BAŞAR, FAHAMEDDİN

BAŞAR, FAHAMEDDİN; Osmanlı Eyâlet Tevcihatı (1717-1730); Ankara, TTK Yayınları, 1997.

Lale Devri’ndeki idari yapılanmayı ortaya koyan bu eser, Başbakanlık arşivinde bu konudaki defter ve bunu sunan yazıdan oluşuyor. Açıklamadan aldığım bazı notları sunuyorum.

Osmanlı taşra teşkilâtı, aşağıdan yukarıya şu birimlerden oluşuyor: 1) Köy (Karye); 2) Nahiye, 3) Kazâ; 4) Sancak (Liva); 5) Eyalet (Vilayet). Bu tabirlerin ilk devirlerde birbirinin yerine kullanıldıkları da görülmektedir. (Y. Halaçoğlu; XIV-XVIII. Yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilâtı ve Sosyal Yapı; Ankara, 1991, s. 73).

Köylü halk (reaya), dirlik, vakıf ve mülk reayası olmak üzere üç sınıfa ayrılıyor (s. 1). İdari örgütlenmede en fazla yere kaza ve sancaklar sahip. Kazalarda yönetici olarak kadı, alaybeyi (miralay) ve subaşı bulunuyor. Kadı askeri olmayan şer’i ve hukuki davalara bakıyor; ayrıca belediye görevlerini ve hükümet tarafından merkezden istenecek şeylerin tedarikini sağlıyorlar. Subaşılar asayiş teminiyle yükümlü; alaybeyleri de askeri sorunlarlarla.. Sancaklar XIV. yüzyıldan beri mevcut; XVI. yüzyıldan itibaren hazırlanan tahrir defterlerinde de her birinin kendine özgü kanunnamesi var. Sancak Beyi birimin “mutlak hâkimi”; çok geniş yetkileri var. (s. 2). Suçluları cezalandırıyor; emniyeti sağlıyor; kalpazanlıkla savaşıyor; Sancak sınırda ise, komşu ülkeyle anlaşmanın uygulanmasına da nezaret ediyor vb. Savaş halinde sancağındaki timarlı sipahileri toplayarak beylerbeyinin emrine giriyor. Dereceleri,  sahip oldukları (400 bin akçeye kadar giden) has gelirlerine göre belirleniyor. Oğullarına da 30 bin akçelik zeamet bağlanıyor. İşten ayrılan ya da emekli olan sancakbeyleri de 60 bin akçe maaş alıyor! (s. 2). Şehzadelerin XVI. yüzyıl ortalarına kadar devlet idaresinde tecrübe kazanmak için yollandıkları şehzade sancaklar var: Amasya, Manisa, Bursa, Kütahya, Konya, Trabzon vb. Eyalet merkezi olan sancak da “Paşa sancağı” olarak adlandırılıyor. Sancak, idari yapının çekirdeğini oluşturuyor. Tahrir defterlerine daha çok “liva” ve “mirlivâ” şeklinde kaydolunuyorlar. (s. 3). İdari yapıda en büyük birim ise eyalet ya da vilâyet.

Eyaletler “paşa” statüsünde beylerbeyleri tarafından yönetiliyor. Bunlar askeri ve mülki amirler. Normal olarak sancak beyleri terfi ederek beylerbeyi oluyor; fakat herhangi bir hizmetinden ötürü herkes (500 akçeli kadı da, 400 bin akçe haslı sancak beyi de) o makama gelebiliyor. Kalabalık bir maiyetleri var. Merkeze arz etmek şartıyla timar ve zeamet tevcih edebiliyorlar. Başkanı oldukları bir “divan”ları var. Adli ve hukuki işlere ise kadı bakıyor. En önemli ve itibarlı beylerbeyliği, Rumeli Beylerbeyliği.

Beylerbeyi seferde ise, yerine “mütesellim” bakıyor. XVII. yüzyılda çok az olan mütesellim XVIII. yüzyılda çok yaygınlaştı; voyvoda veya muhassıl ile yönetilen sancakların dışında kalan sancakların neredeyse hepsi mütesellim tarafından yönetilmeye başladı (s. 4).

Eyaletler Sâliyânesiz (Has) ve Sâliyâneli olmak üzere ikiye ayrılıyor. Birincileri (Has ile idare edilenler) Rumeli, Budin, Karaman, Anadolu, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbekir,  Halep, Şam, Trablusgarp; ikincileri ise (Sâliyânesiz) Mısır, Habeş, Bağdad, Basra, Yemen  ve Kaptanpaşa eyaletindeki bazı sancaklar ile Tunus, Cezayir ve Trablusgarp eyaletleri idi. Bu ikinciler timar, zeamet ve hassa ayrılmayarak mahsulleri doğrudan Hazine tarafından yıllık olarak beylerbeyi, sancakbeyi, asker vs’nin maaşları ayrıldıktan sonra tahsil edilirdi. (s. 5).

Eyalet idaresinde “mîr-i mîrân” ve “yurtluk ocaklık” denilen özel statülü sancaklar da vardı. Bunlardan “mîr-i mîrânlık”lar (Cizre, Genç, İmadiye, Bitlis, Hakkari, Mahmudiye, Eğil, Palu) mülk olarak verilen, fakat devlet hakimiyetinin kabul edildiği sancaklar. Yurtluk-Ocaklıklar da (Sokman, Kulp, Atak, Tercil, Pertek, Çapakçur, Çermik, Mihranı) yerli beylere veriliyor. Eflak-Buğdan da özel statülü bir eyalet.

Osmanlı Devleti “sancak” sistemine dayanarak kuruldu. Osman Gazi Selçuklularda kullanılan “subaşı” statüsünü alt birim olarak görerek reddetmiş, “sancak” sıfatını benimsemişti. Söğüt’ün fethinden sonra Selçuklu sultanı Gıyaseddin Mesud bir fermanla orayı Osman Gazi’ye temlik etmiş; Eskişehir bölgesinin fethinden sonra da ikinci bir fermanla (1298) sancak beyi ilan edilerek vergiden muaf tutulmuştu. (Tayyip Gökbilgin, 1977, s. 8). Sonra fetihlerle beraber sancak sayısı da arttı. İlk beylerbeyliği de Süleyman Paşa yönetiminde Rumeli Beylerbeyliği (merkezi Edirne) olarak kuruldu. O ölünce yerini Lala Şahin Paşa aldı; onu da Timurtaş Paşa izledi. Anadolu beylerbeyliğinin kuruluş tarihi de 1393 olarak (H. İnalcık; Classical Age, 1963, s.106) kabul edilmektedir.

Ülke III. Murat (1574-1595) zamanında en geniş sınırlara ulaşmıştı. Özellikle İran’dan kazanılan topraklarla yeni beylerbeylikler kurulmuştu. XV. yüzyıl ortalarında üç olan beylerbeylik sayısı, 1468’de Karaman’ın da alınması ile dörde çıktı. XVI. yüzyıl sonunda 30’u aşmıştı. Daha sonra kırkı da aştı. 

XVII. yüzyıl ortalarında 25’i has (salyanesiz-yıllıksız), dokuzu salyaneli olmak üzere 34 beylerbeyliği vardı; sancak toplamı ise 320 idi. İdari birimlere tayin süreleri her eyalet ya da sancağa göre değişiyor. Bir bölgeye aynı yıl içinde üç hatta dört tayin yapıldığı gibi, ele alınan 13 yılda aynı kişinin yerinde kaldığı da görülüyor. En sık tayin yapılan eyalet Bosna; bu dönemde on üç tayin yapılmış. (s. 15). En fazla sancağa sahip olan eyalet 23 sancağı ile Diyarbekir.

1717-1730 yılları arasında Osmanlı Devleti’nde 44 eyalet, 217 sancak (21’i ocaklık) ve 19 hükümet (10’u hükümet) bulunuyor. (s. 16).

Yazar bu konuda yapılan araştırmaların dökümünü de yapıyor; fakat hala bir çok bilinmeyen var..