DUPAN, JACQUES MALLET

ANASAYFA

DUPAN, JACQUES MALLET; Mémoires du Baron de Tott sur les Turcs et les Tartares; Kitap eşelştirisi; Mercure de France, 25 Aralık 1785.

İsviçreli gazeteci (1749-1800). 23 Yaşında Voltaire’le tanıştı ve takdirini kazandı. Fakat onun Hıristiyanlığa karşı düşüncelerinden rahatsız oldu. 1788’de Mercure de France’a katıldı. Büyük başarı oldu. Bir yıl sonra patlayan ihtilale şiddetle karşı çıktı. Kralın takdirini kazandı. Onun adına Prusya Kralı ve Avusturya İmparatoru ile görüştü. İlettiği mesaj: Ordular Fransa’ya başka çare kalmadığı için ve “karışıklığı önlemek” amacıyla girdiklerini ilan etsinler. Hiçbir sonuç alınamadı. 1792’de Fransa’yı terk etti. İsviçre o sırada tüm karşı devrimci entrikaların merkezi olmuştu. Oradan Viyana ve Berlin’e haberler gönderdi. Sonra Londra’ya geçti ve orada öldü.

Yazarın bizim açımızdan önemi D’Ohsson’un eserinin yayınlanmasında önemli bir rol oynaması ve Tott’un anti-türk eseri hakkında aşağıda özetini sunduğum makaleyi yazmış olması.

Yazar önce Türkiye’yi tanıma zorluğunu, hakkındaki çelişik fikirleri değişik yazarları (Rycault, Marsigli, Montagu vb.)  örnek göstererek anlatıyor. Porter’i, özellikle D. Cantemir’i övüyor ve eserini “Türklerin karakterinin en sadık aynası” olarak görüyor. Oysa Tott son derece olumsuz ne varsa kullanmış. “Baron de Tott’a göre bu halkı iklim ve hükümet meydana getirdi.” Kitap sistemsiz. Türklerle başlıyor; Tatarlara geçiyor, sonra yine Türklere dönüyor. “Az kitap bu kadar üzücüdür.” Oysa Tott bu hükümetlerin hizmetinde çalıştı; bir sultanın güvenini kazandı; 23 yıl Türklerle birlikte kaldı. Üç hükümdar (III. Osman, III. Mustafa, I. Abdülhamid) zamanını yaşadı. Şimdi Türklerin Amerikalı vahşiler kadar cahil olduklarını söylüyor. Yazdıkları doğruysa bu imparatorluk nasıl yüz yıllarca sürdü.

Tott’a göre despot hükümdarın karşısında kanun adamları (ulema kasdediliyor) var. Fakat hep despotun dediği oluyor. Hangi monarşide despot başkalarının dediğine boyun eğmek ister? Bütün iktidarlar karşı-iktidara dayanır.

Tott, Türklerin cehaletini dillerine, bu dilin zorluğuna atfediyor. Çince ve Arapça da  zor ama onların cehaletinden kimse söz etmiyor.

Dupan’ın yazısında da Montesquieu’ye olumlu göndermeler var.