HASLUCK, F. W

ANASAYFA

HASLUCK, F. W.; Christianity and the Islam under the Sultans; Oxford, 1929.

2 cilt. (Ed. Margaret M. Hasluck)

Kendi alanında klasik bir eser.

Yazar yeniçerilerin kuruluşunu Osmanlı ve Batılı kaynaklara dayanarak inceliyor. Bu konuda dört görüş var: Chalcondyle’e göre Osman; Alî ve Neşrî’ye dayanan Hammer’e göre Orhan (bunlara göre Kara Halil Paşa kurdu); Venedikli Marsigli ve Cantemir’e göre I. Murat; Giovio ve Georgewicz’e göre II. Murat. (II, s. 484) Hıristiyan yazarlarda en eski Hıristiyan sözcüğü, XV. yüzyıl ortalarında Ducas’da geçiyor. (II, 487) Bu zamanın yeniçerileri büyük ölçüde savaş esirleri idi. “Eğer sistem gerçekten kurulmuş olsaydı, Hristiyan çocukların toplanması Rumlarda acı yakınmalara neden olacağı için Yunanlı bir yazarın bunu görmemiş olacağına inanmak çok zordur. 1453 Pera Kapitülasyonlarında açıkça Peralı Cenovalıların devşirmeden muaf tutuldukları belirtildiğine göre sistem bir şekilde kuşkusuz mevcuttu. Gerçek muhtemelen şudur ki çocukların devşirilmesi henüz sistemleştirilmemişti. Böylece sistemin örgütlenmesi, Orhan ve hatta I. Murat gibi çok eski tarihlere değil, 1472’den sonraki bir tarihe dayanıyor olmalıdır.” (II, 487)

Yazara göre Hacı Bektaş da Bektaşlı aşiretine ad veren atalardan geliyor. Hasluck Aşık Paşazade’yi yorumlayarak bu görüşe ulaşıyor. “Bir köye adını vermiş bir aşiretten geldiği içi için, Hacı Bektaş  kendisini kabul eden güçlü tarikatın nüfuzu sayesinde kolayca geniş bir cemaat tarafından saygı gören  bir aziz haline geldi.” Bektaşi adını alan tarikat sonunsa yeniçeri örgütünü de ele geçirdi. Yeniçeriler Hacı Bektaş’ı patronları olarak tanıdılar ve tüm yeniçeriler Bektaşi oldu. “1591’den itibaren bu ilişki resmi olarak tanındı.” (II, 490) Yazar burada kaynak olarak D’Ohsson’u (II, 312; III, 325) veriyor. “Özetlemek gerekirse, yeniçerilerle Bektaşilerin efsanevi bağlantıları XVI. yüzyıln ikinci yarısından daha gerilere çekilemez; bu tarihin en azından iki saygın ismi (Taşköprüzade ve Ali) otantikliğini yadsıyorlar.” (II, 492) “Bektaşilerle ilgili efsaneye paralel olarak, yeniçerilerin doğuşunu Mevlevilere bağlayan (aynı derecede uydurma) efsaneleri de yaratılmıştır.” (II, 493)

Yazara göre Hacı Bektaş başlangıçta bir aşiret şefi. Sonra Hurufi-Bektaşi tarikatı tarafından kullanılıyor ve daha sonra da yeniçeriler tarafından keyfi bir biçimde benimseniyor. (II, 493)

Kırşehir civarındaki Bektaşi tekkesini Hıristiyanlar da benimsemişler; ziyaret ediyorlar. (I, 83) Hatta bunun kökenini Hıristiyanlığa mal edenler var. Konya Mevlevi tekkesinde Hıristiyan piskopos Efsebi, Celaleddin Rumi’nin yanında gömülmüş. El Hıdr (Hızır), Tevrat kahramanlarından Elias ile özdeşleştirilmiş. (I, 320) Konya’nın 50 mil kadar Batı’sında bir “Eflatun Pınarı” var. “Doğru olarak” bu ismin Ortaçağ Türk geleneğinden geldiği düşünülüyor; fakat hayali daha güçlü olanlar Bağdad’dan geldiğini söylüyorlar. (Bölümün başlığı: Konya ovası folklorunda Eflatun) Eflatun genellikle bir Türk beyi olarak betimleniyor. Çok belirsiz bir Eflatun efsanesi var. (II, 363-366) Hacı Halifa da (Katip Çelebi) Eflatun’un mezarının Konya’da olduğunu yazmış. (Armain çevirisi, II, 651) Konya’da denizi kurutmuş. Beyşehir civarında da, tam tersine eskiden kuru olan bir bölgeyi sulandırmış.

Bazı –kronolojik olarak tutarsız-  efsaneler Mevleviliğin Osmanlı sultanına kılıç giydirme merasimini I. Osman’a kadar götürüyorlar. Selçuk Sultanı sözde Celaleddin Rumi’yi görevlendirmiş. Yazarın rastladığı ve Mevlevilere gönderme yapan  en eski vesika III. Murat’a gidiyor. (II, 608) D’Ohsson bu kökeni II. Mehmet’e götürüyor. Rycaut zamanında Mevleviler sarayda çok güçlü. 1703’te III. Ahmet tahta bir yeniçeri ayaklanması ile çıktı; yeni sultanın kılıç kuşanma merasiminde baş rolü yeniçeri ağası oynuyor. Yazar bunu Bektaşiliğin Mevleviliğe savaş ilanı olarak görüyor. (II, 612)

Selim III. bir yeniçeri ayaklanması ile gitti. Bir karşı-devrim II. Mahmut’u getirdi. “Bu tarihten itibaren gayrı-resmi kaynaklarda kılıç kuşatma merasiminin Mevlevi şeyhlerinin eski ve tekelci ayrıcalığı olduğunu tekrar okumaya başlıyoruz.” (II, 613) Yazar bir çok kanıtlarla (en önemlisi Slade’in tanıklığı) II. Mahmut’a böyle bir merasim yapıldığını söylüyor. daha sonra Abdülaziz de Mevlevilere sempati duyuyor. Abdülhamit ve V. Mehmet de Mevlevi merasimi ile sultan oldular. (II, 618) Yazara göre Mevlevi Şeyhi’nin ayrıcalığı II. Mahmut ile başlayan (1808) bir yenilik.” Abdülmecid de Mevlevilere sempati duyuyor. II. Mahmud’dan sonra “Ulema Partisi” gericiliği (“réaction”u) temsil ediyor.

Mevlevilerde hoşgörü ve aydınlanma..

Söylendiğine göre II. Mahmut Mevlevi tarikatı üyesi (“it is not impossible”) Özellikle veziri Halid (Halet?) Efendi onlarla temas halinde. (II, 620) Sultan ve Mevleviler: 1) Yeniçeri-Bektaşi; 2) Ulema Partisi’ne karşılar. (II, 621)

Mevlevi şeyhi II. Mahmut’un yeni kurduğu ordunun “Müşir”i oldu. (II, 622)

Bektaşiler..

Bektaşileri balkanlarda Yanyalı Ali Paşa destekledi. Arnavutluk’ta çok yaygınlar. (II, 586) Pasvanoğlu da Bektaşi senpatizanı ve yeniçeri. Kırcali’ler önemli Bektaşiler. Bedrettin Simavnalı isyanının “Bektaşi-Hurufi tarikatlarıyla ilişkisi olmaması pek düşünülemez.” (II, 568)

Jacop, “Bektaschije”de ilk kez Bektaşilik ile Hıristiyanlık arasındaki ilişkilere dikkati çekti. Her ikisi de birbirini (“at first sight axactly balanced”) etkilemişler. (II, 585) “Bektaşiliğin nihai hedefi Hıristiyanlıkla eşit koşullarda birleşmek değil, onu kendi içinde eritmekti.” (II, 586)

XVI. yüzyılın sonlarında (1592-1593), iç ve dış nedenlerle çok güçlü Hıristiyan düşmanı bir akım doğdu. Hicretin 1000’inci yıldönümüne rastlıyor. III. Murat da çok vesveseli. Dış nedenler: İnebahtı dolayısıyla (ve aynı zamanda “Moore”lara yaptıkları muamel dolayısıyla) İspanyol Katoliklerinden nefret ediliyor. Bunlar XVI. yüzyıl sonlarında Galata’ya yerleşmişler. Yahudilerden de hemen hemen Hıristiyanlar kadar nefret ediyorlar. (II, 724) Nedeni herhalde İspanya’daki rekabete dayanıyor. Yahudiler 1492’de kovuldular. Moore’ların gelişi yükselişlerini durdurdu. Fakat güçlerini hekimlik vb. (Salamanka Üniversitesi) gibi yollarla devam ettirdiler. (II, 726) 1612’de Galata Moore’ları, kadının da desteği ile Yahudi sinagoglarını yaktılar ve Yahudilere saldırdılar. Katolik kiliseleri Fransız elçisi kurtardı. (II, 726)

— Contributions to the History of Levant Currencies; Londra, 1913.