İSMAİL KEMAL BEY’İN HATIRATI

ANASAYFA

İSMAİL KEMAL BEY’İN HATIRATI; çev. Adnan İslamoğulları, Rubin Hoxha, İstanbul, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2009.

(Yard. Doç. Dr. Bilgin Çelik’in önsözünden) –  İsmail Kemal Bey (1644-1919) feodal bir Arnavut ailesinden gelen bir yüksek bürokrat. Jön-Türk yandaşlığından Arnavut milliyetçiliğine doğru evrim geçiriyor. Sonra da Arnavut Devleti’nin kurucularından oluyor.

Anıları ilk kez Londra’da yayınlanıyor. Türkiye’de hakkında bir çalışma yapılmamış. Anıları hakkında The New Statesment dergisinde çıkan “Bir Türk Diplomatı: İsmail Kemal Bey’in anıları” başlıklı (4 Eylül 1920 tarihli) yazıda, “..Türk liberali Midhat Paşa’nın yakın arkadaşı olan, …kendisini bir liberal olarak tanımlamasına rağmen liberaller tarafından sürekli şüphe duyulan İsmail Hakkı Bey’in kendi yazdığı otobiyografisi Yakın Doğu çalışan öğrenciler için baha biçilmez bir kaynak olarak ele alınmalıdır” deniyor (s. xıx). Hakkı Bey’in özellikle Abdülhamit’in Ermeni kıyımı karşısındaki insancıl tavrı övülüyor.

İsmail Kemal’i Midhat Paşa Tuna valisi iken maiyetine almış. Oğlu Haydar Midhat, onun Midhat Paşa’ya çok bağlı olduğunu, fakat paraya çok düşkün olduğunu yazmış.

İsmail Paşa, Midhat Paşa’nın sürgüne gönderilmesinden sonra gözden düşmüş; Kütahya’da yedi yıl sürgün hayatı yalamış; sonra Bolu mutasarrıfı tayin edilmiş. 1892’de İstanbul’a dönerek, Sultan’ın isteği üzerine bir Islahat Raporu hazırlamış. 1893 yılının Ermeniler için bir dönüm noktası olduğunu düşünen yazar, Ermeni sempatisini ortaya koymuştur. Fakat, daha sonra 1915 tehcirinden hiç söz etmemiş. Damad Mahmut Paşa’nın yurt dışına kaçmasından sonra o da yurt dışına çıkmış.

Yazarın anılarında 1876-77 yıllarında patlak veren buhran ve savaşa götüren olaylar hakkında ilginç açıklamaları var.

Bazı notlar:

Eserde V. Murat, “büyük asalet ve üstün zeka sahibi bir insan” olarak övülüyor. Onun “entelektüel ve manevi üstünlüğü”nden ve “artan popülaritesi”nden korkan sultan onu “sıkı bir inzivaya” mahkum ediyor. (s. 80). Murat da kendisini içkiye veriyor ve bu iptila akli sorunlara yol açıyor.

Mithat Paşa Sultan Aziz’in intihar ettiğinden kuşku duymuyor. Özellikle otopsi yapan İngiliz doktor Nixon’un raporunda kesin deliller varmış (s. 82). Şair Namık Kemal, V. Murat’ın tahttan indirilmemesi için Mithat Paşa’ya “yaşlı gözlerle yalvarıyor”. Sonuç alamıyor (s. 84).

Bulgar olaylarının asıl kışkırtıcısı Mahmud Nedim Paşa idi (s. 88).

“Ziya Paşa ile şair Kemal Bey bu devrin en militan ve tehlikeli adamlarındandı. Bir akşam Mithat Paşa’nın evindeyken Kemal Bey’i kenara çektim ve onu Mithat Paşa’ya zarar vermesi muhtemel fiillerinde makul olmaya ikna etmeye çalıştım, ama nafile. O kendini durumun hâkimi sanıyordu, bana kendini atanmış sözcüsü addettiği halkın yeni rejimden istediklerini anlatmak için ertesi gün Padişah’a gideceğini söyledi” (s. 97). (Yazar İstanbul’da olduğu zamanlarda Mithat Paşa Kanunu Esasi’yi hazırlayan komisyondaki tartışmalara katılmasını sağlıyormuş, s. 97).

“Ali Süavi, Mithat Paşa’ya ve politikalarına açıkça muhalefet etmeyi sürdürdü. Bu amaçla bir siyasi fırka kurmayı denedi. Bunun için ona yardım edenler arasında Adliye Nazırı Halil Şerif Paşa da bulunuyordu” (s. 104).

“Birgün Meclis-i Vükela oturumdayken, saraydaki Mithat Paşa muhaliflerinin en önde gelenlerinden Saray Müşiri ve Tophane Nazırı Damad Mahmud Paşa beni çağırdı ve Sadrazam’ın odasında bir kenara çekti. Sadrazam o sırada orada değildi… Kemal Bey’in o zaman bana Padişah’ı yerinden etmeye ve bir Şerif’i, yani Peygamber soyundan gelen birini kurulacak olan ‘Osmanlı Cumhuriyeti’nin başına reisicumhur olarak getirmeye çalıştığı açıklamasında bulunduğunu söyledi. Böyle kötü niyetli bir entrikadan iğrenerek ona böyle bir fikri bir Türk’ün ağzından ilk defa duyduğumu söyledim” (s. 104).

Mithat Paşa sürülünce “halefi Edhem Paşa bile dizlerini döverek ‘Ne felaket! Ne felaket!’ diye yakınıp durmuş” (s. 106).

“Mithat Paşa’nın harbi arzuladığını ya da kışkırtmaya çalıştığını farz etmek yanlıştır. Mithat Paşa böyle bir felaketi önlemek için elinden geleni yapmakla kalmadı, takip edilen ıslahatın, Avrupa devletlerinin harbe müdahalesini yahut itirazını sağlayacak şekilde koşulsuz ve vakit geçirilmeden hayata geçirilmesi konusunda Büyük Britanya ile tam muvafakat halinde idi” (s. 111).

“Mithat Paşa’nın sahip olduğu bir çok vasıf arasında yorgunluk tanımayan hareketliliği ve şaşmaz dürüstlüğü Şark’ta nadirdir” (s. 124).

“O, diğer milletlere karşı ön yargısı olmayan ve İmparatorluğun hakim milletine imtiyaz tanımayan belki de tek Türk devlet adamıydı” (s. 124).