DAVİSON, R. H

ANASAYFA

DAVİSON, R. H.; The Millets as Agents of Change in the Nineteenth Century Ottoman Empire

(in Braude ve Lewis ed. Kolektif eser, 1982)

Bir önceki makaleyi tamamlayan ve geliştiren düşünceler.

Yazar anlatımına “en sathi” olgulardan, giyim-kuşamdan başlıyor. Burada bile gayrimüslimler Batı’ya daha uyumlu! Kültür hayatında, tiyatroda, basında her tarafta öncüler arasındalar. Teodor Kasap Diyojen’i, Sarafyan İbret’i çıkarıyor. Orada Namık Kemal de yazıyor. Güllü Agop’un tiyatrosundan önce de bir Suriyeli Hıristiyan, 1844 ve 1855’te il tiyatroları kurmuş! Türkçe eserler oynuyor; fakat tüm oyuncular Ermeni. (s. 323)

İdarede, özellikle elçiliklerde önemli yer tutuyorlar. Tarımda da ezici üstünlükleri var. Toprak giderek onların ellerine geçiyor. Sarraflar da tamamen gayrimüslimlerden çıkıyor; fakat bunlar daha çok “tutucu” güçler. (s. 325) Kırım Savaşı’ndan sonra Osmanlıların Avrupa pazarlarına baş vurmaları bunları sarstı; fakat güçleri devam etti. (Bkz. Davison; The First Ottoman Experience with Paper Money; in H. İnalcık, O. Okyar; Kollokyum metinleri). Osmanlılar borç faizlerini ödemede zorlandı ve iflasın eşiğine geldiler. “Hükümeti iflastan kurtarmak  için kurulan komisyona, yine aynı sarrafların bir kısmı, Batılı bankacılar ve yüksek Osmanlı yöneticileriyle işbirliği içinde çalışmak üzere tayin ediliyorlardı.” (s.328)

Devlet Şurasında 38 üyenin on biri gayrimüslim. Ayrıca yerel meclislerde ve diğer maclislerde (Meclisi Ahkamı Aliye gibi) iyi temsil ediliyorlar. 1877’de Meclisi Mebusan’da Vasilaki Efendi gayrimüslimlerin de askerlik yapmalarını istedi.Diğer Hıristiyanlar yanaşmadılar. (s. 329)

— Yazar bazı makalelerini Essays in Ottoman and Turkish History (Texas University Press, 1990) da topladı. Hepsine Batılı egemen görüş damgasını vurmuş. Yazara Batı ve Batılı elçiler Osmanlılara çok yardım ettiler; fakat Osmanlı reformcuları (Ali, Fuat vb) onları sevmiyor, diyor ve şunları ekliyor: “Brtitanya elçisi Lord Srtaford de Redcliffe Osmanlı devletine çeşitli şekillerde çok yardım etti; fakat bu dönem içinde Ali Paşa Londra’dan üç kez bu elçinin geri alınmasını istedi.” (s. 132)

Yazar ayrıca “innate Muslim conviction of superiority” (doğuştan gelen üstünlük duygusu) ndan söz ediyor. (s. 123)