KIRAY, EMİNE

ANASAYFA

KIRAY, EMİNE; Osmanlı’da Ekonomik Yapı ve Dış Borçlar; İstanbul, İletişim Yayınları, 1993.

“1860’a gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu üç dış borç sözleşmesi yapmış durumdaydı. 1854 ve 1855 borçlanmalarından elde edilen 7,4 milyon sterlin, Osmanlı hazinesine 11,2 milyon sterline mal olan Kırım Savaşı’nın finansmanında kullanıldı. 1858 borçlanmasından elde edilen 3,8 milyon sterlin bu arada çıkarılmış kağıt paranın piyasadan çekilmesi için ayrıldı; ancak bu paranın 0,6 milyon sterlini Cidde’ye yapılan bir askeri seferde ve bazı ayaklanmaların bastırılmasında kullanıldı” (s. 92; Du Velay’dan). İngiliz elçiliği, özellikle de Canning, Osmanlıları borç almaya zorluyor! (s. 94). Muhafazakar Times bile (12 Şubat 1856) yabancıların serbestçe toprak sahibi olmalarının önemini vurguladıktan sonra şunu yazıyor: “Önümüzde zengin ve işlenmemiş bir ülke var; Batı’nın sermayesi bu ülkeye girebilir ve ona sahip olabilir” (s. 95).

Eserin en ilginç yanı İngiltere Hükümeti’nin 1861’de İstanbul’a yolladığı İngiliz Ticaret Heyeti’nden Lord Hobart ve Mr. Foster’ın hazırladıkları rapor. Bu bankacılar, hazırladıkları “Türkiye’nin Mali Durumu Üzerine rapor”u 7 Aralık 1861’de Dışişleri Bakanı Lord J. Russel’a sunuyorlar; rapor daha sonra da -1862’de- İngiltere parlamentosuna sunuluyor. (s. 99). Kıray bu raporla çağdaş İFM raporları arasında -hâkim anlayış açısından- benzerlikler buluyor.

Rapora hakim olan fikir devlet gelirlerini artırma. Bunun için de gereksiz masrafların (özellikle üst kademelerdeki devlet görevlilerinin çok yüksek olan maaşlarının) kısılması; dolaysız vergilerin iltizama verilmeden, doğrudan toplanması; bazı vergilerin (örneğin pul, tütün) artırılması; kamu arazileri satışları, ya da -eğer bu siyaseten uygun görülmüyorsa- uzun vadeli kira sistemi öneriliyor. Yabancılara serbestçe toprak satışı özellikle üzerinde durulan bir konu. Para siyasetinde altın karşılığı olmayan ve fiyatları artıran kağıt paralar (kaime) da tedavülden kaldırılmalı. İltizamcılar ise ikinci derece mültezimler bulduğu ve bu böyle birkaç halka teşkil ettiği için köylüden devletin alacağı verginin çoğu aracılara gidiyor. Küçük memurların maaşlarının çok düşük olması da verimi düşürüyor, ayrıca rüşvetçiliğe yol açıyor. (s. 104-111). Kısaca rapor kapitalizmi daha hızlı geliştirmeye yönelik rasyonel öneriler getiriyor. Üstelik bunlar ülkedeki keyfi yönetimi, sömürüyü ve rüşvetçiliği de azaltacak nitelikteler.