PETROSYAN, Y. A.

ANASAYFA

PETROSYAN, Yuriy Aşatoviç; Jön Türkler; Ankara, Bilgi Yayınları, 1974.

Yazar Jön-Türkleri Yeni Osmanlılardan başlayan bir gelişme süreci içinde inceliyor.

1860 ve 70’lerde Osmanlılarda çok adaletsiz bir mali politika uygulanıyordu. Vergisini ödeyemez hale gelen fakir köylüler hızla borçlanıyorlardı. Yazar bu konuda A. D. Mordtmann’ın eserine  (Leipzig, 1877) gönderme yapıyor: “Bu sırada Türk ceza evlerinde 40 bine yakın insan borç yüzünden, çoğu da vergi borçları yüzünden bulunuyordu” (s. 21). Beyrut’ta vali hükümete, halkın mültezim baskısından kurtulmak için 15 bin zeytin ağacını yok ettiğini bildiriyor (s. 19). İstanbul’da yabancı un daha ucuz; Anadolu ve Rumeli’den gelen her çuval una iç gümrük ödeniyor (s. 22).

1852’de Zeytun’da dağlı Ermeniler ayaklandılar; hükümet bunu zorlukla ve son derece acımasızca bastırdı (s. 32).

Mustafa Fazıl Paşa’nın Mısır’da geniş toprakları ve birkaç şeker fabrikası var. (s. 62). Sultana mektubunun Rumca, Ermenice ve Bulgarca baskıları çıktı (s. 66). Mektup önce Jean Pietri sayesinde Courrier d’Orient’da çıkmıştı (s. 67). Ali Paşa cezalandırmalara başlayınca M. Fazıl Paşa Namık Kemal, Ziya Paşa’yı Paris’e çağırdı. Mektubu Jean Piètri ve Fazıl Paşa’nın şeker fabrikalarından birinin müdürü olan Sakakini Namık Kemal ve Ziya Paşa’ya iletti (s. 70). J. Piètri 1867’de Fransız gemisi Bosphore ile N. Kemal ve Ziya Paşa’yı Paris’e kaçırdı. Genç Osmanlıların 1867’deki tüzüğünü Ziya, Polonyalı mülteci Kont Vladislav Plater ve Avusturyalı sosyalist Simon Deutsch (Birinci Enternasyonal, sonra da Komün üyesi) hazırladı. (S. Deutsch, 1848 devriminden sonra idama mahkum olmuştu; sonra Paris’te başarılı bir iş adamı oldu. Komün olayından sonra da hapse atıldı; hayatını Avusturya elçisi kurtardı; Michelet ve Proudhon ile ilişkiler kurdu; 1874’te I. Enternasyonal İcra Komitesi’nde Marx’ın yerini aldı; 1877’de İstanbul’da öldü, fakat Paris’te gömüldü. Bu bilgiler için bkz, Jewish Encyclopedia, New York, 1903; Encyclopedia Judaica, 1971).

“Mustafa Fazıl Paşa Yeni Osmanlıları, Ali ve Fuat Paşa’larla kavgasında araç olarak kullandı” (s. 76). Yazar Mehmet, Reşat ve Nuri beyler için Serail und Hohe Pforte (A. Schweiger-Lerchenfeld, 1879) başlıklı esere gönderme yapıyor.

İbret gazetesinin ilk sayısı 25 000 sattı; görgü tanıklarına göre Komün’ü savunmaya bile cesaret etti (s. 81). (Bu bilgi kuşkuyla karşılanmalı).

Ahmet Cevdet Paşa (Adalet nazırı) 28 kişilik Kanunu Esasi komisyonunda “gerici grubun” lideri idi; azınlıkta kaldı (s. 87). Mithat Paşa’nın danışmanlarından Odyan Efendi de çalışmalara katıldı (s. 87). 19 Aralık’ta Sultan Mithat Paşa’yı sadrazam yapınca Londra ve Paris borsalarında Türk parasının değeri yükseldi (s. 97). Rus konsolosluk raporlarına göre Türk halkı Anayasayı heyecansız karşıladılar; Türk olmayanlar ise meşrutiyetin ilanına hiç güvenmediler. Marx’ın Engels’e mektubuna (25 Mayıs 1876) gönderme yapan yazar, Marx’ın “püriten partinin kurulması”ndan söz etmesi dolayısıyla, Mithat Paşa ve Yeni Osmanlıların Mart 1876’da Avrupa devletlerine “Müslüman Vatanseverler Bildirgesi”ni yolladıklarını ve Marx’ın da herhalde bunu düşündüğünü söylüyor (s. 83, 114).

Girit Adası’ndaki Yunan ayaklanmasında ayaklanmaya katılanların serbest bırakılmasına Yeni Osmanlılar şiddetle karşı çıktılar (s. 133). Yazara göre Osmanlılar “feodal bürokratik” asıllı ve İngiliz yanlısı (s. 142). Ancak bunlar “Türkiye’nin burjuva gelişmesinin ve yeni doğmuş olan Türk milli burjuvazisinin çıkarlarını” temsil ediyorlar (s. 143).

Ahmet Rıza hakkında bilgiler. Ziraat eğitiminden geçmiş. 1889-1894 arasında tarımsal konularda Abdülhamit’e yedi kez baş vurmuş;  “rapor”lar sunmuş (Berkes; Development.., s. 306-307). Mizancı Murat da Kahire’de sultanı aşağılayıcı yazılar yazıyor; Lord Kromer de destekliyor; Abdülhamit Hidiv’e baş vurunca Kromer de tutumunu değiştiriyor.

Rus diplomatik raporlarına göre, İngiltere o sırada Rusya ile anlaşma yolları arıyor. “İngiliz Hükümeti için Murat bu olayda Kahire’den uzaklara, İstanbul’a  sürülen bir dama taşı, diplomatik oyunun bir piyadesi idi”, yani, sonuç olarak Murat Kahire’yi terk zorunda kaldı ve 1896 yazında İstanbul’a döndü (s. 202).

1901 ilkbaharında Prens Sabahattin ve Lutfullah tarafından “Genel Çağrı” yayınlandı. “Broşür, hareketin en ileri görüşlü militanlarının Osmanlı İmparatorluğu’ndaki gayri milli burjuvazinin ekonomik gücüyle politik bir birlik kurmaya olan heves ve çabalarını yansıtıyordu” (s. 216).

1905 Rus Devrimi’nden ve Potemkin zırhlısından Abdülhamit çok korktu; Boğaz’da önlemleri artırdı (s. 220).

1894-95 Ermeni kırımı bölgesel ticaretin Türklerin eline geçmesinde rol oynadı (s. 234). 1906’da Erzurum’da halk vergilerin kalkması, vali Nazım Paşa’nın yerinden alınması için harekete geçti. Tutuklanmalar sırasında halk da valiyi tutukladı. Abdülhamit hayvan vergisini ve özel vergileri kaldırdı. Rus büyükelçisi bunları Kafkasya’daki ihtilalci hareketlerin etkisi olarak görüyordu (s. 235-236). Benzer hareketler Kastamonu ve Trabzon’da da oldu. Abdülhamit valileri değiştiriyor; Trabzon’da da valiyi halk işinden uzaklaştırdı. Bütün bunlarda Jön-Türk etkisi vardı (s. 238).

1906’da Prens Sabahattin’in Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti’nin yayın organı olarak Terakki gazetesi çıkmaya başladı. Örgütün programı on madde (A. B. Kuran).

1902 Kongresi’nden sonra Ahmet Rıza’nın “Terakki ve İttihat Cemiyeti” ile Prens Sabahattin’in Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti iki ana grup olarak ortaya çıkmıştı. Jön-Türk militanları ile Ermeni burjuva-milliyetçi Taşnakzutyun yöneticileri arasındaki temaslar 1903’te başladı (s. 257).

Yusuf Akçura 1903’te “İmparatorluğun çeşitli halklarını birleştirerek onlardan bir ulus yaratmak olanaksızdır” diyordu (s. 288). 1902-1903’te ayaklanan Makedonya köylüleri milliyetçi sloganlar atmakla beraber köylülüğün o günkü durumunu temsil ediyorlardı (s. 296).

Niyazi 3 Temmuz’da dağa çıktı; 5 Temmuz’da Makedonya’nın Bulgar ahalisini despotik rejimle kavgaya çağırdı. (s. 309).

Sosyalist Açıdan JÖN TÜRK HAREKETİ; İstanbul, Yordam Yayınları, 2015.