SOMEL, SELÇUK AKŞİN

ANASAYFA

SOMEL, SELÇUK AKŞİN; Osmanlı’da Eğitimin Modernleşmesi (1839-1908); İstanbul, İletişim Yayınları, 2010. (İngilizce aslı: The Modernization of Public Education in the Ottoman Empire (1839-1908); Leiden, Koninklijke Brill, 2001).

Osmanlı Devleti’nde eğitimde, belki “modernleşme”yi değil de, modernite yönünde atılan adımları anlatan önemli bir çalışma. “Modernleşme”yi, “reformist bürokratik kadroların maddi ilerlemeye ulaşmak amacıyla yobaz ve gerici ulemaya karşı bazen açık, bazen gizli mücadeleler verdiği, pozitivist nitelikli batılılaşma” anlamında kullanıyor. (s. 19). “18. yüzyıl öncesinde Osmanlı’sa eğitim esas olarak dinî mektepler ve daha dünyevi nitelikler arzeden birkaç eğitim kurumundan oluşmaktaydı. Sonuncuları kapsayan Topkapı Sarayı’ndaki Enderun Mektebi, Acemi Oğlanları Mektebi veya devlet dairelerinde kitâbet eğitimi vererek memur yetiştiren öğretim uygulamalarını düzenli eğitim sisteminin bir parçası saymamak lazımdır” (s. 38). Bunlar seçkinci nitelikte. Müslüman tebaaya eğitim veren geleneksel eğitim veren kuruluşlar da “ilköğretim düzeyinde mahalle mektepleri ile daha yüksek düzeyde medreseler” idi. (s. 38). Eserde Tanzimata karşı Abdülhamit döneminin de “özünde yobaz ve din eksenli kültür siyasetleri” uyguladığı ve eğitimi gerilettiği ileri sürülüyor. (s. 19). 

Somel, Türkçe çeviriye yazdığı önsözde B. Fortna’nın eserini kendi incelemesini tamamlayıcı nitelikte görüyor. Esere eklenen ve yiminci yüzyıl başında (1899, 1904) -kasaba ve köy ibtidailerinde, aşiret mekteplerinde, rüşdiye ve idadilerde,  dar’ül-muaaliminlerde ders programlarını gösteren ekler de son derece açıklayıcı. Bunlar sözü edilen “modernleşme”nin sınırlarını da acı bir şekilde ortaya koyuyor. Eserde, programlarda yer alan bazı derslerin nasıl okutulduğuna dair anılara da yer verilmiş. 

Rüşdiye ve İdadi ders programı örnekleri:

Rüşdiye 1. Sınıf (1904):

Kuranı Kerim ma’Tecvid (6 saat); İlmü Hal (2 saat); Türkçe (4 saat); Sarf-ı Arabi (2 saat); Hesap (2 saat); Muhtasar Coğrafya-i Osmani (2 saat); Hüsn-ü Hat (2 saat); Ahkal (1 saat); Kıraat (2 saat). (Ek-5, s. 358).

İdadi 3. Sınıf (1899): Ek-6 s. 359-361.

Ma’Tecvid Kuran-ı Kerim ve ulûm-u Diniyye (3 saat); Türkçe (4 saat); Arabî (2 saat); Farisî (2 saat); Fransızca (3 saat. Daha önceki sınıflarda yok); Hesap (2 saat); Hendese (1 saat); Coğrafya (2 saat); Tarih (2 saat); Malûmat-ı Nâfıa ve Hıfzıssıhha (1 saat); Hüsn-u Hat (1 saat); Resim (1 saat). Yedinci yıl ders programında Hikmet-i Tabiiye, Kimya, Kozmografya, Makine, Mevalid (Biyoloji), Edebiyat, Kavanin (Hukuk), İlm-i Servet (İktisat) dersleri de var.

Osmanlı eğitim reformunda öncülerden biri Mekâtib-i Umumiye Nazırı Ahmet Kemal Efendi. Bu zat henüz nazır olmadan da bu yönde girişimlerde bulunmuş, fakat Evkaf Nezareti tarafından önlenmiş. 1847’de ise ilk kez ve masrafını kendi karşılayarak İstanbul’da iki (pilot) rüşdiye mektebi kuruyor.  Bunun başarılı olduğunu gören Hükümet 1848’de, İstanbul’da beş rüşdiye de kendisi açıyor. (s. 65). Bunlar başlangıçta mahalle mektepleri ile yüksek tahsil arasında iki yıllık kurumlar olarak düşünülüyor; daha sonra her iki taraftan da birer yıl alınarak dört yıla çıkarılıyor. Ders programları hakkında bir bilgi bulunmuyor. Bazı yazılarda ilk açılan rüşdiyelerde öğrencilerin Arapça, Farsça, Aritmetik ve Coğrafya’da başarılı oldukları söyleniyormuş!

Mahalle mektepleri daha çok kişisel girişimlerle, hatta padişah bağışlarıyla kuruluyor. Örneğin Sultan Abdülmecid 1851-1852’de, Muş’ta, maliyetini şahsen karşıladığı bir mahalle mektebi inşa ettirmişti. O zamana kadar Muş kasabasında Müslümanlar için tek bir okul dahi mevcut değildi. (s. 105).

Balkanlarda 1857’de başlayan v 1860’larda ivme kazanan “mahalle mektebi” açma furyasının bölge (Arnavutluk, Bosna, Yanya, Üsküp) halkının İslam inancını güçlendirme ve onlara Osmanlıca öğretme gibi bir hedefi de var. 1860’larda Batı Balkanlarda Hıristiyanlığa dönüş eğilimleri var. (s. 106). Buralarda rüşdiyeler yerine mahalle mektepleri açılması yeğleniyor. 1867’de (Takvim-i Vakayi, 5 Ağustos) Rumeli’nin bazı kazaları dâhilindeki İslam köyleri işbirliği yaparak her iki üç köy ortak bir mahalle mektebi açıyorlar. (s. 108). Bazı bilgili ve girişken yerel yöneticiler taşra mekteplerinin düzeyini yükseltiyor. Yazar bunlara örnek olarak Pirlepe kazasına kaymakam olarak tayin edilen Mülkiye mezunu Tahsin Efendi’yi veriyor. Tahsin Efendi 1864 tarihinde merkeze yolladığı bir yazıda Pirlepe’deki beş mahalle mektebi hocalarının Arabî öğretiminde başarılı olduklarını, fakat coğrafya ve Matematik bilmediklerini yazmış. Matematik derslerini kendi veriyormuş! Bazı yetenekli memurlara da Coğrafya dersleri verdiyormuş! (s. 108).

Devlet adamları içinde ise Midhat Paşa öğretime verdiği özel önemle de ön plana çıkıyor. Niş Sancağı mutasarrıfı iken farklı dinlerdeki çocukların karma eğitim görecekleri bir sanayi okulu (Islahhane) açmış. Ayrıca Midhat Paşa, bölgedeki mahalle mektepleri öğrecileri rüşdiyeye hazırlamakta yeterli olmadığı için Niş ve Leskofça’da bulunan bütün mektepleri ıslah ederek tüm Müslüman çocukların burada okumasını mecburi kıldı (s. 109). 1864’te yeni kurulan Tuna vilayetinin valiliğine atandıktan sonra da ıslahat ve karma eğitim uygulamasını yaygınlaştırmaya çalıştı ve bunu da Bulgar milliyetçiliğine karşı kullandı. (s. 109. Ref. R. Davison; Reform in the Ottoman Empire, 1963, s. 154-155).