BİSMARCK (PRENS)

BİSMARCK (PRENS); Pensées et Souvenirs; Paris, 1899. (Cilt: 2) (Almanca baskısı, Gedanken und Erinnerungen, mit einem essay von Lothar Gall; Berlin, Verlag, 1990).

Bismark bu düşünceleri iktidardan düştükten sonra kaleme almış.

Prens “genel oy”u “devrimci” bir yöntem olarak   görüyor. İç savaşta Avusturya’ya karşı kullanıyor. Alman halkı bunun “zararlı bir kurum” olduğunu anlayınca bundan vaz geçecek. Teorik ve pratik olarak genel oya taraftar, “yeter ki Alman ırkının cömert duygularına ters düşen gizli oy ilkesinden vaz geçilsin!” (s. 69) “Fakat devletin güvenliği ve gelişmesi için mülkiyet temsilcilerinin ağır basması daha yararlıdır.” (s. 70) Kırım savaşından söz ederken “mutlakiyetçilik”i savunuyor.

“Lord Palmerston 4 Nisan 1856’da, Avam Kamerası’nda, kuşkusuz Meclis üyelerinin dikkatinden kaçan bir ironiyle, Kars sorunuyla ilgili Meclis’e sunulacak belgelerin büyük bir dikkat ve ihtimamla seçildiklerini söylüyordu.” Prens bu bilgiyi “İngiltere’de Parlamento ve basının nasıl kolaylıkla aldatılabildiği” konusunda delil olarak sunuyor. (s. 257)

Şubat 1877’de Bismark Rus elçisi Comte de Schuwalof ile mektuplaşıyor. Bismark Rusya ile dostluk geleneğinden söz ederek 1848, 1854, 1863 yıllarındaki dostluğu anımsatıyor.

Prense göre 1890’larda Rusya’nın kafasında Hünkâr İskelesi modeli var. Sultan Boğazları kapayacak; buna karşılık Ruslar da Sultanı İstanbul’da garanti edecekler. Eğer Ruslar “becerikli-habile” olurlarsa Ruslar Sultan “muhtemelen” bunu kabul eder. (s. 309)

Ruslar ilk kez hayal kırıklığına Yunan İstiklalinden sonra uğradılar. Sonra Rumenler, Sırplar ve Bulgarlar da kurtulduktan sonra onlardan yüz çevirdi. (s. 318)

Rusya’ya karşı İngilizler ve Avusturyalılar Alman desteğine güvenmemeli. “İnanıyorum ki Rusların, hem maddi hem de diplomatik biçimde, İstanbul’a sağlam bir şekilde yerleşmeleri ve şehri savunmaları Almanya için yararlı olacaktır. Böylece biz de İngiltere ve bazen de Avusturya tarafından Rusya’ya ve onun Boğazlara taleplerine karşı kullanılan köpekler olma durumundan kurtulacak ve Avustura’ya karşı, savaş nedeni (Casus Belli) oluşturacak bir hücumu bekleyebilecektik.” (s. 311)