MC GOWAN, BRUCE

ANASAYFA

MC GOWAN, BRUCE; The Age of Ayans 1699-1812. (in An Economic and Social History of the Ottoman Empire 1300-1914. Ed. İnalcık, Quataert; Cambridge University Pres, 1994. s. 639-758)

Mültezim sınıfının (alt-mültezimler dahil) ve bankerlerin ortaya çıkışları.

“Bu yüzyılda suistimal listeleri görevlerin satılması, tefecilik ve aile vakıflarının kurulmasını içermeye devam eden devam eden ulema sınıfı iltizam işlerine de giriştiler.” (Ref. N. Berkes, 1964, s. 53. Yücel Özkaya, XVIII. yüzyılda Osmanlı Kurumları ve Osmanlı Toplumsal Yaşantısı; Ankara, 1985, s. 209) Ayan komiteleri üyeleri “giderek sık bir şekilde devlet vergi tahsildarı olarak tayin ediliyorlardı ve başka yollarla iltizam sistemine dahil oluyorlardı. İdarenin kadıları tarafından desteklenerek geniş ölçüde gayrı meşru bir dokunulmazlıktan yararlanıyorlardı ve böylece yüzyılın akışı içinde giderek daha etkili bir hale geliyorlardı. (Suceska, Mutavcieva, Dimitrov). Birçoğu, toprak sahibi konumlarına, ihtiyaç halindeki köylülere borç para vermek işlevini de katmışlardı; hatta belki de sonunda, vergi aracısı (‘deruhteci’) olarak, bütün bir köy dizisini, nerdeyse tüm maliyelerini kontrol altına alma karşılığında Devlet Hazinesi’nden korumaya da güçleri yetiyordu.” (s.662) Bunların içinden “yanlış bir şekilde ‘ayanlar’ olarak isimlendirilen daha seçkin bir grup” çıktı. Bunlar derebeyleri. (Örn. Arnavut, Buşatlı ailesi) Anadolu, Mısır, Suriye vb. de ortaya çıktılar.

Anadolu’da Ayan sınıfının ortaya çıkışı çok ileri düzeyde. Bunda geniş ölçüde hayat boyu kiralama (malikane sistemi) olaral iltizam almaları rol oynadı. “1760’tan itibaren, belki de daha az yararlı oldukları sanıldığı için, Anadolu yakasındaki timarlar tamamen yükselen bir mali girişimci sınıf tarafından gasp edildiler. Sadrazam Muhsinzade Mehmet Paşa’nın resmi tayinleri İstanbul’da toplama çabaları (1765) pek sonuç vermedi; çünkü iktidarlarının gerçek dayanağı tayin sistemi değil, açık artırma yoluyla ömür boyu kiralama (malikane) sistemi idi. Bu bakımdan Anadolu’daki  bir çok büyük ayana verilmiş olan üst görevler, Merkez’in Anadolu ve Rumeli’de rekabet eden aileler arasında dengeyi korumak için kullandığı bir dizi hileden sadece basit bir tanesi olarak kaldılar.” (s.670-671)

Osmanlı İmparatorluğu’nun gayri-müslim seçkinleri..

“Güney Doğu Avrupa ülkelerinin bütün köyleri fiilen (değişik isimlerde) başkanlar (headmen) tarafından temsil ediliyorlardı ve nerede köylüler gayri Müslim iseler orada başkanlar da öyleydi.” Osmanlılar bu tip örgütlenmeti “özellikle baş vergisi köylülerden, XVIII. yüzyılda yaygın bir  uygulama olarak, toptan (götürü) bir yekun olarak alındıkları zaman..” (s.668) (Köyleri bir “kolektivite” olarak muhatap alma, ‘angarya’ gibi düzensiz vergiler yüzünden de zorunlu) (s.668)

Köy başkanları yanı sıra daha azametli bir sınıf daha var: tüccarlar, borç verenler, bazen vergi toplayıcılar ve toprak sahipleri olarak rol oynuyorlar. Özellikle hayvan ticareti yapan Bulgar seçkinleri. Larissa ve Selanik’teki bu tip elitler Merkez’de bazı güçlü Müslüman ailelerin himayesini kazanmışlar. Buna paralel ruhban sınıfı var. Rum ve Ermeni patrikleri “düzenli bir şekilde kendi vergi toplayıcılarını, dini cemaatin yaptığı katkılar ve geçici ücretlerle birikmiş yekûnu toplamak üzere manastır ve piskoposluklara  gönderiyorlar.” (s.669)

İstanbul’da Fenerli Rumlar, özellikle 1763’ten sonra, “Patrikliğin patrik görevi için adayların kendi fonlarından veraset vergisi ödemesi zorunluluğu uygulamasına başlamasından beri (Papadopulos, T. H; 1952)” Kilise işleri için para borç veriyorlar. (s. 669) Romanyalı 36 Boyar ailesi de Fenerli Rumlarla iç içe hale gelmişler. Romanya’da müsadere yok; bu güven veriyor. Yazar bu bölümde W. Leake’in Morea ve Kuzey Yunanistan seyahatnamelerine çok dayanmış. (s. 670)

Yazar konusunu (tarım, ticaret vb.) işlerken Sırbistan, Bosna, Bulgaristan, Yunanistan ve Arnavutluk, Anadolu, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika gibi bir sıra izliyor.

Mali yenilikler ve toplumsal etkileri: 1695’te “yaklaşık olarak Fransa ile aynı zamanda” vergi reformu, baş vergisi (head-tax)  reformu yapıldı. (s.713) “Gayri-müslim cemaatlerin bütün reşit erkekleri için üç mükellefiyet derecesi icat edildi.” (s.713) Aynı yıl “malikane sistemi” kabul edildi. Önce Doğu Anadolu ve Suriye’de uygulandı. (M. Genç’e gönderme) Sonra ülkeye yayıldı. Her yıl 150-300 malikane satıldı. Bunu alanlar “genel olarak” İstanbul’da yaşıyorlar. “1734’te malikane sahiplerinin % 65’i İstanbul’da yaşarken, bu oran 1789’da % 87’ye çıktı.” (s.713) Muacele (alınan gelir) merkezi gelirlerin % 10’una çıktı. Bu sistem Tanzimat’a kadar yaşadı.

Vergi konusunda başka bir yenilik, cizyeden başka vergilerin toplanması konusunda (Terray, Necker, Turgot örnekleri yardımıyla) “district” (kaza) düzeyinde tevziye dayanan yeni bir vergi sistemi getirildi. (s.714) Bu yeni tevzi sistemi “kararnameyle değil, derece derece, organik olarak  ve eşitsiz bir şekilde gelişti.” (s.715) Bu gelişme yerel ayan komitelerine dayanılarak gerçekleşti. “Yerel komitelerin iktidarı köylüleri, bu komitelerin tipik üyleri olan tefecilere veya mültezimlere borçlandırmak için çeşitli biçimlerde kullanılabileceklerdi.” (s. 715) Yüzyılın sonlarında, “bu komitelerin egemenliği, bir kasabanın önde gelen mültezimlerinin sık sık derebeyi (warlord)  veya onun müttefiği olmak üzere yükselişini başlattığı platformlar oldular.”  (s.715) Hükümet defalarca (1765, 1779, 1784) sistemi merkezileştirme ve komitelerin şefinin tayinini kontrol etmeye çalıştı; fakat başaramadı. (s.715) Vezir Ragıp Paşa 1757’de “trust properties”e (Haremeyn) el koyuyor; fakat Harem’in gücü kırılmadı.

Devlet Teşebbüsleri. Devlet XVIII. yüzyılda “savunma ve savaş için tedarikçi (provisionist-levazımcı) olmaya devam ediyor.” Ve ihracı da (stratejik madenler, barut, gemi kerestesi, üniforma kumaşı vb.) yasaklıyor.

Taxation, Trade and Struggle for Land 1600-1800 (in Economic Life in Ottoman Europe; Londra, 1981)

Gowan, Osmanlı reayasının durumunu Romalı “Kolon”ların durumuna benzetiyor. Reaya, “özellikle, kayıt edilmiş olduğu köyde kalma mecburiyetinde ifadesini bulan alt tabakadan olma lekesiyle frenlenmiş olsa bile  hukuken özgür”dü. Bizans’ın son durumunda da Paroikoi’lar aynı durumdaydı. Reaya çift bozarsa çift vergi ödüyor, ya da belli miktarda akçe ödüyor. (s. 52)

Ebussud Efendi’nin Üsküp-Selanik Kanunnamesi’ndeki girişi “toprak devletin” demesine rağmen sipahi izniyle ve para karşılığı toprak devrine rıza gösteriyor. Miras da sağlanmış. (s. 55)

Büyük ölçekli çiftlikler Polonya’daki gibi ticari kavşaklarda kuruluyorlar. XVI. yüzyıl sonlarından itibaren (H. Gandev’e, 1960 ve G. Veinstein’a gönderme, 1976)

Bruce Mc Gowan’ın sonuçları:

1) Osmanlı ticareti dünya ticareti içinde mütevazı bir yer işgal ediyor ve XVII ve XVIII. yüzyıllarda fazla artmıyor. Bu tarımın ihracata yönelik artışının hızlı olmadığını gösteriyor.

2) Çiftliklerin çoğu küçük ölçekli çiftlikler ve daha çok yarıcılığa (metayage) dayanıyor.

3) Güneydoğu Avrupa nüfusu XVII. yüzyılda “considerably” azalıyor. XVIII. yüzyılda (açıklanamayan bir şekilde) artıyor,

4) Hane halkı temelli vergiler Güneydoğu Avrupa ile Anadolu tecrübelerinin çok farklı olduğunu ortaya koyuyor; bu da açıklanmaya muhtaç;

5) Osmanlı adalet sistemi klasik toprak sistemini hem korumaya hem de (daha çok) değiştirmeye yönelik.