KURMUŞ, ORHAN

ANASAYFA

KURMUŞ, ORHAN; Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi; İstanbul, Bilim Yayınları, 1977.

Yahudiler Türklerle iyi geçiniyor; buna karşılık Rum, Ermeni ve Avrupalılara düşman. Rum ve Ermeniler sık sık Yahudilere saldırıyorlar. 1872’de bu saldırıların birinde Yahudi mahallesi tahrip oldu; 57 gün de kuşatma altında kaldı. (s. 34)

İngiliz fiyatlarının düşmesi de 1838 anlaşması kadar etkili oldu. Türkiye’nin sattığı ham ipek azaldığı gibi, 1850’lerden itibaren kök boyanın yerini de sentetik boya aldı. (s. 44)

1840’da Aydın valisi Hüseyin Paşa iç gümrükleri yeniledi. 1849’da yerine tayin edilen Kamil Paşa ise kaldırdı; fakat o da tekelleri getirdi. İstanbul’da tekelciler Kamil Paşa’yı koruyorlar. (s. 48) 1849’da İzmir’de 202 İngiliz tüccarı var; 1856’da 919; 1859’da 1061. (s. 57)

1856 İzmir-Aydın demiryolu imtiyazı İngilizlere verildi; toprak fiyatlarını çok artıranların toprakları kamulaştırıldı ve şirkete verildi. (s. 72) Oralarda Çerkes, Yörük, Zeybek çeteleri var. Adalardan gelip kıyıları, hatta iç köyleri vuran Rum çeteleri var. (s. 74) Amerikan İç Savaşı sonucu azalan pamuk ekimini artırmaya çalışan İngiliz kapitalistleri Batı Anadolu’da harekete geçtiler. (s. 87) Aydın demiryolu şirketi de çabalara katıldı. 1862’de bir fermanla pamuk üreticilerine bir sürü ayrıcalık (bedava toprak, vergi ve gümrük muafiyeti vb) tanındı. (s. 93) fakat bedava tohum dışında Osmanlı Devleti verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı. (s. 94) Buna rağmen pamuk üretimi 1870’e kadar hızla arttı; sonra azaldı. (s. 100)

Çağdaş bir yazar 1815’te Karaosmanoğulları’nın 97,500 km²lik arazileri olduğunu söylüyor. (s. 274; ref:  j. O. Hanson; Recollections of Symirna; Mikasiatika Koronika; vol: xııı, 1967)

1864’de İstanbul civarında 30 000 Afrikalı köle varmış. 800 kadarı tersanelerde, gerisi tarlalarda çalışıyorlarmış. (s. 111; ref: F. W. Chesson, Turkey and Slave Trade; Londra, 1877) Köle ticareti 1846’da yasaklanmasına rağmen devam ediyor. 1860’da H. Bulwer’e gönderilen rapora göre 1839’dan sonra Hıristiyanların tarıma ilgilerinin arttığı ve Müslümanların Hıristiyan tefecilerin pençesine düşerek topraklarını kaybettikleri anlatılıyor. (s. 113) Bazen de, fanatizm sonucu, Müslüman köylü demiryoluna yakın topraklarını adeta bedavaya satıyor. (s. 114) 1878’de İzmir yakınlarındaki bütün tarımsal toprakların 41 ingiliz tüccarının eline geçtiği belirtiliyor. (s. 115)

Köylüler Karaosmanoğlu ailesi topraklarında her yıl 6 gün (2 gün sürme, 2 gün ekme, 2 gün hasat) angarye çalışıyorlar. Hıristiyanlara satılan topraklarda bunu reddediyorlar. (s. 117) 1883’te İngiliz çiftliklerinde (Söke, Bergama, Nazilli civarı) köylü direnme hareketleri oldu. İngilizler tarımsal kredi dağıtıyor; tarım teknolojisini geliştiriyor. Pulluka karşı kısmen fanatizmden kısmen de işini kaybetme korkusundan doğan bir direnç var. (s. 128) Daha sonra Çukurova da emperyalizme açılıyor. Amerikalılar ve Almanlar buharlı harman dövme makineleri ve 800’e yakın buharlı pulluk, 1200 biçer-bağlar vb kullanıyorlar. (s. 130)

Loncalar kapitalistleşmeye savaş açtı. İngilizler 1880’de halıcılığı kontrol altına aldılar. (s. 146) İngiliz Hadkinson 1900’da Batı Anadolu’nun en büyük zeytinyağı üreticisi haline geldi. 22 fabrikası var: 10 zeytinyağı; 6 pamuk tohumu; 2 ayçiçeği; 4 susam. (s. 171)

1869 maden yönetmeliğine göre maden arama ve çıkarmada yabancılar Türklerle eşit haklara sahip haline geldiler. İmtiyaz 49 veya 99 yıl; bunun da ticareti yapılıyor. İngilizler kroma da girdiler. J. J. White şirketi sonunda Batı Anadolu’nun tüm kromlarını satın alma hakkını kazandı. Paterson yeni kaynaklar bulunca ona zorluklar çıkarıldı. (s. 203-204) Alman şirketleri ile anlaşma halindeki Ragıp Paşa Paterson’u baltaladı. Sarayla arası çok iyi. 1902’de yasa değiştirildi ve imtiyazların tazminatsız geri alınması kabul edildi. 1902-1906 arsı krom üretimi yüksek oldu. 1908’de Kanada kromlarının işletmeye açılmaları fiyatları ve üretimi düşürdü. (s. 207)

İşbirlikçi burjuvazi-İngiliz emperyalizmi ilişkileri:

1) 1825-1850. Rum ve Ermenilerle ticaret anlaşmaları. Ermenilere daha çok güveniyorlar. (s. 212)

2) 1850-1870. İngilizler ticareti (ve bu arada Rum ve Ermenileri) kontrol altına aldılar. En büyük tüccar ailesi olan Whitall’lerin 1865’te tam 205 komisyoncusu vardı. Bir kısım Rum ve Ermeni Londra’ya göçtü. Zarifi, Hava, Rodo Canachi aileleri çok zengin oldular. (s. 216)

3) 1870’ten sonra Rum ve Ermenilerde yeniden canlanış. Rodo Canachi, Zarifi ve Hava aileleri İngiltere ve Paris’te büyük ithalat ve ihracat şirketleri kurmuşlar. Bunlar İzmir’deki yerli Rumları tutuyorlar. İngilizler telaşlanıp bunlarla savaşıyorlar. (s. 219) İngilizler bu arada cinayetlere de başvuruyorlar. Rumlarda İngiliz aleyhtarlığı başlıyor. (s. 221) 1887’de yapılan bir protesto toplantısında İngiliz okul, kilise ve dükkanları tahrip edildi. 1897 Türk-Yunan Savaşı havayı değiştirdi. Osmanlılar tüm Yunan uyrukluları sınır dışı etmeye başladılar. (s. 222)