DADİAN, Le Prince Mek. B.

ANASAYFA

DADİAN, Le Prince Mek. B.;

La Société Arménienne Contamporaine; Les Arméniens de l’Empire Ottoman;  Paris, 1867.

Türkler “direnilmez atılım” ile fetihleri yaptıktan sonra “yenilen halkların siyasal ve sivil koşullarında hiçbir değişiklik yapmadılar.” (s.2)  (Osmanlı övgüleri. s.3)

II. Mahmut övülüyor. (s. 4) Osmanlılar Ermenilere “hemen hemen sınırsız bir güven” duyuyorlar. (s.5) Osmanlı Ermenileri 3,4 milyon. Sadece İstanbul’da 150 bin Ermeni yaşıyor. (s. 9) 1860 Ermeni Anayasası’ndan önce tam iktidar sahibi idi. (s.9)

Eski asil Ermeni ailelerin yerini banka ve ticaret zengini yeni bir sınıf aldı. (s.11) İstanbul’un fethinden sonra Ani’nin zaptı ve Bagratid Hanedanı’nın düşmesiyle İstanbul’a gelen asiller bir “Milli Konsey” kurdular. Buna önce asiller, daha sonra sarraflar egemen oldu.

Mgr. Jacques, korporasyonları vergiye bağladı. Aralarından, gelir ve giderleri denetlemek için, 24 kişilik bir komite kurdu. Bu “cesur yenilik” bir öz-yönetim oluşturuyordu. Komite yürümedi; eşraf (“notables”) baltaladı ve Mgr. Jacques 1840’da istifa etmek zorunda kaldı. (s.14)

1847’de Mgr. Mathieu, Patrik’in yanında, biri dini diğeri laik olmak üzere iki Konsey kabul ettirdi. (s.18) Korporasyonlar genel ve doğrudan oyla sivil yirmi kişi seçecekler. Patrik bunlara başkanlık edecek ve önemli konularda bunların fikrine başvuracak. Mart 1847’de bir Ferman bunları tasdik etti. (s.18)

Boghos Dadian için “Amiras” sözcüğünü kullanıyor. (Bu sözcük Arapça’dan geliyor. Senyör, prens demek)

24 Mayıs 1860’da Anayasa okundu; bazı değişikliklerle 17 Mart 1863’te bir Ferman kabul etti. (s.23)

Anayasa 150 maddeden oluşuyor. İlkeleri: Genel Meclis Patriği genel oyla seçiyor ve kontrol ediyor. Son söz Meclis’in. 119’uncu maddeye göre Patrik Anayasa’yı çiğnerse yargılanıyor. Meclis 400 kişiden oluşuyor; 220’si seçimle, gerisi (eşraf) tayinle geliyorlar. (s.24-25)

Dadian, uygulanması konusunda kuşkulu: “Aydınlanmanın, Ermeni kitlesinin derinliklerine nüfuz etmediğini ve Ermenilerde kamu hayatı tecrübesinin olmadığını yadsımak olanaksızdır.” (s. 27) Sultan ve Hükümet “liberal” diye övülüyorlar. (s.51)

Ermenilerin eğitimi hakkında bilgiler veriliyor. Yazara göre Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğunda “Batı uygarlığını taşıyan ajanlar” durumundalar. (s. 50)

DADİANLAR’la ilgili The Times’deçıkan bir yazıdan:29 Ocak 1845

(Yazıda Dadyanlar’ın adı geçmese de “bir avuç Ermeni” sözcüğü ile kasdedilenlerin bunlar olduğu açıktır.)

Bir Ziraat Kurulu kuruldu. Köylülere danışmanlık yapacak ve “kolaylıklar” sağlayacak. Batılıların, Gülhane Hattı’na “samimi değilsiniz!” diye yaptıkları itirazlara, Osmanlılar hep bu kurulu göstererek yanıt veriyorlar. Oysa uygulamada hiçbir yararı görülmedi. Eyaletlere “müdir”ler gönderildi. Bunlar 1) Reayayı yiyiciliğe (rapacity) ve haksızlıklara karşı koruyacak; 2) kredi verecek. İngiliz elçisi ve diğer ülkeler desteklediler. Gelen haberler kurulun etkisiz (abortive) değil, zararlı (mischevous) olduğunu gösteriyor. Bir kazada bir müdir % 15’lik faizi ödeyemeyen bir çiftçini toprağına ve ait olduğu köyün muhtarının (ya da çorbacısının) hayvanlarına el koydu. İzmir, Edirne gibi yerlerde müdürler, hiçbir olanakları olmadığı için hiçbir şey yapmadılar. Rıza Paşa imalat için çok çalıştı; fakat sonuç “çok pahalı bir oyuncak fazla bir şey olmadı.” “Bir İngiliz olarak bu tutkuyu (‘mania’yı) kösteklemek için bir şey söylememeliyim; çünkü kuşkusuz bundan İngiliz emeği ve sermayesi istihdam sağlıyor ve doğuş halinde bir sanayinin güçlü bir büyümesi olmayan kuruluşların rekabetinden de fazla korkulacak bir şey yok; fakat gözde devlet adamının (Rıza Paşa’nın) bir avuç Ermeni simsarın çıkarına bir sürü egzotik işletmeyi yaşattığı görülüyor.” Rıza Paşa’nın “enerjisi ve yeteneği” övülüyor; fakat sonuç olumsuz. “(Devlet adamlarının) hepsinde aynı yolsuzluk, hoşgörüsüzlük ve bütün Avrupa etkisini yok etmek arzusu mevcut; eğer bu ülkenin bağımsızlığı için yapılsaydı, kimse yanlış olduğunu söyleyemezdi; fakat sadece zulüm ve bağnazlığı sürdürmek için yapılıyor.”