FEROZ AHMAD

ANASAYFA

FEROZ AHMAD; İttihat ve Terakki 1908-1914; (Çeviren Nuran Ülken), Sander Yayınları, İstanbul, 1971.

11 Haziran 1908’de Reval’de Rus Çarı II. Nicolas ile İngiltere Kralı VII. Edwardla görüşmeler başlarken Saray’ın baş hafiyelerinden albay Nazım Bey de vuruldu. “Avrupa’da Reval görüşmeleri İhtilal’i başlatan olay olarak yorumlandı.” (s. 18)

Manastır’daki ordu birliklerinin alay müftüsü Saray’ın hafiyelerindendi ve Kolağası Niyazi’nin liderliğinde gizli çalışmalar yapan gruba dahil olmayı başarmıştı. (s. 20) Niyazı dağa çıkarken yanına vergi toplamak ve adaleti yerine getirmek için siviller de almış (200 kadar asker, bir o kadar sivil). Saray, askere İttihatçıları Hıristiyan dostu, Müslüman düşmanı olarak gösteriyor; Avrupa’ya karşı ise Hıristiyan düşmanı diye tanıtıyor. (s. 25) İttihatçılar da ilk günden itibaren Hıristiyanlık ve yabancı düşmanı damgasını üstlerinden atmaya çalışıyorlar. Rumeli’deki Bulgarların hemen hepsi Cemiyet taraftarı idiler. (s. 27) Arnavutlar da Sarayı tehdit ediyorlar. Jön-Türkler’in çoğunluğu tutucu. “1908 darbesi devrimci bir hareket olarak nitelenemez; çünkü değildi.” (s. 37)

Jön-Türklerin toplumsal kökenleri: “Genç Osmanlıların devlet müessesesinin mensupları ve ürünleri olmalarına karşılık, Jön-Türkler yeni kurulan devlet okullarındaki müderrisler, Batı hukuku okumuş avukatlar, gazeteciler, küçük memurlar, bürokratlar ve Batılı anlayışa uygun Harp okullarındaki ikinci derecedeki görevliler gibi yeni doğmakta olan meslek sınıflarına mensuptular. Bunlardan çoğu devlet okullarında okumuş ve tahsilini tamamlamamıştı. İyi tahsil görmüş olanların ise devlet idaresi konusunda tecrübeleri yoktu.” (s. 38) “Jön-Türkler kendilerini yönetici olarak yetkili görüyorlardı.” (s. 38-39) The Times muhabiri de Jön-Türkleri orta sınıf burjuva hareketi olarak nitelemiş. (s.39-40)

İktidarın Bab-ı Ali’ye kayışı. İngiliz başkonsolosu Kamil Paşa’yı çok övüyor. Hükümet maliye, sanayi ve idarede (bütün nezaretlerde) ıslahat yapacak. (s.45) Kapitülasyonlara son vermeye çalışıyor. “Memur tensikatı”na başlandı. (s.47)

5 Ekim’de Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Bosna-Hersek, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu tarafından ilhak edildi. Girit Yunanistan ile birleşme kararını ilan etti. (s.48)

7 Ekim’de dinsel tepki. Hoca Ali liderliğinde bir Ramazan kalabalığı Saray’a giderek Meşrutiyet’in kaldırılmasını istedi. (s.50) Mizancı Murat da Meşrutiyet karşıtı bir grup oluşturdu. (s.50) Murat sürüldü. Yardakçıları hapse atıldı.

İlk Meclis’te 288 mebus var: 147 Türk; 60 Arap; 27 Arnavut; 26 Rum; 14 Ermeni; 10 Slav; 4 Yahudi. (s. 53) Muhalefet’i Ahrar Fırkası oluşturuyor.

Abdülhamit istibdat suçunu danışmanlarına yüklemiş; Ahmet Rıza Bey’i bile yanına almasını bilmişti. (s.55)

İngilizler açıktan açığa Kamil Paşa’yı destekliyorlar. İttihatçılar da. Balkan Savaşlarına kadar Jön-Türklerin büyük devletler içinde en fazla dayandıkları güç İngiltere’ydi. Cemiyet Kamil Paşa’yı İngiliz politikasına yeterince önem vermemesi ve müdaheleyi önlemeye çalışması açısından eleştiriyor. (s.59) (1891’de Şeyhülislam olan Cemalettin Efendi de İngiliz yanlısı) Kamil Paşa Şubat 1909’da düşünce İngiltere şiddetle İttihatçı düşmanı oldu. İstanbul’da çıkan Levant Herald’daşiddetli yazılar çıktı. (s.65) Yeni kurulan Hüseyin Hilmi Kabinesi de İngilizci bir politika uygulayacağını ilan etti. “Türkiye’nin Majesteleri Hükümeti’nin tavsiyelerine uygun hareket edeceğini” açıkladı. (s. 66) Serbesti gazetesi (sahibi Sultan’ın kardeşi Reşat Efendi) Cemiyet’e çok saldırıyor. (s.67) Başyazarı Hasan Fehmi öldürüldü. (s.68) Volkan gazetesi dine, Şeriat’a dayanıyor. İttihadı Muhammedi Cemiyeti’nin ilk fikriyatı bu gazetede yapıldı. (s.69)

30-31 Mart 1909 gecesi Birinci Ordu Birlikleri isyan etti. Meclis Başkanı’nın ve Harbiye Nazırı’nın istifasını istiyorlar. Hükümet istifa etti. Tevfik Paşa Kabinesi kuruldu. Cemiyet çöktü. Boşluğu Ahrar Fırkası doldurdu. (s.71) İşsiz kalan memurlar da büyük bir muhalefet grubu yaratmışlardı. (s.71-72)  “Karşı-Devrim, yeniçeriler gününden kalma geleneksel bir asker softa işbirliğinin devamıydı.” (s.72) Hareketi salt dinsel görmek yanlış. Öyle olsa bu kadar kolay bastırılamazdı. Ayrıca isyancılar, İttihatçılardan başka kimseye (ne Ahrar Fırkası’na ne de Hıristiyanlara) saldırmadılar. (s.73) Rum basını hareketi övüyor ve “31 Mart en az 24 Temmuz 1908 kadar şanlı bir harekettir” deniyor. (s. 73)

Mart ayında (1909) Cemiyet, Yıldız’daki muhafız alayının geri kalanlarının da Anadolu’lularla değiştirilmesi gerektiğini kararlaştırdı. Ancak Padişah’a sadık kalan Arap ve Arnavut birlikleri direndiler. “Makedonyalı askerler tarafından zorla yola getirilmeleri gerekti.” (s.69) (Kaynak: Ali  Cevat Bey’in Fezlekesi;   İkinci Meşrutiyet’in İlanı ve 31 Mart Hadisesi içinde; Hazırlayan H. R. Unat, TTK Yayınları, Ankara, 1960. s.44,45) Abdülhamit’e göre bu Arnavut ve Arap taburlarından maksat “askerliği oralarda da teşvik etmekten ibaretti.” (A.Cevat Fezlekesi, s.44-45)

10-11 Nisan Hareket Ordusu İstanbul’a girdi. Babıâli daha önce işgali önlemek için bir heyet göndermiş; Fitzmaurice’in de heyete katılmasını önce istemiş, sonra vazgeçmiş. (s.75) 22 Nisan’da Mebusan ve Ayan Meclis’leri Millet Meclisi olarak toplanıp ordu bildirisini onayladı. Beş gün sonra da Millet Meclisi Abdülhamit’i tahttan indirip yerine M. Reşat’ı getirme kararını açıkladı. Mahmut Şevket Paşa büyük bir güç kazandı; İttihat ve Terakki gücünü kaybediyor. (s.83) Sıkıyönetim 1911 Mart’ına kadar uzatıldı. 1910 Şubat’ında bazı muhalif İttihatçılar Ahali Fırkası’nı kurdular.

Cemiyet İngiltere’ye Ordu ise Almanya’ya dönüktü.” (s. 92) Cemiyet yanlısı basın Almanya‘ya çatınca (M. Şevket Paşa ile Goltz’un Alman çıkarlarına dönük bir rejim kuracakları iddia edildi) Ordu Tanin’i (H.C. Yalçın yazıyor) kapattı. (93) 1910 Şubatı’nda Ahali Fırkası’ndan sonra başka tutucu gruplar da doğdu. (Mutedil Liberaller Fırkası; Osmanlı Demokrat Fırkası; Hizbi Cedid vb) 1911 Kasımı’nda hepsi birleşerek Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nı kurdular. (s. 110)

1910 Eylül’ünde Sosyalist Parti kuruldu. Başkanı Hüseyin Hilmi. Liderleri tutuklandı ve sürüldüler. (s.110)

Ordu bütçeye pahalıya mal oluyor. Mahmut Şevket Paşa ise “Ordudan hiçbir şey esirgemeyeceğiz!” diyor. (s.114) Cavit Bey borç için Fransa’nın yolunu tuttu. Son anlarda Almanlardan borç bulundu. Ne İngiltere’den ne de Fransa’dan borç sağlanabildi. Fakat Cemiyet yine İngilizlere sempati duymaya devam ediyor. (s.125-126)

Ahali Fırkası kurulunca Makedonya’da da gruplaşmalar başladı. 31 Mayıs’ta Manastır’da bir muhalif kuruluş zorla kapatıldı; üyeleri tutuklandı. Nedeni: Arnavutların ayaklanmasını destekliyorlarmış? (s.127)

9 Haziran’da Sedayı Millet’in başyazarı Ahmet Samim öldürüldü. (s.127) Kökü Paris’te olan bir “komplo” meydana çıkarılarak (Osmanlı Islahatı Esasiye Fırkası – Le Parti Radical) bütün muhalefet ezildi. Lider olarak Şerif Paşa ve Meşrutiyet Dergisi hedef alınmıştı. (s.129)

İkinci yıldönümünde İttihat ve Terakki bir Millete Beyanname yayımladı. 1911 başlarında tutucu Hizb-i Cedid kuruldu. (s.130) İttihatçılar Hizbi Cedid lideri Miralay  Sadık’ı sürmek istiyorlar. O da İttihatçıları dinsizlik, masonluk, Siyonistlik, çıkarcılıkla suçluyor. (s.134) Sadık Melami tarikatından. 23 Nisan 1911’de yeni bir program kabul edildi. Dindarları ve çıkarcıları yatıştırma (kazanma) eğiliminde. (s.137) Cemiyet çok zayıflamıştı. Tanin de Harp Divanı tarafından kapatılmıştı. (s.139)

Hürriyet ve İtilaf’ı bir arada tutan tek unsur İttihatçı düşmanlığı idi. Bunun dışında çeşitli fikirler var. Bu partinin kuruluşu Kamil Paşa’nın Port Sait’te İngiliz Kralı VII. Edward’la görüşmesiyle aynı güne rastlamıştı. (s.152) Muhalefet bundan yararlandı. Bütün bu faaliyet, Alman diplomatı Baron von Marshall’ın dediği gibi “İngiltere için delilik derecesinde bir sevgi gösterisi idi.” (s. 153) İlk ara seçimlerindeki tek adayı Hürriyet ve İtilaf kazandı. 1912 seçimleri Türk tarihine “sopalı seçim” diye geçti. (s.157)

1912 Mayıs ve Haziran ayları içinde İstanbul’da Halaskar Zabitan Grubu kuruldu. Bunların Makedonya’da isyan eden birliklerle ve İstanbul’da Hürriyet ve İtilaf Fırkası’yla ilişkileri vardı. (s. 161) Amaçları “Kanuni Hükümet”i geri getirmekti. Prens Sabahattin de bu grupla ilişki içinde. Hükümeti tehdit ediyorlar. 24 Temmuz’da “48 saat içinde Meclis’in dağılmasını” istiyorlar. (s.165)

Babıali Baskını’ndan sonra Ali Kemal ve Dr. Rıza Nur gibi önde gelen bazı İtilafçılar satın alınmış ve Avrupa’ya yollanmışlardı. (s.184) İttihatçı olmadığını her fırsatta söyleyen Mahmut Şevket Paşa Sadrazam ve Harbiye Nazırı olmuştu. 1 Şubat 1913’te ilk “Müdafayı Milliye Cemiyeti” kuruldu. (s.187)

Babıali dil sorunu ile ilgili siyasetini değiştirip Arapça’nın okullarda öğretilmesine ve “idari mekanizmanın bazı şubelerinde kullanılmasına izin veriyordu.” (s.203) İttihatçı yayın organı Tanin’de Arapça’ya övgüler. Arap asıllı Said Halim Paşa sadrazam oldu. “Türk Hükümeti’nin Türkleştirme siyaseti gütmekle suçlandığı bir dönemde Sadrazam’ın yazılarını yalnız Arapça ve Fransızca yazan koyu bir İslamcı” (Berkes, Secularism, s. 349) olması bir rastlantı değil. “Bugün geriye baktığımızda Türk milliyetçiliğinin tohumunun o günlerde atıldığını görmek mümkündür.” (s.205)

İttihatçılar İslamcı bir politika ile Arapları yatıştırmaya çalışırken Mustafa Hayri (Ürgüplü)yü Şeyhülislam yaptılar. Kendisi ulemadan ayrılmış, laik mahkemelerde görev almış, sarık bile taşımayan bir siyasetçi (s. 219).  1914’te iktidara tam hakimler.

Sarayı izlemek ve kontrol altına almak için Halit Ziya’yı yerleştirdiler. (s. 220)

Mahmut Şevket Paşa yabancı devletlerle gümrük vergi ve resimlerine % 4 zam yapılması, yabancılardan vergi alınması, yabancı postahanelerin kapatılması gibi konularda görüşüyordu. (s. 209)

Eylül 1913 İttihat ve Terakki Kongresi’nde açılış konuşmasını Ali Fethi (Okyar) yapıyor. Çok liberal; yerel dillerin konuşulmasından yana. Prens Sabahattin gibi “yarı-federal, çok uluslu” çerçeve içinde düşünüyor. (s.211)

“Sürgünde olan Jön-Türklerin Abdülhamit rejimine karşı yabancıları müdahaleye davet etmeyi düşündükleri biliniyordu.” (s. 227)

“Turancılık da İslamcılık gibi bir yayılma ideolojisi ki, batı cephesinde tam anlamıyla gerilemekte olan Jön-Türklerin ruh durumuna uygun düşüyordu.” (s.229) 1914 seçimlerinden sonra 5 338 000 Arabı 84 mebus temsil ederken, 12 500 000 Türk’ü 144 mebus temsil ediyordu. Amaç Arapları yatıştırmaktı. (s.230) 1912’de merkez Selanik’ten İstanbul’a alınmıştı. Kabine ile Merkez Komitesi arasında bie denge sağlandı. (s.236)

— Feroz Ahmad’ın A. Dankwart Rustow ile birlikte yazdıkları makale: İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler; Güney Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, 1975-1976, sayı: 4-5.