STOİANOVİTCH, TRAİAN

ANASAYFA

STOİANOVİTCH, TRAİAN; Land Tenure and Related Sectors of the Balkan Economy 1600-1800;

The Journal of Economic History; Vol. 13, 1953.

XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Balkanlarda özel mülkiyete yakın çiftlikler (“quasi-private properties”) kuruluyor. (s. 398) “Timarlı sipahiler yavaş yavaş hassa çiftliklerini reaya çiftlik aleyhine genişletiyorlar.” (Borçlanma, mirasçı bırakmadan ölümler, tasarruf hakkının satışı, terk vb. gibi yollarlar) “XVIII. yüzyıl sonlarında Selanik’te yeniçeriler, aileleriyle birlikte 60 000 kadar nüfusun 28-30 binini oluşturuyorlar.” (s. 400) Bütün büyük şehirlerde durum böyle!! Şehirlerde zannatçılık tüketimden hızlı artınca yeniçeriler toprağa kayıyorlar. (s. 400) Güney Sırbistan, Bosna ve Hersek’te yeniçeri ağaları köylüye himaye vaat ediyor. Mora’da yeniçeri ağası tefecilik yapıyor ve bu yolla toprak kazanıyor. (s. 400)

Şehirlerde de, “ayan” denilen taşra zenginleri arasında sermayenin toprağa dönüşmesi çok görünüyor. Yeni ağaların “kırcalı” denilen düzensiz orduları var. (s. 400) Fransa İhtilali Avrupa’yı sararken Osmanlı’da bir “paramilitary internal colonialism” var. Arnavut diyasporası çok faal. XVII. yüzyıl ortalarında “çiftlik” bir toplumsal kurum olarak (örneğin Bulgaristan’da) ortaya çıkıyor. (s. 402) Çiftlik ile “orta (“moderate”) toprak ve az emek hizmeti”nden “büyük (“excessive”) toprak ve abartılı emek hizmeti”ne geçiliyor. (s. 402) Köylüler kırcalı baskısından dağlara kaçıyorlar! Bu süreçte sığır besiciliği, kavak yetiştirme ve sulamaya dayanan bahçe ekiciliği de başlıyor (“all direct evidences of colonisation”) Çiftliklerde önemli yenilik pamuk ve mısır buğdayı ekilmesi. 1720’den itibaren pamuk Makedonya’da üretilip (daha çok Almanya ve Avusturya’ya) ihraç ediliyor. (s. 403) Fransa da Seaalanik’ten ithal ediyor. Serez bölgesinde pamuk üreten üç yüz köy var. Ağalar bunları paylaşıyor. 30-40 köye sahipler. En güçlüsü İsmail Bey. 5 000 kişilik orduya sahip. Ağalar köylüden öşür olarak pamuk alıyorlar. Mısır buğdayı (maize) Hırvatistan da 1611’de (en eski referans) ekiliyor. 1716’dan itibaren Durazzo ovalarında ekiliyor ve Durazzo limanından ihraç ediliyor. Arnavutluk sahilleri de aynı. (s. 404) 1780’den sonra enbaşlıca yiyecek mısır. Dağ köyleri yeni kültürü en geç kabul ediyorlar. (s. 404)

Buğday ihracı yasak; fakat bolluk yıllarında ihraca Sultan izin veriyor.(s. 406) Fakat kıyılardan hububat ağa ve beylerin himayesinde kaçak satılıyor. (s. 406) Yazarın serfliğin gelişmesi dediği süreç Rumen boyarlar için de aynı. (s. 407) Bu süreç senyörü de askeri işlevden ekonomik işleve doğru götürüyor.

“Osmanlı uygarlığının özgün yönü kullandığı yöntemlerde somutlaşıyor: Tarımsal düzende, iktisadi işlevleri çok az olan sayısız silahlı muhafız bulunurken bunlarla oransız derecede az miktarda  çifti çalıştırılıyor.” (Bu da kapitalist işletmeciliği frenliyor.) “Böyle bir (kapitalist) evrim sadece Osmanlı uygarlığı demek olan Osmanlı yöntemlerinin  dışlanması ve Ege ötesinde Batı dünyasında risk alan Yunan tüccar ve gemicilerinin, Sırbistan’ın domuz tüccarlarının ve Makedonya’nın yün ve pamuk tüccar ve katırcılarının taşıdığı ulusçu ve evrensel rekabetçi kavramları benimsemekle olur. Bu tüccarlar  XVIII. yüzyılda Selanik, Üsküp, Belgrad, Viyana gibi boylam yollarına yeni hayat verdiler. Böylece köylüler kendilerini ancak tüccar olabildikleri ölçüde Osmanlı ‘özgül’lüğünden kurtarabiliyorlar.” (s. 411) Balkanlarda toprak ilişkilerinin temel farkı “bir ağanın arazisini, diğer ağaların tasallutundan korumak ve köylüyü toprakta tutmak için  binlerce silahlı koruyucu besleniyor. Trecento ve kuatrocento’nun İtalyan Kondottiere’leri ile XVIII. yüzyıl Osmanlı paralı askerleri arasındaki temel fark şurada: İtalyanlar bir şehri ötekine karşı koruyan mersönerler olarak hareket ediyorlar; buna karşılık Osmanlı ‘kırcali’leri tarımsal arazileri savunuyorlar.” Böylece senyör  Grundherr (askeri yönü ağır basan senyör) durumundan Gutsherr (iktisadi durumu ağır basan senyör) durumuna geçemedi. (s.410)

The Conquering Balkan Orthodox Merchants; The Journal of Economic History; 1960, no: 241-242.

Yazıda, Batı ile ticaret artınca Rumların özellikle korsanlık (illegal ticaretle) büyük servetler yaptıkları anlatılıyor.