamları koydu. Aileden kendine hizmet edebilecekleri paşa-vali  yapıp başka illere tayin etti. “Sultan II. Mahmut, halklara bu büyük toprak sahiplerinin yumuşak ve ataerkil idarelerinin hiç aratılmaması için dikkatli davranıyor” (s. 51). Karaosmaoğullarına bağlı Kâtipoğlu Mehmet Efendi ailesi de İzmir’e Kaptanpaşa Hüsrev Mehmet komutasında gönderilen donanma sayesinde itaat altına alındı.

Bütün Rumeli-Adalar paşa, bey ve valileri (merkeze bağlılıkları vb) tanıtılıyor. Seres beyi İsmail Bey’in oğlu Yusuf Bey bir Fransız tarafından yetiştirilmiş. İyi Fransızca biliyor. Önce Patros, sonra Haleb’e yollanmış. İyi resim yapıyor; doğa bilimlerinde “hayli geniş bilgileri var” (s. 57-58).

II. Mahmut yeniçerileri yok etmek için hazırlık yaparken Dürrizade’yi müftü seçti; o da softaları yeniçerilere karşı silahlandırdı. Yazar bu seçimi ve Dürrizade ailesini övüyor. Yazar “yüzyıldan beri devletin savunulmasında yararsız ve tüm ıslahat hareketlerinin düşmanı”  yeniçerilerin katlinden  “bu kurtarıcı devrim” diye söz ediyor. (s. 65) Sekiz bin kadar yeniçeri öldürüldü; bunlar şefler ve önde gelenler idi (s. 66). Sultan Mahmut yeniçerileri dinsiz ve imansız ilan etti; çok övülüyor. İlginç not: “herkes biliyor ki” yeniçeri kırımı fikri ilk kez Baron de Tott tarafından III. Mustafa’ya verilmişti (s. 68, 1 no’lu not).

1820’de sultan ilk kez bir tıp ve anatomi kitabının basılmasına izin verdi (s. 70).

1798’de Napolyon’un Mısır seferi dolayısıyla İstanbul’da büyük yangınlar oldu. Fransızcı (Frankofil) Mehmet İzzet Paşa Fransa’yla savaşı reddetti. Dürrizade de aynı nedenlerle savaşa fetva vermedi ve sürüldü. (s. 177).