TUNAYA, TARIK ZAFER

ANASAYFA

TUNAYA, TARIK ZAFER; Türkiye’de Siyasal Partiler, 3 cilt, İstanbul, Hürriyet Vakfı, 1984.

Tunaya’nın temel eseri. İlk baskısı 1952’de (1859-1952 arasını kapsar şekilde) yayınlanmıştı.

— Türkiye’nin Siyasi Hayatında Batılılaşma Hareketleri; İstanbul, Cumhuriyet Yayınları, 1999.

— İkinci Meşrutiyet’in Siyasal Hayatımızdaki Yeri (Türk Parlamentoculuğunun İlk Yüzyılı 1876-1976, başlıklı kol. eser içinde).

23 Temmuz 1908’de Selanik’de (milli marş olmadığı için) Marseillaise okundu (s. 75). Bir iddiaya göre Emanüel Karasu Jön-Türklere 400 bin Osmanlı altını vermiş; fakat belge mevcut değil (s. 80).

1913’te Osmanlı Devleti’nde 30 milyon nüfus, 132 bin memur var (s. 81). Meclis Kardif kömürü ile ısıtılıyor (s. 81). 1908-1913 arası 13 siyasi parti kuruldu; Kamil Paşa ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümetleri dışında tüm hükümetler İttihatçıların etkisi altında (s. 83). Tunaya, İttihatçıları “Türk Jakobenleri” olarak niteliyor (fedaileri de var vb). “Karbonari”lerden çok Bulgar “iç örgütüne” benziyorlar (s. 85). 1876-1908 arasında Rumeli’nde 9 mason locası var. Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol vesayetinde.. Reval görüşmeleri yanlış (sözde Rumeli parçanacalmış!) intikal ettirildi.

İttihatçıların ideolojisi:

1) Osmanlıcılık (“pörsümüş bir emperyalizm”) (s. 89).

2) İslamcılık. Aslında her kuruluş İslamcı olmak zorundaydı. 31 Mart’tan sonra cemiyetteki “ilmiyeci grup” soğudu ve başka gruplara kaydı; laiklik yönündeki adımlar da bunu destekledi. Sonlara doğru, yargı organları Adliye Nezaretine bağlanarak Şeyhülislamın yetkileri azaltılmıştı (s. 90).

3) Asya yolunu açtığı için Almanlar da destekledi. Buna herkes katılmadı (ör. Sait Halim Paşa); buna karşılık Parvüs de Türkçüler safındaydı!

Cavit Bey dönemiz değişmez maliyecisi; son derece liberal ve yabancı sermaye yanlısı. 26 Ağustos 1914’te kapitülasyonlar “bayram havası içinde” kaldırıldı (s. 96). Milli şirketler kurulmak isteniyor (“Kara Kemal şirketleri” vb). Kara Kemal önce kişisel olarak şirketler örgütlemiş, sonra devlet desteği sağlanmış ve kırk kadar şirket kurulmuş. Kara Kemal de iaşe nazırı olmuş! Tunaya, “Devlet eliyle milli tüccar yaratma politikası bu olsa gerektir” diyor (s. 99). Daha sonraları Cavit Bey, Kara Kemal’i İstiklal Mahkemesinde bir “asalak” olarak niteledi.

II. Enternasyonal 1908’i iyi karşıladı, fakat sonra cephe aldı ve 1912 Bale Kongresi’nde balkanlardaki “zulümden” İttihatçı yönetimi sorumlu tuttular (s. 102). İttihatçılar bürokrasiye ve “alt-orta sınıfa” dayanıyor (s. 105). İç demokrasi yok. Türkçü eğilim 1911’de egemen oldu. Teşkilatı Mahsusa 1913’te Harbiye Nezaretine (Enver Paşa’ya) bağlı olarak kuruldu. Ermeni, Rum ve Arap tehcirlerinde rol oynadı (s. 106). Başka paramiliter dernekler de var (Türk Gücü Derneği gibi) (s. 106).

Tunaya’ya göre ilk on İttihatçı lider mason! İstiklal savaşını kendileri adına bir ikinci, üçüncü takımın yürüttüğü kanısındalar. 1926 İzmir Suikastı dolayısıyla böyle bir tablo ortaya çıkmıştır (s. 108). 

1914’te bir birleşimde Meclis hiç görüşmeden 249’dan fazla kanunu muvakkati tasdik etmiştir (s. 124). Birinci Büyük Millet Meclisi’nde kırk kadar İttihatçı olduğu ileri sürülmüştür (s. 118). Kara Kemal ve Cavit Bey “Dokuz Umde”ye karşılık “9 maddelik karşılayıcı bir program hazırlamışlar” (s. 118). İttihatçılık Terakkiperver Fırka ile devam etti ve daha sonraki dönem için de izler bıraktı (s. 118). İttihatçılar fiilen 1926’da bittiler. “1926 İttihatçıların sonunu damgalayan tarihtir” (s. 119. Fakat hareket “bugün için de geçerli bir çok iz bırakmıştır” (s. 121).

İttihat ve Terakki, Mülkiye Dergisi, 1984, Haziran, no:74-75, sayfa 32-36.

Bu makale Tunaya’nın İttihat ve Terakki fırkasıyla ilgili görüşlerini derli toplu veriyor.

Tunaya “İttihatçılık bir çeşit mistik, bir çeşit dine benzer bir şey” diyor ve bu konuda Hüseyin Cahit’ten şu alıntıyı yapıyor: “İttihatçılık memlekete kuvvetli bir mistik getiriyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti bir fırka haline girdiği halde, bu mistik Cemiyet ruhuna da geçerek adeta bir tarikat ruhu neşrediyordu”. Tunaya, “İttihatçılar kendilerini Osmanlı İmparatorluğu’nun tek kurtarıcısı saydıkları için tek gerçek onlardaydı” diyor. Bu yüzden liberal de, sosyalist de, komünist de olabilirlerdi!

İttihatçıların kuruluş modeli Paris’te ya da Londra’da değildi. Balkan çetelerinde, özellikle İMRO denilen Makedonya Gizli İttihat Komitesi’ndeydi.

1889’da Askeri Tıbbiye’de kuruldu; sonra kayboldu. Asıl 1906’da subaylar tarafından Osmanlı Hürriyet Cemiyeti kurulunca hızlı bir gelişme gösterdi. 10 yıllık iktidarının beşi çok partili, beşi de tek parti yönetimi şeklinde geçti.

1908’de beş cereyan (Türkçülük, İslamcılık, garpçılık, sosyalizm, Meslek-i İçtimai cereyanları) ortaya çıktı. Bunlar sonunda iki parti çekişmesine dönüştü. “Kim ki İttihat ve Terakki’ye muhaliftir; mutlaka Sabahattincidir!” görüşü egemen oldu. “1919 Mayısında, Divan-ı Harp’te Nemrut Mustafa Paşa Gökalp’e niçin Türkçü olduğunu soracak ve belki de çok az görünen bir şekilde bir ideoloji yargılanacak(tır)”. Tunaya: “Tabiidir ki bu tür milliyetçilik bugün anladığımız manada bir milliyetçilik değildir”.