ABDİ TARİHİ

Abdi Tarihi; yayına hazırlayan: Faik Reşit Unat, Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1999.

Unat, tanıtma yazısında Abdi Efendi’nin “devrin hadiseleri içinde yaşamış bir zat” olduğunu, fakat hayatı hakkında hiçbir şey bilinmediğini yazıyor. Dönemin vakanüvisleri Patrona isyanını hazırlayan 1729 yılı hakkında bir bilgi vermemişler. Bu da eserin değerini artırıyor..

Abdi Efendi ayaklanmanın ilk kararlaştırılmasını anlatırken “(Sadrazam) İbrahim Paşa Hazretleri bir zevk u sefaya mail, ruz u şeb hay u huy ile safada ve ocaklarda zabitan birbirine uygun ve Devlet-i Ali Osman da bu gûne hareket eylemiştir” diyor. Daha sonra da gedikli ağaların bir iftira ile gediklerinin ellerinden alınarak bunların kendi adamlarına veya hassı hümayuna devredildiğini, kendileri de sürülerek ya da kalebend yapılarak zeametlerinin hasılasına beş on yıl el konulduktan sonra bunların tekrar yerlerine döndüklerini anlatıyor ve şunu ekliyor: “Ve reaya fukarası zulm-ü cevrinden perişan olmuştu. Alem hayrette kalmış idi”. Zevk-u safa o kadar yaygın ki “Memalik-i Ali Osman harab olmak değil, canib-i erbasını (dört yanını) düşman neuz-u billah zapteylemek sadedinde olsa, belki biz zevkimizde olalım derdi”. (s. 26).

Esere egemen ideoloji değerleri hakim; ihtilalciler aşağılanıyor; “zorba” olarak niteleniyor. Ayaklanma bastırıldıktan ve Patrona öldürüldükten sonra başlayan (“Ramazanı şerifin on yedinci Pazar gecesi, saat sekizde” – 26-3- 1731) yeni isyan için de şu satırlar yer almış: “zorbalardan baki kalan nekebattan (beladan) ve yeniden gelen Arnavut ve Laz ve Çingen ve Ermeni ve Rum ve Yahudi ve Kürt ve Bosnevi ve Anadolu Türkü ve Rumeli Çıtağı (Bulgar Türkü, çoban) ve ipten kazıktan halâs olmuş kesan (kimseler) bir araya cem ve bir ferdin haberi yok iken bir iki bin haydut bayrak bayrak, kol kol şehr-i İstanbul’a yığılıp birkaç yüzü Ağa kapusunu basıp ve Abdullah Paşa Hazretleri ard kapudan tezcek firar, kapuda kalan malını bilcümle mesfur haydutlar yağma ve talan edüp ve bir güruhu dahi cephaneye varup ve On İki Odalardan Et Meydanına gelüp yeniçeri odalarından kiminden kazan kiminden çadırlar alup meydana beş on çadır kurdular” (s. 62). Bu “din ve devlet düşmanları” da kanla bastırılıyor.