ELLİOT, HENRY G.

ANASAYFA

ELLİOT, HENRY G.; The Death of Abdulaziz and the Turkish Reform; The Nineteenth Century; Şubat, 1888 (Makale).

Yazar Abdülaziz döneminde İngiliz büyükelçisi. İstanbul’a 1867’de gelmiş.  Ünlü dergide çıkan bu makalesinde Abdülaziz dönemini, özellikle sultanın ölümü hakkındaki görüşünü anlatıyor. Bu konudaki tartışmanın (intihar mı? cinayayet mi?) önemi ve elçinin konumu dolayısıyla dosyada bulunması gereken bir parça.

Elliot’a (1867’de Türkiye’ye gelmişti) göre Fuat Paşa (1870) ve Ali Paşa’nın (1871) ölümlerinden sonra Mahmut Nedim Paşa “halkın çıkarlarına mutlak bir şekilde kayıtsız hale” gelmişti. Tek kaygısı Harem’i tatmin ederek iktidarda kalmaktı. (s.277) Yazar onu ve yakınlarını “Rus Partisi” olarak isimlendiriyor. Mithat Paşa’nınki ise “liberal ve reformcu parti” adına layık görülüyor. (s. 278) Bu sırada Tuna eyaletinde vali olan Mithat Paşa “ısraf yüzünden” kendisine para yollanmayınca İstanbul’a döndü.

Elliot, Sultan’la görüşmüş; onu reformlara davet etmiş; hatta, dolaylı olarak ihtilal tehlikesine dikkat çekmiş; fakat Sultan oralı olmamış! Üç ay kadar sonra softaların silahlanmaya başladıkları haberleri yayılmaya başlamış. Sultan düşürülünce şeyhülislam da “delilik belirtileri ve hesapsız para harcamayla ortaya çıkan siyasal cehalet işaretleri” durumunda caizdir, diye fetva vermiş. (s.284)

Abdülaziz’in düşürülmesi hem Müslümanlar hem de reaya tarafından iyi karşılanmış. Tahttan indirildikten beş gün sonra, 4 Haziran’da intihar haberi geliyor. Herkes bunun bir cürüm olduğu kanısında. Kendisi de ilk önce böyle düşünüyor. Fakat elçilik doktoru Dickson’un raporunu okuduktan ve onunla konuştuktan sonra intihar olduğuna kesin olarak inanıyor. (s.285) Elliot’a göre Dr. Dickson çok zeki bir insan; Doğu’da “Haremlerin karanlık noktalarını ve tüm sırlarının çoğunu görmüştü.” Bana (büyükelçisi olduğum için) en küçük bir kuşkusu bile olsa söylerdi (s. 285)

İstanbul’daki tüm önemli doktorlar cesedi incelemeye davet edilmişler. Bunlar arasında Dr. Dickson ve Millingen de var. Cesede hiçbir iz yokmuş. Oysa derisi çocuk derisi gibi nazik olan Sultanda mutlaka bir şiddet izi kalırmış. Sadece açılmış iki damar varmış. Fransız elçilik doktoru Dr. Marouin de aynı kanıdaymış. (s.286)

Üç yıl sonra birileri (bahçıvan ve güreşçi) neden “Sultanı biz öldürdük!” diye ortaya çıktılar?

Sultan Murat V için, Viyana’da ünlü bir akıl hastalıkları doktoru olan Dr. Leiderstoff getirtildi. Aylarca sürecek olan bir bunaltıdan sonra tedaviye gerek olup olmadığını anlamak için.. (s.292)

Abdülhamit elçiye “son derece güven duyduğu birini yollayarak” destek istiyor! (s. 293)

ELLİOT, HENRY G.; Some Revolutions and Other Diplomatic Experiences,

ed. by his daughter, Londra, 1922.

Yazarın kızı tarafından yayınlanmış anı ve analizler.

Dipolomat Türkiye’ye 1867 sonbaharında gelmiş.

1875 borç moratoryumu “Bulgarlara yapılan zulümler dolayısıyla kopan çığlıklara” katkıda bulundu (s. 181). İstanbul’daki son Konferans’tan (1876) iki gün önce 200 kadar devlet ileri geleninin katılımıyla Büyük Şura toplandı. Hıristiyan ricalden de katılanlar oldu. Savaş konuşuldu; savaş çıkarsa “Müslüman-hıristiyan savaşı değil”, “İmparatorluğun bağımsızlığı ne onuru için” verilmeliydi. Bu fikri tüm Müslümanlar alkışlarla karşıladılar. (s. 200) Rus kaynakları Şura’ya sorunlar, Mithat Paşa tarafından reddedilmek üzere sunuldu diyorlar. Yazara göre her zamanki gibi gerçeğin tersi. (s. 289-291)

Mithat Paşa’nın övgü dolu bir tablosunu çiziyor: “diğer Türk paşalarından olabileceği kadar farklı, çok dikkate değer bir insan!” (s. 228) Paşa işin güçlüğünün farkında; fakat, “İngiliz kurumlarının taklidi gibi bir şeyi elde etme girişiminde İngiliz Milletinin kalpten sempatisini kazanabilecekti.” (s. 229)

Softalar İstanbul’da silahlanıyor. Hıristiyanlar kırımdan korkuyor. Oysa softalar Hıristiyanlarla işbirliğine tamamen razı. “İki cemaat (Hıristiyanlarla Müslümanlar)  arasında o zamana kadar olandan çok daha fazla birlik ve iyi niyet mevcuttu.” (s. 230)

Eserde Millingen’ler hakkında da bilgiler var.