KOCABAŞOĞLU, UYGUR

ANASAYFA

KOCABAŞOĞLU, UYGUR ve BERGE, METİN; Bolşevik İhtilali ve Osmanlılar; Ankara, Kebikeç Yayınları, 1994.

Osmanlı basını (Tanin, Tasvir-i Efkâr, İkdam, Sabah, Vakit) olan biteni daha çok Batı basını kanalıyla anlamaya çalışıyor ve birkaç gün arayla veriyor. Genellikle sathi, karşıt ve aşağılayıcı yazılar. Lenin’in adı ilk kez 17 Nisan tarihli gazetelerde geçiyor. Tanin’e göre (25 Mart 1917) şifa getireceği sanılan ihtilalin “en az fena dereceli neticesi bütün ciğerleri harap eden bir öksürük olacaktır” (s. 55). 28 Mart 1917’de, Tasviri Efkâr’da “Ameleyi nasıl aldatmak istiyorlar?”,  “Amele tahrikâtı devam ediyor” diye yazılar çıkıyor. Hatta aynı gazetede başyazar Yunus Nadi, devrimin derinleşmesini şu satırlarla betimliyor: “Simdi Rusya delileri zincirlerinden boşanmış bir tımarhaneyi andırmaktadır”. (s. 52-53). İkdam’da ise (31 Ağustos 1917) devrim “züğürtler, acizler, nüfuz tahtında kalanlar inkılâbıdır” diye tanıtılıyor (s. 69). 

Sadece Lenin 23 Kasım tarihli Pravda ve İzvestia’da gizli anlaşmaları açıklayınca devrim itibar kazanıyor. Çünkü gizli anlaşmalarla Boğazların Ruslara verildiği anlaşılıyor. İkdam gazetesinin “Aferin Bolşevikler!” başlıklı yazısı (29 Kasım 1917) tüm basındaki eğilimi özetliyor. (s. 105). Lenin ve Devrim itibar kazanıyor. Osmanlı basını “sosyalizm” konusundan çok “barış” konusuyla ilgili. 

Eserin 1919-1922 yıllarını ele alan kısmı daha ilginç. Yine de haber ve analizlere seviyesizlik ve cehalet hakim.

Yazar, sonuç bölümünde şunu söylüyor: “1919 yılı Anadolu için Bolşevik rüzgârların esmeye başladığı, İstanbul içinse anti-komünist dil ve üslubun boy gösterdiği bir yıl olmuştur” (s. 304). Cumhuriyet’e de damgasını vuran “Moskof düşmanlığı”nın kökeni burada! O tarihte başı da Refik Halit’in –Milli Mücadele’ye de karşı olan- Alemdar’ı çekiyor. Düşmanlığın temelinde daha çok dinci ve muhafazakâr düşünceler var.

16 Mart 1920 işgali büyük bir düş kırıklığı oluyor. Ankara, Moskova dostluğunu bir yandan işgalcileri ülkeden kovmak, öte yandan da Batı’yı Anadolu Hükümeti’ni tanımaya zorlamak için kullanıyor. (s. 304).

XIX. Yüzyılda Britanya Süreli Yayınlarında Osmanlılar ve Türkler; Kebikeç, 14-16; 2003-2004.

Çok yararlı bir bibliyografik çalışma.