RAMSAY, W. M.

ANASAYFA

RAMSAY, W. M.; The Revolution in Constantinople and Turkey; Londra, 1909.

31 Mart vakasından sonra Hıristiyanlar çok büyük bir güvensizlik duygusu içindeydiler. “Gerçek şu ki Hıristiyanlar Türkiye’de bir kapan içindeki fare kadar güven içindeydiler.” (s. 5) 1908 İhtilalinden sonra gelişmeler iki parti etrafında oldu: İttihat ve Terakki ile Ahrar partileri. Aralarındaki tek fark birinin merkeziyetçi, diğerinin ademi merkeziyetçi oluşu. (s. 7) “Liberaller (Ahrar) resmi makamların çoğuna ve iktidar görüntüsüne sahipler; İttihat ve Terakki Komitesi toplantıları ve üyeleri bilinmeyen  gizli bir vücut, fakat sorumsuz ve hesapsız tarzda büyük bir iktidar kullanıyor.” (s. 8) Resmen iktidarda, Prens Sabahattin hariç  (Liberaller) Ahrar var.

Perde arkasında Alman-İngiliz nüfuz kavgası. Almanlar politikacıları ve gazetecileri satın almak için para saçıyorlar. (s. 14-15) 13 Nisandan (31 Mart)  sonra üç gerici hoca cami, cami dolaşıp “Hıristiyanları katledin!” demişler. Yüzlerce Ermeni İngiliz Konsolosluğuna sığınmış. Selanik’teki subaylar Hıristiyanlarla kardeşlik çağrıları yapmış. Konya’ya giden bazı etkili Mevleviler ve Murat Bey durumu yatıştırmışlar. Başka yerlerde de (örneğin Kayseri’de) benzer gelişmeler olmuş. (s. 200-203) fakat “fakat belli bir merkezde tertipli bir kırım şemasının yapıldığı ve ister hoca gibi giyinmiş ve dini sıfata haiz, ister din adamı olmayan ajanlar tarafından bunun vaaz edildiği süphe ve tartışma dışıdır.” (s. 202-203)

Merkez ancak Saray mı? Kanıt yok! Fakat ancak Yıldız olabilir. “Başka nerede planlanabilirdi? Ve başka kim planın varlığını açıkça ortaya koyabilecek kadar deli olabilirdi?” Planın varlığı aynı anda her yerde birden aynı sloganlarla  harekete geçilmesinden anlaşılıyor. Sultanın bilgisi var mı yok mu anlaşılamadı. (s. 203)  Planın amacı Jön-Türkleri rezil etmek. Adana’da feci kırımlar oldu. Daha plandan önce olay patlamış. Yüksek mevkideki bir kişiye göre Jön-Türkler Abdülhamit’in kişisel korumasından birinin “özel bir misyonla” gittiğini biliyorlarmış. (s. 205)

Adana’da olaylar Türk-Ermeni kavgasından önce başlamış. Burada Ermeniler iyi silahlanmışlar. Önce Türkler öldürülmüş. “Bir Ermeni kasabın kendi eliyle altı Türk’ü öldürdüğü söylenmiş”. (s. 206)

Adana ve civarında büyük kırımlar olmuş. Yazara göre “bunlar geniş ölçüde Kürtlerin eseri” (s. 207) Konya’nın dört saat ilerisinde bazı köyler “Ermeni istilası”ndan korkup, dehşet içinde kalmışlar. (s. 287)

Almanlar kendi iktisadi teşebbüslerini İngilizlerden daha iyi koruyor ve destekliyorlar. “Tanıdığım ve ülkelerine samimi yurtsever duygularla bağlı bir çok tüccar, eski rejimin son yıllarında Almanya’nın Türkiye’yi, Büyük Britanya’nın Mısır’da yaptığı gibi kontrol ve tanzim etmesinden  memnuniyet duyuyor.” (s. 304)