ALEXİNSKY, GREGOİRE

ALEXİNSKY, GREGOİRE; La Russie et la Guerre, Paris, 1915.

Eserde Rusya’daki devrimci hareketlerle Osmanlılara karşı savaşlar arasında ilginç paralellikler kuruluyor. Marx ve Avrupa sosyalistleri de böyle paralellikler kuruyorlar ve Avrupa devrimci hareketini “altıncı süper-güç”, Çarlık Rusyası’nı da statükonun jandarması olarak görüyorlardı.

1912 sonunda yayımlanan “Türkiye ve Balkanlar Sosyalistleri” bildirisi, Avrupa’yı Türkiye’de reformları samimi olarak istememekle suçluyor. Jön-Türkler de eşitliğe ve özgürlüğe karşı politikaları dolayısıyla ağır bir şekilde eleştiriliyorlar. (s.37) Jön-Türk politikası dört Balkan ülkesini Türkiye’ye karşı birleştirdi. Rusya da bunda etkili oldu. Avusturya ise Bulgaristan’ı Sırbistan ve Yunanistan’a karşı kışkırtarak birliği bozdu. Türkiye bundan yararlandı.(s. 39)

Devrim ve savaş: “Çarlık Rusya’sının ne zaman devrimci bir hareketten korkmasına yol açacak nedenler ortaya çıktıysa o zaman dışarıda bir savaş macerasına atıldı. Örneğin Dekambristler hareketi (14 Aralık 1825), dördüncü Türk-Rus savaşını (1828-29) başlattı. Kırım Savaşı da, daha öndeki yıllardaki devrimci hareketin gösterilerileriyle çabuklaşmıştı; ayni şey 1877 savaşı için de söylenebilir.” (s. 101)

Son savaş başlarında İstanbul’da çok devrimci mülteci var. Gürcü ve Ukraynalı ayrılıkçı-milliyetçiler “devrimci” gibi görünerek bunları kazanmak istiyorlar; fakat sosyal-demokratlar oyuna düşmüyorlar; fakat sonra daha ılımlı oluyorlar. (s.247)

***

K. MARX’ın Kırım Savaşı hakkındaki yorumu:

Şerefli Kırım Seferi ile İngiltere, Fransa, Türkiye ve Sardunya, birleşmiş bir şekilde, iki yılda bir Rus kalesinin yarısını fethettiler; buna karşılık da Rusya’ya bütün bir Türk Kalesini (Kars’ı) vermek zorunda kaldılar ve bunu da gayet mütevazi bir şekilde birliklerinin dönmek üzere gemilere binebilmeleri iznini talep etmek için yaptılar; evet bu sefer gerçekten her şey oldu; fakat bir Napolyon seferi olmadı! Eğer şerefli olduysa sadece Bazancourt’un romanında oldu. Fakat Kırım Savaşı bir çok şeyi kanıtladı. Louis Bonaparte sözde müttefiğine (Türkiye’ye), sözde düşmanının dostluğunu kazanmak için ihanet etti.  Paris Barışı’nın ilk başarısı Polonya ve İsveçlilerin, Batı Avrupa’nın Rusya’ya karşı yürütecekleri Haçlı Seferi konusunda besledikleri ulusal umutların yok olması; bunun kadar önemli diğer bir başarısı da Çerkes Ulusu’nun fedası ve Kırım Tatarları’nın Ruslar tarafından kırımı oldu.” (Herr Vogt başlıklı eserden. 1860. Metindeki vurgular –italikler- K. Marx’ın)