MEHMED MEMDUH

ANASAYFA

MEHMED MEMDUH; Mirat’ı Şuunat, Tanzimat’tan Meşrutiyet’e; yayına hazırlayan Hayati Develi, İstanbul, Nehir Yayınları, 1990.

Delet ileri gelenlerinden olan Memduh paşa (1839-1925) bizzat içinde yaşadığı olayları yazmış. Hakkında TDV İslam Ansiklopedisi’nde şu bilgiler veriliyor: “1875’te birinci sınıf bürokrat olarak (rütbe-i ûlâ sınıf-ı ûlâ) sadâret mektupçuluğuna getirildi. Bu görevdeyken devrinin pek çok siyasî ve sosyal olayına yakından şahit oldu. Ayrıca dönemin en önemli siyasî cinayeti olup 15 Haziran 1876’da Mithat Paşa’nın konağındaki Meclis-i Vükelâ toplantısı sırasında meydana gelen Çerkez Hasan Vak‘ası’nı bizzat yaşadı. Mehmed Memduh’un, bürokraside istikrarlı bir şekilde yükselmesine rağmen dışarıda gelişen muhalefetten de uzak kalmadığı, Yeni Osmanlılar’ın Veliefendi’deki ilk toplantılarına bile katıldığı bilinmektedir. Abdülaziz’in tahttan indirilmesinin ardından ölümü etrafındaki muhtelif rivayetlerden Yeni Osmanlılar’ın çoğunluğunun benimsediği Abdülaziz’in intihar ettiği fikrini kabulü de muhalefetle olan yakınlığına bir delildir”.

Eserde Hersek isyanı ve Bulgarlarda ayaklanma işaretleri konusunda bilgiler veriliyor.

O dönemim “asker-sivil aydınları”nın hazırladığı “darbe” girişimi hakkında ilginç bir tablo çiziliyor. Bununla ilgili aldığım bazı notlar.

Ulema sınıfında yozlaşma ve buna karşı kavga: “Şeyhülislam Hasan Efendi ilim yolunda ilerlemeyi kendi mensubiyetine hasredip, maişetleri ehil olmayanlara verdiğinden müderrisler kendisinden hoşlanmıyorlardı” (s. 74). Sadrazam ve şeyhülislamı değiştirmek istiyorlardı. Şeyhülislamdan şikayet eden bir dilekçeyi padişaha softalar verdiler (s. 75). Sonra Mahmud Paşa’dan mühür alınıyor ve Mütercim Rüştü Paşa sadrazamlık için saraya çağrılıyor. Avni paşa da serasker oldu. “Sadaret töreninin yapıldığı gün Bab-ı Ali Caddesi Arasat meydanına benzedi. Bu arada bir kısım halkın ve o cümleden medrese talebelerinin bedestenden silah almaya koştukları şayiası ortalığa yayılmıştı” ve bu arada “Müslümanların Hıristiyanlara karşı bir katliama girişmek tasavvurunda oldukları” iddiası Rus elçisi tarafından ortaya atıldı (s. 26). Rüştü Paşa yalanladı. “Medrese talebeleri türlü desiselerle adeta başları döndürülüp, bunlar ‘Şeyhülislam Hasan Efendi’yi istemeyiz; Mahmut Paşa sadrazamlıkta kalacak mı?” miting yapıyorlar. Bu noktada eseri yayına hazırlayan bir not ile “bazı kaynakların” bu gösterilerin hepsinin “asker olmayıp ‘birer mecidiye’ ile kandırılmış sokak serserileri” olduğunu yazdıklarını ekliyor (s. 77). (Bu arada Mithat Paşa da Bursa valiliğine tayin ediliyor). Sadrazam, padişah adına Fatih medresesi ulemasını tehdit edip yatıştırıyor. “Meclis-i Ali’ye memur olarak atanan Mithat Paşa, Meclis-i Vükela’nın belirli günlerinden başka her gün sadaret dairesine gelir ve Serasker Avni Paşa da ikindi vaktine doğru gelerek sadrazamla konuşurlardı. Şeyhülislam vükela vapuruna binmeyi tercih ettiğinden bunlar vapurun yan kamarasında oturup, burada çarkın gürültüsü konuşulanların dışarıdan duyulmasına engel olacağı için içeride neler döndüğünü kimse bilemeyeceği için, dert üstü murat üstü, baş başa vererek söyleşirlerdi. Diğer vekiller ise, dünyadan habersiz, güvertede sigara içerlerdi” (s. 79).