GÜLSOY, UFUK

ANASAYFA

GÜLSOY, UFUK; Osmanlı Gayrimüslimlerinin Askerlik Serüveni; İstanbul; Simurg Yayınları, 2000.

Hicaz Demiryolu, İstanbul, Eren yayınları, 1994.

Yazarın doktora tezi (1994).

Gülsoy, Hicaz bölgesine 1864’ten beri demiryolu projelerinin olduğunu söylüyor ve bu konuda bilgi veriyor. İlk tasarılar Alman mühendis ve iş adamları tarafından yapılmış. (Dr. Zimpel, 1864; Ch. von Pressel, 1872). Daha sonra  Nafıa Nazırı Hasan Fehmi Paşa (1882) ve Dr. Kaymakam Şakir’in (1890) projeleri. (Arap) Ahmet İzzet Paşa’nın (1892) layihası.  Nihayet Ahmet Muhtar Paşa’nın teklifi (1897). (s. 31-38).

Sultan Hamit uzmanlara incelemeler yaptırıyor; devlet erkanının fikirlerini alıyor ve “çoğunun mevcut mali ve teknik imkanlarla böyle büyük bir yatırımın başarılamayacağı şeklindeki olumsuz cevaplarına rağmen” onları dinlemeyecek ve kendisi karar verecektir. (s. 41).

Karar kamu oyuna “haccın kolaylaştırılması” şeklinde açıklandı (s. 41). Bu dini sebepe ek olarak askeri, siyasi ve iktisadi nedenler de sayılıyor. Özellikle bölgede kontrol kurmak önemli bir etken oluyor.

Abdülhamit’in Panislamist politikasına ait örnekler veriliyor ve aynı politikanın Arabistan’da da uygulandığını anlatırken, “Arabistan’daki kimi aşiret reisleri de, genelde çeşitli hediyeler ve ikramlarla takviye edilen ikili münasebetler sayesinde, Padişah’ın şahsında Osmanlı Devleti’ne ısındırılmıştı” diyor (s. 47). Bu konuda Bayram Kodaman’a gönderme yapıyor. (Sultan İkinci Abdülhamid’in Doğu Anadolu Politikası; İstanbul, 1983).

Hicaz Demiryolu, 1) bağışlar, 2) resmi kesintiler (memur maaşlarından yapılan kesintiler, resmi kağıt ve evrak gelirleri, vergi ve harçlar, kurban derileri); 3) Ziraat Bankası kredileri ile finanse ediliyor. (s. 65-104). Ayrıca inşaatta “amele taburları” kullanılıyor. İnşaat sırasında bedevi aşiretlerin engelleme ve sabote etme hareketleri de anlatılıyor.

Hat’ın bölgeyle ticareti geliştirdiği, bölgeye ekonomik canlılık getirdiği yönünde de rakamlara dayanan bilgiler veriliyor. (s. 244).

Yazar sonuç bölümünde Hat’ın bölgeye her bakımdan ne kadar yararlı olduğunu anlatıyor, fakat bütün bu çabaların aslında Araplara yarar sağladığını söylemiyor. Ve incelemesini “Hicaz Hattı, aynı zamanda, Müslümanların da büyük işler başarabilecek bilgi ve teknik kabiliyete sahip olduklarını gösteren somut bir örnek oldu” cümlesiyle noktalıyor. (s. 256). Bizler de keşke bu kabiliyeti çoktandır kaybedilmiş topraklarda değil de, Anadolu’nun ortasında sergileseydiler, diye düşünüyoruz.

***

Yazarın ayrıca yüksek lisans tezi olan 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rumeli’den Rusya’ya Sürülen Reaya başlıklı çalışması da yayınlanmıştır (TKAE Yayınlarından).