ÖZCAN, TAHSİN

ANASAYFA

ÖZCAN, TAHSİN; Fetvalar Işığında Osmanlı Esnafı; İstanbul, Kitabevi, 2003.

Eser, şeyhülislam fetvalarından hareket ederek esnaf zümresinin sosyal ve iktisadi hayatına ışık tutuyor. Bu fetvalar esnaf ihtilafları ile ilgili olduğu için, daha önce genellikle fütüvvet ve ahilik üzerinden incelenmiş olan esnaf olgusuna farklı bir açıdan bakmak olanağı sağlıyor.  Ne var ki nasıl esnafı Ahi ilkeler üzerinden değerlendirmek onları “idealize” etmeye yol açıyorsa, aslında istisnai durumları (ihtilafları) çözmeye çalışan fetvalar da ters yönde yanılmalara yol açabilir. Yazar, önsözünde, son yıllarda narh defterleri, Şeriyye sicilleri, Mühimme, Ahkâm ve Şikâyet defterleri gibi arşiv belgelerine dayanılarak bu konuda yararlı araştırmalar yapıldığını söylüyor.

Başlangıçta sıfat ve merasimle ilgili bir fetvada, esnaf unvanlarının (şeyh, yiğitbaşı, nakib) dini sayılamayacağı ve merasimlerin de Peygamber sünneti icabı olduğu “küfür” telakki ediliyor. (s. 23-24). Örgütte usta-çırak ilişkilerinde de Müslümanın gayrimüslime “usta” demesinin hoş karşılanmadığı anlaşılıyor (yazar, bu konuda iki fetvaya rastlamış). 

Çarşı (Pazar) din propagandasına izin vermiyor. Cincilik, falcılık vb yasak. Kuran okuma da hoş karşılanmıyor. Buna karşılık Müslüman pazarlarında gayrimüslimlerin (Müslüman kıyafetiyle bile olsa) varlıkları istenmiyor. (s. 41-42). Fetva-esnaf ilişkisi esnaf, gıda maddeleri, hizmet işleri, imalat, taşımacılık, inşaat-alet-edevat, istihdam gibi başlıklar altında inceleniyor. Her birinde çok sayıda alt başlık var. Sarraflık, kuyumculukla beraber anılıyor ve “para değiştirme” işlemlerini kapsıyor. (s. 153).

Narhla ilgili bir fetvada buğdayın narh fiyatının üzerinde satılması için “haram sayılmaz” deniliyor. Fakat genellikle hoş görülmeyen bir işlem. (s. 77-78). 

Köleler işçi sayılıyor. “Tarım ve üretimde köleliğin çok yaygın olduğu biliniyor”. İzin verildiği takdirde köleler ticaret de yapabiliyorlar. (s. 85).

İstihdamla ilgili ilk madde köle. Köle satışı, kaçan köleler, cariyeden çocuk yapma, köle azadı vb gibi konularda çok sayıda fetva incelenmiş. Uzmanlaşmış kölelerin iyi bir piyasası varmış! (s. 445). Bunların yanı sıra kadınlar da –özellikle vakıf kuruluşlarında % 20-% 50 arasında- iş hayatına katılıyorlar. 

  Ecir kavramı ise bugünkü işçi kavramından daha geniş bir anlamda kullanılıyor. “Ecir-i müşterek” ise belli bir ücret karşılığında herkese hizmet veren berber, terzi, ayakkabıcı gibi esnaf kastediliyor. Bugünkü “işçi” terimine daha yakın kavran ise “ecir-i has”. Her iki kavram için de “ecir-i misil”, piyasada makul karşılanan, hakka uygun ücret olarak kullanılıyor. (s. 447). Fetvada “ehl-i vukufun ihbarı ile” saptanacağı belirtiliyor. (s. 448). Ehl-i vukuf ya da “ehl-i hibre” işin ehillerini içeren bir komisyon. Ücret konusunda anlaşamama durumunda “ecr-i misil” uygulanıyor. İşçi çalışacağı kimse yanında bir süre ücret almadan çalışıyor! İş kazası halinde işverenin diyet ödemesi için işçinin hata yapmamış olması lazım. (s. 478).