BENOİST-MECHİN, J.

BENOİST-MECHİN, J. Le Loup et le Léopard, Mustapha Kémal ou la Mort d’un Empire; Paris, Editions Albin Michel, 1956. (460 s.)

Yazar Nazilere sempati besleyen, işbirlikçi bir Fransız. Bundan da hiç nedamet göstermemiş. Eseri Türkçe’ye de çevrildi.

Yeni devlet kurulurken yapılanlar? N. de Bishof 1915 tehciri için “meşru müdafaa”demiş; ama, yazara göre, Ermeni tehcirinde nüfusun yarıdan fazlası yok oldu. (s. 318) Kürtlerin  kırımı, Ermenilerin yok edilmeleri ve Yunanlıların çıkartılmaları Türk tarihinin kara sayfaları olarak niteleniyor. “Fakat halkların böyle gruplaştırılmaları zorunluydu;  bu yapılmadan, Türkiye yeniden doğuşu için elzem unsurlardan biri olan moral ve etnik birliğe kavuşamayacaktı.” (s. 319)

1921-1926 arası Kürtler devamlı ayaklanma halindeydiler. Şeyh Said Nakşi dervişleri şefiydi. “Ankara Hükümeti’nin amacı, Cumhuriyet içinde farklı bir etnik grup oluşturmalarını önlemek için Kürt ırkını yok etmekti.” O zaman “Kürtler evrensel vicdanı ilgilendirmiyordu ve jenosit sözcüğü henüz icat edilmemişti.” (s. 317) İngilizlerin kurmuş olduğu Ermeni “Gençlik lejyonları”nı da Karabekir Paşa kırdı.

Albay Arif Atatürk’ün içini açabildiği en yakınlarındandı; suikaste o da karışmıştı. Onun ölümünü de imzaladı. (s. 324) Davanın ikinci kısmı Ankara’da görüldü. Cavit Bey büyük bir cesaretle kendini savundu. Dünya çapında lehte müdahaleler oldu. New York, Berlin Yahudi örgütleri, büyük banka grupları (Londra, Sasun; Viyana, Rothchild) af istediler. Albert Sarraut koştu; Cavit’in affı için “kişisel olarak onun masumiyetine garanti olduğunu” söyledi. Fayda vermedi. Atatürk aynı akşam için Çankaya’da bir balo düzenlenmesini emretti. Çok haşmetli bir balo oldu; şampanya, özellikle de rakı su gibi aktı. (s. 327)

Ankara 13 Ekim 1923’de, stratejik değil, tarihi ve ruhani nedenlerle başkent yapıldı. (s. 351) (Yazar bu konuda da, birçok önemli başka konuda olduğu gibi, Norbert de Bishof’a gönderme yapıyor.)