HANİOĞLU, M. ŞÜKRÜ

HANİOĞLU, M. ŞÜKRÜ; Bir Siyasal Düşünür Olarak Dr. Abdullah Cevdet ve Dönemi;

İstanbul, Üçdal Neşriyat, 1981.

Abdullah Cevdet o dönemin birçok aydını gibi Batılı bazı materyalist düşünürlerin etkisi altında kaldı. L. Büchner (Madde ve Kuvvet), Félix Isnard, Gustave le Bon, Karl Vogt bunlar arasında. (s. 12) Darvinizmden de dolaylı olarak etkilendi.

A. Cevdet Viyana’da (Osmanlı idaresi ile pazarlıklar sonucu) sefaret doktorluğu elde etti. İshak Sukuti, Tunalı Hilmi de başka görevlere atandılar; birlikte Osmanlı diye bir dergi çıkarıyorlar.) (s. 40) Bu arada Mısır Hidivi’nden de yardım alıyorlar. (s. 40)

Abdullah Cevdet Cenevre’de Muhammed Abduh ile tartıştı. Onun “İslamın özüne dönüş” fikrinden etkilendi. Fakat kendisi İslamı tam bir “etik” olarak düşünüyor. Örneğin Japonları Müslümanlardan fazla Müslüman olarak görüyor. (s. 138) İslamı muhalefet aracı olarak da kullanıyor. 1898’deki bir yazısında “Abdülhamit dinsizdir; Abdülhamit kafirdir!” diyor. (s. 142) Ahmet Rıza’da da benzer fikirler var. (s. 143) 1901’de Faslı bir şeyhten alınan bir fetva ile Abdülhamit’in hal’line karar veriyorlar. (s. 148). Bazı Bektaşi dervişlerinin desteğine rağmen “Jön-Türkler tamamen Ortodoks İslam’a yönelmişlerdi” (s. 148)

Ali Suavi’ye hayran. (s. 151-152) A. Cevdet tam bir batı hayranı. Prens Sabahattin şunları yazmış: “Bazılarımız Avrupalıların bizi hiçbir vakit sevemiyeceklerini, daima düşman olacaklarını iddia edip duruyorlar. Düşünmüyorlar ki daha yarım asır evvel bu adamlar bizi Kırım muharebesinde ölümden kurtardılar..” (Gençlerimize Mektup: Merkeziyet ve Ademi Merkeziyet; Terakki, no:1, Nisan 1906) (s. 180).

1904’te Doğu kültürü ile Batı teknolojisini birleştirme çabası içinde poligamiyi bile savunuyor. (s. 185) Japonların Rusları yenmesi büyük yankılar uyandırıyor.

Fransa’nın Fas Sultanlığı üzerinde himaye kurması üzerine “Osmanlı”da (15 Temmuz 1904) şunları yazıyor: “Fransızlar bizden akıllı, bizden alim, hele bizden bin kat daha adil oldukları ve binaberin ahkam-ı ilahiyeyi bizden daha iyi tanıdıkları için her tarafta cahil ve zalim olan Müslümanları boyunduruk altına alıyorlar. Kabahat bizdedir.” (s. 191)

Prens Sabahaddin’e hayranlığı. (s. 195) (E. Demolin’den de etkileniyor.) Kendisi Osmanlıcılığı savunuyor; fakat bu Jön-Türkler arasında giderek Türkçülüğe dönüşüyor. Şurayı Ümmet’de 1905’te çıkan bir yazıdan: “..burada Osmanlılardan murat bilhassa Türkler, İslamlardır..” (s. 213) Bu dönemde Abdullah Cevdet’in yönetiminde kalan Osmanlı’da hala Osmanlıcılık savunuluyor. Kültürel ve etnik özellikler korunacak; fakat tüm milletler eşit olacak. Tunalı Hilmi Bey de bu fikrin şampiyonlarından. (s. 213)

Abdullah Cevdet Bey Alman düşmanı; Almanlar hakkında ırkçı düşünceler ileri sürüyor. Buna karşılık İngiliz hayranı. (s. 230)

A. Cevdet Avrupa’ya ilk gittiği yıllarda anarşizme ilgi duyuyor. Bakunin, Kropotkin ve Réclus’nün kitaplarının kendisinin İncil’i olduğunu söylüyor. (s. 248) Meşrutiyet’ten sonra giderek İttihatçı düşmanı oldu. Réclus’nin “Evolution et Révolution” başlıklı eserinin “şayanı tavsiye” olduğunu ileri sürüyor. Mütareke’de İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kurucularından. (s. 296) Dini tezyif eden yazılardan dolayı takibata uğradı. İçtihat kapatıldı. (s. 299)

Bahailiğin dünya dini olarak kabulünü istiyor. Peygambere hakaretten iki yıla mahkum oldu. (s. 300) Bu dönemin sonunda Abdullah Cevdet’i yine “bir düşünce üreticisi ve kültür birikimi uğraşçısı” olarak görüyoruz. (s. 301)

Meşrutiyet sonrasında Kürtçülüğe katıldı. (s. 315) 1918 sonrası İçtihat’ta Kürtçü yazılar (K. Ali Bedirhan) yayınladı. (s. 319) Wilson ilkeleri sonucu kurulacak bir Kürdistan Devleti’nin hararetli bir savunucusu oldu. (s. 320)

Meşrutiyet’ten sonra biyolojik materyalizm ön plana çıktı; İslam eleştirilmeye başlandı. “Araç olarak” dahi artık İslam yararsız bulunuyor. (s. 327) İçtihat’ta (7 Mart 1329) “Din avamın ilmidir; ilim havasın dinidir” diyor. (s. 328) D’Holbach’tan mülhem din aleyhtarı fikirler ileri sürüyor.

A. Cevdet Tasviri Efkar’da çıkan (1911) bir yazısında şunu söylüyor: “Ah! Biz her zaman kendimizi dev aynasında görmekten ne zaman kurtulacağız!” (s. 360) Pek Uyanık Bir Uyku başlıklı yazısında da (23 Şubat 1328-1910) adeta Kemalist devrimleri ön görüyor.

Bir Siyasal Örgüt Olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük; 2 Cilt; İstanbul, İletişim Yayınları, 1985.

Kendi Mektuplarında Enver Paşa; İstanbul, Der Yayınları, 1989.

Preparation for a Revolution; The Young Turks, 1902-1908; Oxford, Oxford University Press, 2001.

The Young Turks in Opposition; Oxford, Oxford University Press, 1995.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Zihniyet, Siyaset ve Tarih; İstanbul, Bağlam Yayınları, 2006.