İĞDEMİR, ULUĞ

ANASAYFA

İĞDEMİR, ULUĞ; Kuleli Vak’ası Hakkında Bir Araştırma;

Ankara, Türk Tarih Kurumu yayınları; 2009 (1937).

Eseri sunan İhsan Sungu, daha önceki çalışmaların (Ahmet Mithat, Ahmet Rasim, Vambery, Engelhardt) hiçbirinin “vakanın mahiyetini aydınlatacak bir kıymeti haiz olmadıkları” kanısında. Hep birbirini, özellikle de Engelhardt’ı,  tekrarlamışlar. Engelhardt, olayı “Tanzimat’tan Meşrutiyet’e doğru ilk adım” olarak yorumlamış! (s. 2). Oysa İğdemir, İstanbul Evrak Hazinesi’nde yaptığı uzun çalışmalar sonucu olayı aydınlatmış. Kırk kadar kişi “ihlal-i asayiş” nedeniyle tutuklanıp, Kuleli’ye hapsediliyor. Yazar önce çok sayıda yazardan alıntılar yapıyor. Mahmud Celaleddin, Mirat-ı Hakikat’te, çok kısa şekilde, israf politikası ve istikrarsızlık dolayısıyla Abdülaziz’in tahta çıkarılmak istendiğine işaret etmiş (s. 21). Ebüzziya’nın “rivayetine göre Şinasi merhum da bu cemiyete dahil imiş” (s. 28). Yusuf Akçura ise “Avrupa tarihinde çok gördüğümüz meşrutiyet ve hürriyet istihdaf eden hafi teşkilatların hareketine” benzetiyor (s. 27). Fakat en önemli alıntı Namık Kemal’den: Kemal bir mektubunda hareketin lideri olan Süleymaniyeli (46 yaşındaki) Şeyh Ahmet’i çok övüyor. Magosa’da iken “erbabı kemalat içinde hiçbir mislini daha görmediğim Şeyh Ahmet Efendi dahi buradadır” diye yazmış! (s. 35).

İğdemir, tüm çağdaşların yorumunu bir yana bırakarak,  “benim tetkikatım 22 sayfadan ibaret olan (“o zaman maznunlar hakkında son kararı veren ve bir nevi mahkeme vazifesi gören”) Heyeti Vükela kararlarına istinat etmektedir” diyor (s. 29). Buna göre hareketin inkılâpçı, hürriyetçi bir niteliği yok. Asıl neden Islahat Fermanı ile Hıristiyanlara tanınan imtiyaz imiş!! Maznunlardan medrese talebesi Harputlu Bekir, Şeyh Ahmet’in Şeyh Şamil gibi bir cemiyet kurmak istiyormuş. (s. 34). 

Olaya kırı elli kişi karışmış; Paşalar, subaylar, medreseliler vb var. Beş kişi idama mahkûm edilse de sonra bunlar da kalebentliğe ve müebbete çevriliyor.