AHMED RIZA BEY

AHMED RIZA BEY; Tolérence Musulmane; Paris, 1897.

Jön-Türk liderlerinden, Meşveret gazetesi yazarı Ahmed Rıza Bey’in Fransa’da yayımlanmış ve Paris’te Ulusal Kitaplıkta bulunan kitaplarından biri. Bu broşürdeki fikirlerin bir kısmı 1876’da yayımlanmış.

Yazar, Fransa-Cezayir ilişkilerini nasıl görüyor? Fransızlar Cezayir’i iyi yönetememişler. Yazar Jules Ferry’yi övüyor. “Sadece bu son zamanlarda, özellikle Jules Ferry’den beri Arapları ciddi bir şekilde incelemeye ve metropolla bir yakınlaşmayı sağlamak için karakterleri ve adetleriyle ilgilenmeye başladılar.” (s.3-4) Yani yazar oryantalizmin sömürgeci amaçlarla kullanılmaya başlamasından olumlu bir şekilde söz ediyor.

“Başlangıçta Yunanlıların ayaklanmalarından, son olarak da Ermenilerin ve Giritlilerin ayaklanmalarına kadar Osmanlı İmparatorluğundaki ulusal isyanların hepsi, eğer devlet adamları başlangıçtan itibaren ayrılıkçı hareketleri kontrol etseydi asla meydana gelmeyecek bir durumun sonucudurlar. Bu bakımdan insanlığın utancı olan son kırımlar ve Şeriat ilkelerinin en açık bir şekilde çiğnenmesi, bir taraftan hükümetin bugünkü zaafından, öte yandan da bazı yabancı ajanların ustalıkla istismar ettikleri entrikalardan kaynaklanmıştır.” (s. 36) “Türkiye’nin eski dostları, fikirlerinin bir az gerici (“réactionnaire”) olmasına rağmen, memleketimizin iç işlerini modern diplomatlardan daha yetkili bir biçimde anladılar. Örneğin, Prens Metternich bize Türk olarak kalmamızı ve idare sistemimizin ıslahını, Türk İmparatorluğu’nun koşullarıyla hiç ilgisi olmayan örneklerde aramamamızı ve temel kanunları Doğu’nun örf ve adetlerine tamamen ters olan devletleri taklit etmememizi öneriyordu.” (s. 36) Murat Bey XIX. yüzyıl biterken hala Düvel-i Muazzama’nın gerici “Kutsal İttifak” ilkesi sınırlarını aşamıyor.

Ahmed Rıza Bey İngiliz pozitivist şefi Frederic Harrison’a sömürü ve baskıya karşı düşünceler bağlamında bir gönderme yapıyor. (37)

AHMED RIZA BEY (İmzasız) Echos de Turquie, Paris, 1920.

Sevr Anlaşmasına karşı, işgalci devletlerin duygularına hitap eden (örn. Adana Komitesi, Aydın Delegasyonu bildirileri) belgeler toplamış; sonra da kendi imzasıyla barış anlaşmasını eleştiriyor. Ermeni tehcirini eleştiriyor: “Ben Senato’da Ermenilerin savunmasını yaparken Talat Paşa bana Ermenilerin, Türklerin ve İmparatorluğun düşmanı gibi hareket ettiklerini söylüyordu. Yakınlarda Lord Curzon’un da kabul ettiği gibi, Ermenilerin tamamen masum olmadıklarını biliyordum. Bununla beraber, bu durum, o zamanın hükümetinin hoş gördüğü kırımları, sürgünleri ve zulümleri gözümde mazur kılamaz ve bu hüzün verici olaylar karşısında infialimi teskin edemiyordum.  Oysa mütarekenin imzalanmasından sonra, Britanya Hükümeti, bir yandan Bab-ı Ali’den Türk suçluların cezalandırılmasını isterken, öte yandan da aynı cürümlerle suçlanan Ermeni çetelerini hararetli bir şekilde karşılıyordu” (s. 96).

La Faillite Morale de la Politique Occidentale en Orient; Paris, 1922.

Bir öncekinden yirmi beş yıl sonra yayımlanan bu kitapçıkta da İslam hoşgörüsü övülüyor.

Rusya, Çar Nikola’nın vasiyetine uygun olarak Osmanlı Devleti’ni yirmi yılda bir sarsmış. Fakat Abdülhamit döneminde Sultan’ı “ilerlemeye karşı” olarak buldukları için rahat bırakmışlar. (s.134) Yazar aristokrasiyi kralla halk arasında bir “entelektüel kılavuz” olarak övüyor.(s. 135)

Cumhuriyet’in ilanından bir yıl önce ifade edilen ilginç düşünceler!..