LEAKE, WİLLİAM MARTİN

ANASAYFA

LEAKE, WİLLİAM MARTİN, Journal of a Tour in Asia Minor; Londra, 1824.

Yazar (1777-1860) topograf ve para uzmanı. Kraliyet askeri akademisinde okudu. 1794’te West Indies’a gitti ve dört yıl kaldı. 1799’da Kaptan oldu ve Türk denizcilerine topçuluk öğretmek için İstanbul’a bir misyona gönderildi. Anadolu’yu gezdi. (1824’te bir “günlük” yayımladı.) 1800 Haziran’ında İstanbul’a döndü; sonra tekrar Mısır savaşı için seferber oldu. 1801 Mart’ında Mısır çölünü Türk ordusuyla birlikte geçti. 1802’de Elgin’in Mermerleri’ni Londra’ya götürmek için bindiği küçük gemi kaza yapınca Mısır’la ilgili bütün kıymetli  elyazmaları tahrip oldu. 1804’te görevli olarak Yunanistan’a gitti. 1807’de Osmanlı-İngiliz savaşı yüzünden birkaç ay Selanik’te hapis edildi. Yanyalı Ali Paşa ile gizli görüşmeler yaptı.LOrd Byron Ali Paşa’yı ziyaret ettiğinde Yanya’da idi. 1810’da Londra’ya döndü.

JOURNAL:  Eser esas itibariyle topografik nitelikte ve Antik coğrafyayla karşılaştırmalar hakim.

“Gördüklerimize göre Küçük Asya’da Hıristiyanların alt tabakaları aynı sınıf Türklerden daha kötü durumda bulunmuyorlar… Orada Avrupa’dakilerden daha ılımlı, daha dindar ve daha ilkeli bir Müslüman ırkına  muhatap oluyorlar.” (s.7)

Eskişehir’e altı saat mesafede bir ağa Eskişehir valisiyle savaşıyor; sonunda onu öldürüyor ve her iki yere de egemen oluyor. Bu durumda Merkez onun meşruiyetini tanıyor. (s.20) Sultan Dağı’na giderken “Isaklu” altı saat mesafeden gelen suyla besleniyor; refah içinde; fakat valisi merkeze isyan halinde. “İmparatorlukta başka yörelerden daha müreffeh olup da şeflerinin Merkezi İdareye direnmeye muktedir olduğunu gördüğümüz ilk yer burası değil ve bu iki şey arasında ilişki kurmaktan insan kendisini alamıyor. Bu da eyaletler valilerini sık sık değiştirme konusunda iyi bilinen politikanın sonucundan başka bir şey değil; çünkü görevlerini yüksek bir fiyata satın alan valiler kumanda süreleri bitene kadar bunu çıkarmak ve kâra geçmek için her türlü gaspa başvuruyorlar. Oysa, diğer valilerden daha ihtiyatlı ve yetenekli olan Isakli valisi bu şemaya uymuyor; Merkeze karşı gücünü artırmış ve Hükümet onun azlini zahmete değer bulmuyor ve İstanbul’a muntazaman yolladığı bize söylenen ılımlı bir gelirle yetiniyor. Bu arada kendisi de şehrinin refahıyla kişisel olarak ilgilenir hale geldi. Diğer eyalet valilerinin zulüm yöntemleriyle halkı ezerek kendini çarçabuk zengin etme yerine, onu iyi yönetmenin kendi çıkarları açısından daha avantajlı olduğunu anladı.” (s. 39)

“Konya’da Grek Kilisesi mensubu bir Hıristiyan tarafından rahat bir şekilde ağırlandık; fakat kendisi Rumca bilmiyor, hatta bu dil Kilise hizmetlerinde bile kullanılmıyor. Dört İncil’i ve duaları Türkçe okuyorlar.” (46 s.)