MURAD BEY (MİZANCI)

ANASAYFA

MURAD BEY (MİZANCI); Le Palais de Yıldız; İstanbul, 1895.

Yazar, ünlü Mizancı Murat Bey. (Onun hakkındaki en ayrıntılı biyografya: Emil, Birol;  Mizancı Murad Bey, İstanbul Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1979).

Mizancı Murat Bey, Abdülhamit despotizmiyle savaşmak için yurt dışına kaçtıktan sonra yazdığı bu risalede başlıca kötülüklerin kaynağı olarak “Saray”ı işaret ediyor. Kötülük nereden geliyor? “Kuran, uygarlaştırıcı ilkelerin yorumunda takdire değer bir belagate ve yetkin bir aydınlığa sahip. Kötülük Türk yönetim hiyerarşisinden kaynaklanıyor” (ve temelde de Saray var) (s. 4-5). Türkiye, 1) resmi (Bizans) ve 2) ulusal, olmak üzere iki tane. Türkiye gerçeğini yakınlarda Lord Salisbury (Guildhall’da) ifade etti (s. 8).

Son on beş yıllık eğitim bir elit zümre yarattı. Bunun bir kısmı Avrupa’da okudu. (Yazar softaları da liberaller içinde sayıyor). Türkiye’de liberalizmin tarihi yok. Daha öncekiler (Yeni Osmanlılar kastediliyor) “çıkarları Boğaz kıyılarında olmaktan çok Nil kıyılarında olan iki Mısırlı patrisyenin (Mustafa Fazıl Paşa ve Halil Şerif Paşa’nın) mensupları idiler” (s. 9). “Liberal partinin gerçek patriarkı (Küçük) Said Paşa” (s. 10). Abdülhamit’in ilk yıllarının bütün nefret uyandıran (détestable) kararları Said Paşa’nın imzasıyla çıktı. Onu Saray’a Damat Mahmut Paşa soktu. Fakat Said Paşa’nın eğitim konusunda yaptıkları çok övülüyor (s. 11). Said Paşa, Mithat Paşa ile savaşırken onun fikirlerini de benimsedi. Liberalizme hile ile, “saray adamlarının budalalığından yararlanarak”, sultanı da sürükledi. Said’in eserlerinin ürünleri ortaya çıkmaya başlayınca kendisi “hain” ilan edildi ve saraya kapatıldı. Yerine geçen Kamil Paşa (“vezirlerin en anlamsızı”) altı yıl iktidarda kaldı ve sonra kovuldu. Sonra da Cevat Paşa geldi.

Sultanın İngiliz düşmanı politikası beni çok korkuttu. Saint James Kabinesi intikamını mutlaka alır. İngiliz kapitalistleri en iyi koşullarda dahi ihalelerden dışlanıyorlardı (s. 14). İşte Murat Bey durumu aydınlatmak için bu koşullarda Mizan dergisini çıkarmaya başladı. Mizan dört senede sekiz defa kapatıldı (dört kez İngiliz politikası için). Sonra tamamen kapatıldı ve yazar da Düyunu Umumiye’ye komiser tayin edildi (s. 15).

İngiliz “rövanşı” Ermeni sorunu şeklinde ortaya çıktı. Yazara göre “genel reform” konusu dışında Ermeni sorunu diye bir şey yoktu. Türkler daha kötü durumdaydılar. Londra’daki Ermeni komiteleri çatışmaları başlattılar. Ermeni ileri gelenleri de olanları “İngilizlerin kışkırttığı bazı zorbaların” eseri olarak görüyor (s. 16).

Murat Bey bir elçiliğe gidip “genel kırım” tehlikesinden söz ediyor; sultanla iki saat görüşüyor. Sultan kendisine “ılımlı, fakat liberal” bir Anayasa yap getir, diyor. Fakat Kamil Paşa üç beş gün sonra atılıyor ve ev yozlaşmış bir kadro iş başına geliyor. Tüm yurtseverlerin bütün umutları yıkılıyor. Salisbury’nin Guildhall konuşmasından sonra da Sultan Murat’ı huzuruna kabul etmiyor. O da yurt dışına kaçma kararını bu koşullarda alıyor (s. 19).

Murat Bey II. Mahmut’tan itibaren girişilen reformları övüyor. Mithat Paşa’nın sultana iftira ettiği iddia ediliyor (s. 27). “Genel oya dayanan parlmanter rejimler Avrupa’da bile itibardan düşerken, değişik görüşlere sahip birçok ulusun yaşadığı Osmanlı Devleti’nde kabul edilemez” (s. 39). Yazar kanun ve nizamların iyi uygulanmasını sağlayacak bağımsız bir “yetkili heyet” (corps compétent) gereğini ileri sürüyor. Ayrıca basın özgürlüğü istiyor.

Yazar sonuç bölümünde “çözüm” önerilerini sıralıyor. Buradaki fikirler Abdülhamit’e sunduğu 26 Ekim 1896 tarihli rapordakinden farklı. Murat Bey’e göre çözüm ancak “Avrupa’nın müdahalesi” ile sağlanabilir. Buna karşılık elde edilecek olumlu şeyler (“ödünler”):

1) Bütün tebaa kanun karşısında mutlak eşitlik içinde olacak;

2) bir müzakere meclisi (Assemblée Délibérante) kurulacak (nasıl olduğu belirtilmiyor);

3) basın özgürlüğü;

4) siyasal af;

5) sadrazam meclise karşı (vekillerle beraber) sorumlu;

6) “Türkiye uygar bir ülkeye layık kamu düzenine sahip oluncaya kadar belgeyi imzalayan elçiler sadrazamı kabul etme ya da reddetme hakkına sahip olacaklar” (s. 44). Daha sonra da mali ve idari reformlar yapılacak.

Görüldüğü gibi Murat Bey, sonunda, yabancı vesayetinde bir reform sistemi önermekte sakınca görmüyor.

Enkaz-ı İstibdad İçinde Züğürdün Tesellisi; İstanbul, Şehir yayınları, 2005.