DORYS, G

ANASAYFA

DORYS, G.; Abdulhamid Intime; Paris, 1901.

Gerçek yazar, “Saray çevresinde büyümüş” bir “Helen” imiş. Avrupa gazetelerine muhabirlik yapmış; Fransız edebiyatını da çok iyi biliyormuş. Kitabının içeriğinden Ermeni olduğu anlaşılıyor. Ermenice kaynaklardan da yararlanılmış.

Eserde gerçekten “intime” çok bilgi var; fakat, düşmanlık duygusuyla yazılmış; objektif olmaktan uzak bir eser. Almancaya da çevrilmiş. Esere Pierre Quillard çok sert bir sunuş yazmış. Quillard’ın antikite ve Ermenilerle ilgili eserleri var. Sunuşunda “Gazi” sıfatını gasp etti, ama, Bulgaristan, Bosna, Mısır, Ermenistan’ın bir kısmı, Doğu Rumeli ve Girit’i kaybetti.

Abdülhamit’in annesi, bir iddiaya göre, dansöz bir Ermeni cariye imiş. Babası da, kimine göre Ermeni ahçı Ayvaz, kimine göre de ünlü mimar Serkis’in kardeşi Garabet Balyan imiş. (s.1-2) Abdülhamit bu iddiaları son derece “yaralayıcı iftiralar” olarak, üzüntüyle karşılıyormuş. Dorys’e göre Sultan “çok zeki”;  dindar, hatta inançlı (croyant)  değil; fanatik.. (s. 68) Ruh hastası. Yazar “nevrastenik”, “nevropat” sıfatlarını kullanıyor. (s.67) Sık sık öfke krizleri geçiriyormuş. Sonra çok pişman olup, kendini acındırıyormuş ve herkesi de inandırıyormuş! (s.77) Yabancılara karşı çok kibarmış. Herkesi, hatta turistleri bile Saray’da “Avrupai” karşılıyormuş. Şeker Ahmet Paşa onlara Türk bonbonlar ve sigaraları ikram ediyormuş. (s. 78)

Murat V. ve Mithat Paşa ise çok övülüyorlar. Sultan ağır eleştirilere rağmen “çok zeki” bulunuyor. (s.68) Mithat Paşa “mutsuz bir takım olayların bir araya gelmesiyle” V. Murat’ın tahtan indirilmesinde rol oynadı ve “düşman devletin” yardımcısı oldu. Önce bunu geçici bir şey olarak düşünmüş; fakat V. Murat’ın sağlığı giderek daha da bozulmuş. Bu olaya sonraları kendisi de çok esef etmiş. (s. 31) Durumun nezaketine göre hareket ediyor. Reformcu partide sadrazam Rüşdü Paşa, Şeyhülislam Hayrullah Efendi, Harbiye Nazırı Hüseyin Avni Paşa vb. var. Mithat Paşa’nın reform programında tam olarak Hıristiyan-müslüman eşitliği, Şeriat’in kısmen kaldırılması, bir parlamento kurulması, bakanların sorumluluğu ve Napolyon Kod Sivil’i örnek alınarak bir medeni kanun yapılması bulunuyormuş. V. Murat da bunları destekliyormuş. Bunlar Büyük Şura’da görüşülmüş ve kabul edilmiş; Abdülhamit de uyacağını vaat etmiş. (s.34) Murat V. kendini alkole vermişti. (s. 36) Dedikodulara göre, Saray’ın içinden Dr. Capéléone, V. Murat’ın hastalığını vahimleştirmek için kullanıldı. Fakat yazar bu iddiayı iftira olarak niteliyor. Doktor Murat’a çok sadıkmış! (s.37) Fakat yanlış tedavi uygulanmış. Valide Sultan, Viyana’dan ünlü akıl hastalıkları doktoru Maximilien Leidesdorff’u getirtiyor. Doktor ilk önce tedavinin yanlış olduğunu söyleyen bir rapor veriyor; fakat sonradan hastanın “iyileşmez” olduğunu ileri süren ikinci bir rapor veriyor. Oysa bu yanlış çıkıyor; çünkü birkaç hafta sonra V. Murat iyileşiyor. Fakat bu olaylar, esrar perdesi içinde cereyan ederken, Mithat ve Reform Partisi iktidara Abdülhamit’i getiriyor. Mithat Paşa, Abdülhamit’ten, iyileştiği taktirde saltanatı Murat’a terk edeceği hususunda bir imza almış; ama bu hayalperestlik! Fakat Mithat Paşa bu belgeyi Londra’da emin bir yerde korumuş. (s.42) Bu arada yeni sultanın başhekimi Mavroyeni Paşa da Murat aleyhine bir rapor vermiş.

Sultan 10 Aralık 1876’da, Mithat Paşa’nın baskısıyla Anayasa’yı ilan etti. Fakat iki ay sonra, “Rus entrikalarından cesaret alarak” onu sürdü. (s.58) 1881’de de ona karşı, Abdülaziz’i öldürdü diye dava başlattı.

Sultanın en yakını damadı Mahmud Celaleddin Paşa. Büyük kızı Cemile Sultan’la evli. İkinci kızı Seniye Sultan da Damad Mahmut Paşa ile evli; o da iki oğluyla Mısır’da bulunuyor. Kızlarından Naime sultan jambon yiyor; şarap içiyor; bazı islami kurallarla alay ediyor. Yazar ona “feminist” diyor. Sarışın ve güzelmiş. Aile hayatı da çok mutlu. Gazi Osman Paşa’nın oğluyla evli ve bir çocuğu var. (s. 254) Seniye Sultan da çok övülüyor: “Gerçek Avrupalı bir hanım ve kadın davası Türkiye’de daha ateşli (zélé) bir şampiyon bulamaz! Atılgan bir sporcu; avcılık, balıkçılık ve okçuluğa bayılıyor; en inatçı atları ehlileştiriyor!” (s. 255)