ALİ PAŞA

ALİ PAŞA; Réponse á  son Altesse Moustapha Fazıl Pacha, à Paris, Paris, 1867.

Mustafa Fazıl Paşa’ya (onun Sultan’a Fransa’ya sığınırken yazdığı mektuba yanıt olarak kaleme alınmış) bu mektup “tarafsız biri” (“un impartial”) diye imzalanmış. Fakat Ali Paşa tarafından yazıldığı (veya yazdırıldığı) biliniyor; kataloglara da Ali Paşa’nın mektubu diye kayıt edilmiş.

M. Fazıl Paşa’nın iyi niyetinden ve iddia ettiği gibi, “tüm yurtseverleri ve iyi niyetlileri” temsil ettiğine inanmıyor. Eğer yurtsever olsaydınız, deniyor, despotik Rusya’nın Nord adlı gazetesine beyanat vermezdiniz (mektubu daha sonra 24 Mart 1867 tarihli La Liberté gazetesinde çıkmış). M. Fazıl Paşa’yı cehaletle suçluyor.

Mısırlı Paşa, Ali, Fuat, Mehmet Rüstü ve Kamil Paşalara saldırmış. Yazar bunları “fanatik hayran” olmadan savunuyor (s. 13). Referansları batılı.

Osmanlı reformlarının tarihçesini yapıyor.

II. Mahmut zamanında Osmanlı Devleti “hırslı olduğu kadar da açgözlü” derebeylerin elindeydi; “iktidar aynı anda heryerde ve hiçbir yerde idi” (s. 17). Haydutlar ve göçebeler dağdan indirildi; toplumsal hayata entegre edildiler. Bu yüzden II. Mahmut, Büyük Petro ve XI. Louis’ye benzetildi. XI. Louis, Richelieu ile Konvansiyon’un yaptığını birlikte yapmıştı. (Bu benzetme Batıyı çok iyi tanıyan birinin kaleminden çıkmışa benziyor). Sonra 1839 ve 1856 geldi.

Abdülaziz 1865’te Vilayet Kanunu’nu çıkardı. (Moniteur Français çok övmüş).

Tüm vilayetler (başlangıçta Avrupa’da) kendilerini özgürce seçilmiş konseyler sayesinde yönetecekler. Dereceleri 1) komün, 2) kanton, 3) kaza (arondisman), 4) vilayet, 5) eyalet. Yazar, otuz yıl önceki devletten eser kalmadı diyor; fakat Batı’dan da geriyiz.

Osmanlılara olumlu bakan bir sürü yazar adı sayıyor. (Listede A. Thierry de var). M. Fazıl Paşa’ya “Anayasa istiyorsunuz” diyor; fakat anayasa Avrupa’da yarım yüzyıldır yapılıyor; sadece Fransa’da altı tane yapıldı; sorunları çözmedi (s. 25). İyi sonuç vermesi için ülkenin “uygarlıkta çok ileri olması” gerekir; oysa Osmanlı Devleti “böyle bir rejim için yeterince ileri olmaktan çok uzak” (s. 25). Türkiye’de 12-14 ulusal grup var. Meclis (özellikle birbirinden nefret eden Hıristiyanlarıyla) hangi sorunu çözecek. Çözümü sadece Türkler sağlayabilir.

Paşa’nın girişimini “mirastan dışlanmış  birinin ülkesinden intikam alması” olarak niteliyor (s. 29). Birini mektubunu Brüksel’de bastırmakla görevlendirdiğini de ekliyor.