BONNAC, MARQUİS DE

BONNAC, MARQUİS DE; Mémoire Historique sur l’Ambassade de France á Constantinople; Paris, 1894.

Yazar İstanbul’a gelen elçilerin özet bir kroniğini gerçekleştirmiş.

M. de la Haye Vanteley, XV. Louis zamanında ilk Fransız elçisi. Türkiye’de bütün olup bitenleri Venediklilere de aktarıyor. (s.18)

1671’de M. De Nointel İstanbul’a geldi. Temel misyonu kapitülasyonları yenilemek ve gümrükleri % 3’e indirmekti. (s. 25) Kapitülasyonları yeniledi ve Kutsal topraklara da bir seyahat yaptı. (s.32)

Daha sonraki elçi, M. De Guilleragues dönemi “protokol” kavgalarıyla geçti.

M. de Girardin 1686’da İstanbul’a geldi. (s. 39) Viyana seferinin bozguna dönüşmesinden yararlandı. Türkler de daha fazla dostluk göstermeye başlamışlar. Kapitülasyonlar o zamana kadar çok güçlük çıkarılan yerlerde, özellikle Mısır’da uygulanmaya başlanıyor. (s.40) Elçi 1689’da öldü. Yerine M. de Chateauneuf geliyor.

Chateauneuf’ün Osmanlı Devleti hakkındaki görüşü: “Bu imparatorluğun önceden asla öngörülememiş olan bir zaaf içinde bulunduğu söylenebilir.” (s. 90) Girit savaşı yıkıcı oldu. Türkler en büyük dikkat (ve saygıyı) Avusturya imparatoruna gösteriyorlar. (s.102)  Viyana’ya hep seçkin kişiler gönderiyorlar. Elçinin en büyük iki düşmanı şeyhülislam ve Saray’ın baş dragomanı olan Mavrocordato. Mavrocordato Katolik düşmanı. Sultana Papalığı hep kötülüyor. Sultan Mustafa ise av ve metreslerinden başka bir şey düşünmüyor. (s.91)

Daha sonra, 1698’de Ferriol geliyor. Comte de Ferriol’un 1711 tarihli raporu özetleniyor. Raporda Fransız elçisi şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin (Sultan Ahmet’in hünkar hocası) müthiş gücü anlatılıyor. (s.116-117)

Ferriol temel misyonunu, raporda şöyle açıklıyor: “Tek amacım Türkleri gevşekliklerinden sıyırmak ve İsveç kralına gerçek dostlarını tanıtmak ve onları, dost görünüp de her fırsatta Çar’ı destekleyenlerden ayırt ettirmekti.” (s.125) Saray: “Genellikle Saray’da karmaşa o kadar doğal ki, burasının her gün yeni aktörlerin doğduğu bir kısmet tiyatrosu olduğunu söylemek mümkün!” (s.130).

“Din hiçbir zaman İmparatorlukta bu kadar sakin olmadı ve misyonerler hiçbir zaman işlerini bu kadar rahat yapmadılar.” (s.131) Kendisi Cizvit papazlarını destekliyor. Ermeniler de (“gens féroces”) Sultan’a, misyoner faaliyetleri yüzünden,  papayı kötülüyorlarmış. Otuz yıl önce bu büyük zulümlere yol açmıştı. (s.149)