LAQUEUR, WALTER

ANASAYFA

LAQUEUR, WALTER; Histoire du Sionisme; Paris, Camlan-Lévy, 1972.

Eser doğrudan doğruya Osmanlı tarihiyle ilgili olmamakla beraber onu yakından ilgilendiriyor. Aşağıda daha çok bu konuyla ilgili aktarmalar yer alıyor.

Osmanlı Joseph Nasi Siyonizmin öncüsü olarak gösteriliyor. (s.57)

1839’da İngiliz gazetesi Globe, Suriye ve Palestin’de bağımsız bir devlet kurulmasını ve buraya kitle halinde Yahudi kolonizasyonunu savunuyordu. Foreign Office’in sözcüsü olan gazete Palmerston’un da desteğine sahip bulunuyordu. (s.58)

Palestin’e 1855-1914 arası Yahudi kolonizasyonu. 1855’de Moses Montefiore ilk toprak alımlarını gerçekleştirmişti. (s.56) 1882’de Rus pogromlarından kaçan Yahudiler de geldiler. Nüfus 1882 24 bin iken, 1914’te 85 bine çıktı. (s.56)

1840’ta Berlin’de de bir Yahudi Devleti projesi vardı. (s.59)

T. Herzl’in Osmanlı devletine yardım vaatleri. (s. 121) Rotchild Herzl’in projelerine pek yüz vermedi; fakat toprak alımlarına para yardımı yaptı. (s.124)

Macar yahudisi Arminius Vambéry (yazar “oryantalist ve gönüllü siyasal ajan” diyor) Herzl’e yardım etti. (s. 132) 1901’de onu Sultan’ın huzuruna çıkardı. Vambéry sultanın “hem bir deli hem de eşsiz (fieffé) bir yalancı” olduğunu söylemiş. Herzl 1902’de Sultan’la yeniden görüştü. Borçların konsolidasyonu için Herzl’den yardım istedi. (s.137) Osmanlı borçlarına yardım için bir pazarlığa giriştiler. (s.136-137) Ne var ki Sultan bir yağmacı ve hırsız çetesiyle kuşatılmış. İzzet Bey yaptığı hizmetlere karşılık 1 000 000 sterling para istemiş. (s.163) Théodor Herzl de Abdülhamit’i “zayıf ve korkak, fakat çok iyi tabiatlı bir insan; fakat bir kriminel insanlar çetesiyle çevrilmiş” olarak görüyor. (s.137)

Le Jeune Turc gazetesini Rus Yahudilerinin girişimiyle Siyonistler finanse etmişler. Alliance Israélite Universelle de Jön Türklerle müzakere halinde.  (s.164)

Türk-İtalyan savaşı hükümeti zayıflattı ve onu Siyonistlerin etkilerine daha açık kıldı. “Yahudi göçüne konan kısıtlamalar kısmen kalktı ve yabancılar Filistin’de toprak alırken daha az güçlüklerle karşılaşmaya başladılar.” (s.166) Fakat merkezi hükümet zayıf idi; taşrada sözünü tam anlamıyla geçiremiyordu. (s.166)