AHMED VASIF EFENDİ

AHMED VASIF EFENDİ; Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakâikü’l-Ahbâr; Ankara, TTK Yayınları,

yayına hazırlayan Mücteba İlgürel, 1994.

Bağdad doğumlu. Ölümü 1806. Ailesi hakkında bilgi mevcut değil. Önemi 1768-1774 Savaşı’na amedci ve murahhas olarak katılması ve 1783’te de Enveri’nin yerine vakanüvis tayin edilmesi. I. Abdülhamid ve III. Selim tarafından takdir edilmiş. Kendisi de Tarihçilere “açık ibare ile, müverrihane, riya ve müdahenesizce yazsun” diye tavsiyede bulunmuş! Buna rağmen eseri birbiriyle pek de ilgisi olmayan ve çoğu önemsiz bilgilerle dolu. Tayin, azil, katl (“Katl-ı sarrafı darbhane” s. 333), ölüm haberleri anlatıda önemli bir yer tutuyor. Öldüğünde terekesinden “yüz bin kuruş mühürlü halde İspanyol altını ve biriktirdiği yüz kese tam ayar dinar çıkmış. Asım Efendi’nin kaydına göre bu hal halk arasında dedikoduya sebep olmuş!” (s. XXXVII).

Yazar eserinin başında “akıl” ve “akılcılık” hakkında dört dereceli görüş beyan ediyor. 1) “Heyulâni akıl”: Herşeyin özünü (ontoloji) anlama çalışma; Osmanlıca sözlük Fransızca karşılığının “prédicable” olduğunu eklemiş; 2) Sayesinde “zaruriyat”ın “malum olduğu meleke”; 3) “Kudsiyet”e varılmasını sağlayan “kazanılmış-müstefâd” akıl; 4) Zamanın iyi kötü tüm haberlerini “tetebbu” ile elde eden “akl-ı tecârübî”. Bunlara ek olarak Vasıf Efendi gelecek kuşaklara “mucib-i ibret ve basiret” kaynağı olacak “ilm-i celîl” olan “ilm-i tarih”ten söz ediyor. (s. 2).

Fransa’dan matbaayı (“san’at-ı tab”) getiren 28 Çelebizade Said Paşa’ya övgü. (s. 132).

Aynalıkavak Anlaşması ile Kırım’ın bağımsızlığı teyid edildikten sonra “Mübadele-i tasdikname-i Kırım”. Ve bu vesile ile Rus elçisinin getirdiği hediyeler (Sadrazam, Kapudan paşa, Kethüda Bey, Reisülküttap, İstanbul Kadısı, Beylikçi Efendi ve Divan-ı Hümayun tercümanına) ve karşılık olarak verilenler: İki buçuk sayfa. (s. 141-145).

Fransa, Nemçe ve Rusya tüccarı “resmi masdariye”den muaf olduğu için, İngiliz elçisinin müracaatı (“niyâz-i azîm etmesi”) ile İngiltere’nin de muaf olması (s. 161). 

Yeniçeri ağası azlediliyor. “Ocaklısı dahi ahz-i rüşvet maddesinde kendüden müteneffir olmuş”. (s. 176). 

Sadrazam İngiliz elçisine “dostuz, bana söyle Ruslar neden sınıra böyle (50-60 bin)  asker yığıyorlar?” diye soruyor! Kendi biliyor: “Bunların meramları muharebe olduğunu ben meczum biliyorum!” (s. 385).