DAMAS, AMEDEE

ANASAYFA

DAMAS, AMEDEE (Le Pėre de la Compagnie de Jésus);

Coup d’oeuil sur L’Arménie á propos d’une Mission de la Compagnie de Jésus Ouverte en Asie Mineure par les Ordres du Pape Léon XIII. Paris ve Lyon, 1887.

Papa Léon XIII kimdi? Robert’de (Cilt: 3) hakkında şu bilgiler var. Léon XIII 1878-1903 arasında papalık yapmış; Almanya’da Kulturkampf’ın bitişini sağlamış; Sosyalizme karşı savaşmış ve sosyal Katolikliğin temelini atmış; Tomizm’i Hıristiyan felsefenin temeli olarak restore etmiş bir dini lider.

Eser, Cizvitlerin yeni bir canlanma ile Osmanlı topraklarında nasıl yeni bir misyonerlik yaratma çabasında olduğunu göstermesi açısından ilginç.

Cizvitleri ilk olarak kral Henri IV. 21 Ocak 1609’da yolladı. Çok zorluklarla karşılaştılar. 1617’de tüm  Fransızlar kırım tehlikesiyle karşılaştılar. İspanya’nın ajanları oldukları; Türkleri Hıristiyan yapmaya çalıştıkları; Hıristiyan köleleri kaçmaya kılkırttıkları vb. suçlamaları yapılıyordu. (s. X) Fransız elçisi büyük paralar harcayarak bunları kurtardı. Sonra Avrupa’da da güçlükler başladı. Cizvitlerin oluşturdukları zinciri  “önce Cizvitlere saldıran XVIII. yüzyıl felsefesinin komplosu şiddetle kırmıştı”. (s. XIV) Bu zincir ancak şimdi yeniden ihya ediliyor.

Misyon, 1881 Mayıs ayında yola çıktı. Damas, Ermenileri çok takdir ediyor. “İstanbul’da oldukları gibi heryerde, Rusya’da, İran’da bulunuyorlar ve kervanlarını Çin ve Japonya’ya kadar götürüyorlar. (s. VI) Yazara göre  tüm Osmanlı halkları bağımsızlığına kavuşurken Ermeniler mi “untulmuş ve terkedilmiş” olarak kalacaklar? (s. XII) Doğu’da her şey siyasal bir anlam kazanıyor. “En önemsiz bir insanın din değiştirmesi bile kaçınılmaz bir şekilde siyasal bir biçim alıyor.” (s. XIV)

Yazar daha önceki gelişmelerin bilançosunu yapıyor. Ortodokslar (Schismatiques) Katoliklere karşı Osmanlı Hükümeti’ni tutuyor. 1695’ten sonra Erzurum ve Trabzon’da gerçekleştirilmiş olanlar tahrip oldu.(s.73) Sonra yavaş yavaş canlanmaya başladı. Berlin Konferansı sırasında Van, Erzurum ve Diyarbakır’da 800 000 Müslümana karşı 780 000 Ermeni var. 1881’de Ermeniler Fransa Dışişleri’ne yazdıkları mektupta Ermenistan’ın Rus ve İngiliz nüfuzuna terk edilemeyeceğini; Doğu’da “Katolik demenin Fransız anlamına geldiğini”; birçok Ermeni ailesinde eski Fransız krallarının portrelerinin bulunduğunu (“bizim krallarımız!” diyorlarmış) ve bölgenin stratejik ve ticari önemini belirtiyorlar. (s.160)

Antep Başpiskoposu Mıgırdiç Efendi Protestan olunca (1880) hadise oldu. Londra’ya davet edildi ve büyük propagandalar yapıldı. The Times ve Morning Post olaya büyük yer verdiler. (s.165)

Ankara’da 1884’de 6 000’den fazla Ermeni var. Cizvitlere mektup yazıp yardım istiyorlar. (s.311)

1885’de Eçmiadzin Kilisesi’nin son bağımsızlık şansı kaçtı. Bu yıl Patrik ölünce Türkiye’deki Ermeniler çoğunluk olduğu için patriği onların ruhban sınıfı seçecek. Bu özel bir önem kazanıyor; çünkü Çar Balogenia adlı yeni bir statü ile Ermeni ruhban sınıfının ayrıcalıklarını sınırlamaya çalışıyor. Sinod, Rusya Ermenilerini ve Türk Ermenilerini (İzmir başpiskoposu) temsilen iki aday seçiyor. Millet, Türk Ermeni temsilcisini tutuyor; fakat Çar kendi adayını empoze ediyor. Bunun üzerine 11 Kasım’da İstanbul’da bir Ulusal Meclis toplanıyor ve herkes “Rusların asla kölesi olmayacağız!” diye bağırıyorlar. Eşraf, tüccar, işçi karışımı bir kalabalık da etrafı kuşatmış durumda. (s.474) Aynı topluluk “Yaşasın şanlı (magnanime) sultanımız Hamit!” diye tezahürat yapıyorlar. Ertesi gün Galata Saint-Grégoire Kilisesi’ndeki toplantıya halk sokulmuyor. İçişleri Nazırı polis ve jandarma ile kapıları kontrol altına alıyor. Ulusal Meclis ertesi sabah saat dokuzda toplantıya başlıyor. İkinci bir patrik seçimi bölünmeyi daha da keskinleştirecek korkusuyla, “ehveni şer” kabilinden, Rus adayı gizli oyla, 13’e karşı 41 oyla seçiliyor. Emrivaki böylece kabul edilmiş oluyor. Halk Kilise’den çıkanları “kahrolsun hainler!” diye yuhalıyorlar. Polis hadiseleri önlüyor. (s.475)

İşte Berlin Konferansı’ndan sonra Ermenilerin durumu!