ARİSTARCHİ BEY (GREGOIRE)

ARİSTARCHİ BEY (GREGOIRE); Législation Ottomane; Constantinople, 1873.

O zamana kadar çıkarılan Osmanlı mevzuatı konusunda önemli bir kaynak.

Cilt: I.

Osmanlı Vatandaşlığı hakkında 6 Şevval 1285 (19 Ocak 1869) tarihli kanun.

Buna göre vatandaş olmak için sadece baba yetiyor. Osmanlı toprağında yabancı ana babadan doğanlar reşit olduktan sonra üç yıl içinde vatandaşlık isteyebiliyorlar. (md. 2) Hükümet istisnai durumlarda (ne gibi durumlar olduğu açıklanmıyor) bu maddeye uymadan tabiyet verebiliyor. (md. 4)

(Vatandaşlık hukuku tarihçesi için bkz. Rona Aybay; Yuttaşlık (Vatandaşlık) Hukuku; Ankara, AÜ-SBF yayınları, 1982).

Bir yıl sonra (12 Rebiülevvel 1286) Osmanlı otoriteleri Rus konsolosları ile ortak bir komisyon kuruyorlar. Komisyonun amacı Rus tabiyeti konusunda çıkan ihtilafları çözmek. İhtilaflar İstanbul’da Rus elçisi ile birlikte çözülüyor.

Osmanlı Devleti’nde yabancı ailelerin iskânı: 1 Recep 1273 (1857)

Bu konudaki (yazarın arşivlerden çıkardığı) idari karara (“arreté”) göre Hıristiyan aileler Sultan’a sadakat yemini ederek yerleşebiliyorlar. Madde 4’e göre Hükümet bunlara kendine ait toprakların en münbitlerinden seçtiği parçalar seçecek ve tarım (veya başka bir şey) yapmak isteyenlere verecek. Madde 5’e göre bu yerleşenler Rumeli’de 6 yıl, Asya’da 12 yıl her türlü vergiden ve askerlikten muaf olacaklar. (s. 16-17) Daha önce toprağı terk ederlerse toprak devlete iade edilmiş olacak. 20 yıl kalırlarsa (md. 8) toprağı satabilirler.

Yabancılara gayrimenkul mülkiyet hakkı için padişah fermanı: 7 Sefer 1284

Faizler hakkında üniform bir vergi: 1268. Yazar Heuschling’ten aldığı bilgileri sunuyor. Taşra kapitalistlerinden” borç alma zorunda olan herkesin, özellikle toprak sahiplerinin ve çiftçilerin ödedikleri korkunç (birleşik) faizler inceleniyor ve değişmez % 8 oranı kabul ediliyor. (s. 45) Bu karar daha önce verilmiş; tarih belirtilmiyor. Fakat uygulamada güçlükler çıkınca sorun Şurayı Devlet’e götürülmüş ve orada müzakerelerden sonra bazı değişiklikler yapılmış. Yetimlere ve evkaflara ait paralar yılda % 15 faizle verilecek. İstanbul’un bankerleri faiz hesaplarını bu konuda çıkarılan bir özel yönetmeliğe uygun şekilde tasfiye edecekler. Diğer kalanlar % 12 faiz oranına tabi olacaklar. (s. 46)

Bu kanun 27 Şevval 1280’de tadil edildi. Burada % 12 korunuyor. Reşit olmayanların mülkiyetinde olan sermaye ve “kuyruklu sıfatını haiz” bankacıların yaptığı avanslar bunun istisnasını oluşturuyor. (s. 48) Karşılıklı anlaşma ile tefeci faizleri uygulanmışsa talep ortadan kalkacak. Legal faiz dışında subaşılık vb. gibi adlar altında faizler istenemeyecek. (md. 4) (s. 48)

Tapu veya tasarruf belgesi.. Bu konuda Nizamname 8 Cemaziyül Ahır 1275’de çıktı. Bir çok talimatnameler çıkarılmış.

Hipotek Kanunu. 21 Rebiülevvel 1287. Gayrımenkul hangi belediyede ise oranın muhtarından ve ihtiyar heyetinden alınmış bir vesika ile Sancaklarda veya kazalardaki hukuk meclisine gidiliyor.(s. 274)

Ticaret Hukuku. 1850. 315 madde.

Toprak mülkiyeti kanunu. Metruk topraklar, ormanlar vb. Komünal topraklar ile ilgili hükümler Fransa Kod Sivil’i ve 1827 tarihli orman kanunundan esinlenmiş.

Cilt: II. Paris, 1874.

Islahat Fermanı’nın uygulanması konusunda Fuat Paşa’nın Paris, Londra, Viyana, Berlin, Sint-Petersburg ve Floransa elçiliklerimize yolladığı, 15 Mayıs 1867 tarihli memo. Fuat Paşa eskiden Müslüman yöneticiler ve zimmi gayrımüslimler vardı; şimdi durum değişti. Osmanlıların iyi niyetini anlatıyor. Eksiklikler var; fakat bir çok önemli yerlere Hıristiyanlar geldi. Şimdi çok önemli bir reform kanunu geliyor: Eyaletler Kanunu. Vilayet çerçevesinde mali, idari ve adli reform yapılıyor. İki yıl boyunca Tuna Vilayeti’nde uygulandı ve çok başarılı oldu.

1856 Fermanı “Millet”lerin devlete ödedikleri vergiyi değil, ruhban sınıfının bakımı için ödedikleri vergileri (taxes) ve böylece bu konudaki suistimal iddialarını ve bahanelerini  ortadan kaldırmak istemişti. Bunun yerine ruhban sınıfı devlet tarafından maaşa bağlanacaktı. Oysa ruhban sınıfları ne kendi ayrıcalıklarını terk etmek ve ne de Osmanlı Hükümeti’nden maaş almak istiyordu. Yazar “Eğer hala Kilise aidatlarının ödenmesi konusunda suistimaller varsa, bunların cezalandırılmasının ve gayrımüslimlerin şikâyetlerinin tamamen tatmin edilmesinin Sultan’a bağlı olmadığını kabul etmek doğru olacaktır. Babıali üzücü suistimallerin olduğuna inanıyor; fakat pek de haksız sayılamayacak bir ihtiyatla, Hıristiyan ruhban sınıfının itibarına zarar verecek soruşturmalardan hep kaçındı.” (s. 29)

Kilise malları Müslümanlarınki gibi vakıf haline getirilmiş ve diğer mallara konulmuş vergilerden ve gümrük vergisinden muaflar. Yeni kilise açmaya ve mevcutları onarmaya hiçbir engel yok.  Devlet bedava arazi vererek, para yardımında bulunarak yardımcı oluyor. Yüksek okullara giriş (Tıp, Sanat vb..) giriş eşit. Sadece askeri okula bazı “rezerv”ler kondu. Çünkü öğrenci tamamen Müslüman. Komuta mevkiindeki Hıristiyan subayların sayısı da gayrimüslimlerin eşit biçimde askerlik yapacakları zamana kadar kısıtlanabilecekti. (s. 30) Islahat Fermanı madde XXIV ile gayrimüslimlere askerlik görevi getirmişti. Islahat Fermanı hapishanelerde dayağı bile yasaklamıştı.

Askere gitme Hıristiyanların isteksizliği ile karşılaştı; fakat bunun yolları aranıyor. (s. 32)

İltizam usulü yerine konulan doğrudan tahsil yöntemi beş yıl içinde bekleneni vermedi. Vergi gelirleri azaldı. Halk da tamamen (ittifakla) karşı çıktı; çünkü öbür sistemde aynî vergi ile ödüyordu. Bazı tadillerle eski sisteme dönüldü. Yapılan değişiklik şöyleydi: Haracın iltizamı (diğer iltizam tipleri kaldırılmıştı) köyde farklı bir açık artırmaya sunulacaktı; açık artırmanın yükseldiği fiyata köyün kendisi ihaleyi alabilecekti. Başka yumuşatıcı bir değişiklik de şuydu: Köylü kendi borcuna düşen ürünü bizzat  tevdi etmek ya da mültezime ürün olarak ödeyeceği bir tazminatla ondan muaf olma ve böylece tarlada bulunması en çok gereken bir anda orayı terk etmek zorunda kalmama hakkını elde ediyordu. Nihayet sık sık haklı olarak işaret edilen bir suistimali ortadan kaldırmak için hiçbir devlet memuru doğrudan veya dolaylı olarak mültezim olamayacaktı. Ceza kanunu bunu çiğneyenler için cezalar koymuştu. (s. 33)

Birkaç yılda 1 500 İngiliz mili yol yapıldı; bunun yaklaşık 1 000 mil kadarı sadece Tuna Eyaletinde! (s. 34)

24 Ağustos 1285 (1869) tarihli emirname. (Ali imzalı) Köle yasağı konunca İzmir’de bazı köleler evlerden kaçmışlar. Köle trafiği yapanların evlerinde arama yapılabilir. (s. 35) Fakat bu yasaktan önce köle sahibi olanlara yasak dokunmuyor. Sadece özel işlerde kullanabilirler; satamazlar. (s. 35)

1 Cemaziyülevvel 1286 (1870) tarihli bir tebliğ. Bu da Ali imzalı. Yeniden bir esir pazarı oluşmuş. Ceza Kanunu’ndaki cezalar yetersiz kalmış. Devlet Şurası İstanbul’daki ve eyaletlerdeki esir pazarlarını kapatacak. Bir yıl hapis getiriliyor. (s. 36) Batum komutanı Mustafa Paşa’ya ferman: Gürcistan’dan çocuk ve kadın alıp köle diye satılıyormuş. Cezalandırılmaları isteniyor. Aynı ferman Trabzon, Canik, Lazistan valilerine de gönderilmiş. (1 Ekim 1854) (s. 38)

Sırbistan Anayasası: 1869. 1830 beratına dayanıyor. 1839 da hukuki dayanak oluşturuyor.

30 Haziran 1866 tarihli Romanya Anayasası tam bağımsızlık getiriyor. Osmanlılara hiçbir atıf yok.

13 Şubat 1841 (21 Zilkade 1256) tarihli Mısır Hidivliği Hattı Şerifi.

23 Ekim 1871 (3 Şaban 1288) tarihli Tunus Beyliği. (s. 147)

15 Ramazan 1284 tarihli Girit Padişah Fermanı.

6 Eylül 1864 tarihli Lübnan nizamnamesi.

Osmanlı Ceza Kanunu: 28 Zilhicce 1274. (s. 212) 267 madde. 1861’de bazı maddelere paragraflar eklendi. Memurların nüfuz suistimali şiddetle cezalandırılıyor; bunu ihbar edenler ödüllendiriliyor. Yabancılara casusluk ölüm cezası getiriyot. (md. 52)

Vilayetler Kanunu: 1867(sic).

Vilayetler sancaklara ayrılıyor. Sancaklar baş-ilçede oturan mutasarrıf tarafından yönetiliyor. Sancaklar da kaymakamlar tarafından yönetilen kazalara ayrılıyor. (s. 273)

Kazalar da komünlere (köylere) ayrılıyor. Bazı komünler (köyler) topografik konumları yüzünden bir arada bir kaza oluşturamıyorlar.

Her köyde (iki cemaat için) iki muhtar seçiliyor. Fakat yirmi haneden küçük köyler ancak bir muhtar seçiyor. (md. 54) (s. 283) Muhtarları kaymakam tasdik ediyor. Muhtarlara bir “koruyucu”, bir de “bekçi” bağlı. (md. 57) Bir de 3-12 kişi arasında değişen ihtiyarlar meclisi var. Muhtarları 18 yaşını bitirmiş ve yılda en az 50 kuruş doğrudan vergi ödeyen seçmenler seçiyor. (md. 63; s. 284)

Yabancıların istisnai hukuku kapitülasyonlara (İngilizlerle 1675; Fransızlarla 1740; Ruslarla 1829) dayanıyor. (. 403)

Vilayet Kanunu’nda 5. madde: Şehir ve köylerde en az elli hane bir mahalle teşkil ediyorlar ve her mahalle bir beledi birim oluşturuyor. Her ihtiyar heyeti verginin temsil ettikleri cemaatler (milletler) arasında “kanuna göre” paylaşımına nezaret ediyor. (s. 293)

Memurların muhakeme edilmelerine dair Kanun. (Muhakematı Memurin Kanunu): 26 Ramazan 1285 (1869-70)

Madde 1’de şu söyleniyor: Bir memur göreviyle ilgili bir suç işlerse önce bağlı olduğu daire tarafından sorguya çekilecek. Bu bir ön tetkik olarak kabul edilecek. Muhakeme sırasında da bakanlığı ya da dareyi temsil eden bir temsilci “davacı” sıfatıyla hazır bulunacak. Memurlar derecelerine göre kaza (sancak, il) il idare meclislerinden Şurayı Devlet’e kadar uzanan bir zincir içinde yargılanacaklar. (s. 401)

Cilt III. Paris, 1874.

Vilayet Genel İdareleri Hakkında Kanun (İdare Hukuku): 29 Şevval 1287 (1870)

Madde 60’da ayrıntılı bir şekilde saptanan  köy muhtarlarının görevleri arasında Cumhuriyet’te çıkarılan kanunda olduğu gibi yabancıları izlemek, soruşturmak  vb gibi bir görev yok. Vergileri topluyor, mevzuatı yayınlıyor, cinayetleri haber veriyor vb.. Nahiye müdürüne mahlul ve gizli (caché) toprakları ve tüm medeni olguları (doğum, ölüm, evlenme vb) bildiriyor. (s. 24)

Bir köy iki cemaattan (farklı dinden) oluşuyorsa bir ihtilaf hangi cemaata aitse onun ihtiyar heyeti tarafından çözülüyor. Karma ihtilaflar ise nahiyeye gidiyor. Görevleri arasında yol yapımında çalışacak işçileri seçmek de var. (s. 35)

İstanbul Valiliği Nizamnamesi.. 20 Cemaziyülahır 1235.

İstanbul 14 daireden (cercles) oluşuyor.

Hayvanlar (ağnam) vergisi nizamnamesi (11 Muharrem 1281)

Alkollü içki imalatçıları için nizamname: 7 Sefer 1278 (9 Ağustos 1861). Nizamnamenin birinci maddesi şöyle: “Merkezde ve taşrada şarap, rakı ve diğer alkollü içkiler imal eden her imalatçı ürettiği mal miktarı üzerinden Hazine’ye % 10 vergi ödeyecektir.” (s. 77) 1866 tarihli alkollü içki satma izni hakkında nizamnamede camilere, tekkelere ve sırf Müslümanların oturduğu mahallelere asgari yüz arşın mesafede satılabilir deniyor. (s. 81)

Pasaportlar: Osmanlı sınırları içinde gerekli ve pasaportlar bir yıl için geçerli.

Pasaport hizmetleri idaresi 16 Recep 1260 (1 Ağustos 1844) tarihinde açıldı.

Köşe sarrafları nizamnamesi: 6 Recep 1281 (5 Aralık 1861).

Her türlü kredi işlemi dışında, sadece para değiştirmek işiyle uğraşan insanlara “köşe sarrafları” deniyor. (s. 171). Bunların yeri sabit (han veya dükkan) olmak zorunda. Mesleği icra edebilmek için berat almış olmaları gerekiyor. İş yerlerinde duvarda bir levhada Türkçe ve Fransızca (ek olarak başka dillerde de olabilir) sarrafın adı, soyadı ve patenti yazılmış olacak. Ayrıca asılan bir tabloda İmparatorlukta geçerli olan paraların kurları yazılmış olacak. (s. 172)

Sarraflar loncasının bir kahyası, bir lonca odası ve bir de odacısı (mübaşir) var. Kahyayı hükümet tayin ediyor. Patentler altı ay için geçerli. Altı aylık patentin vergisi 275 kuruş. Sarraf olmak isteyenler önce sarraflar odasına başvuracak; gerekli bilgileri verecekler. Nizamname yabancı uyruklular için de geçerli; bunlar Osmanlı tebasından birini kefil göstereckler. (s.174)

Ağırlık ve Ölçü Kanunu: 26 Eylül 1869. (20 Cemaziyülahır, 1286) 13 Mart 1871’den itibaren kullanılacaklar. Birinci maddede temel ölçü olarak metre (veya zirai aşari) konuluyor.

Demiryolu zabıtası hakkında nizamname: 28 Nisan 1868.

18. madde. Yolcu vagonlarına hiçbir köpek sokulmayacak; köpeklerinden ayrılmak istemeyen yolcuların köpekleri özel bir vagona konulacak. Yolcu vagonuna köpek sokan yolcular köpeğin yol ücretini tarifeye göre ödedikten sonra bir Mecidiye ceza ödeyecek. (s. 233)

Borsa: İstanbul Kamu Fonları Nizamnamesi. Kasım 1290 (1873)

Hükümet Maliye Bakanlığı ile Borsa arasında aracı olacak bir komiser seçiyor. 20 üyelik bir borsa komitesi var. (s. 348-349) Bunları borsa ajanları arasından üyeler gizli oy ve çoğunlukla seçiyor. Madde 22’ye göre Borsa Komitesi Düyunu Umumiye’nin obligasyonlarını % 5 ve tüm Osmanlı borç kağıtlarını resmi kurdan ödeyecek. Ayrıca Emperyal fermanla kurulmuş finans, sanayi ve ticaret kuruluşlarının piyasada zaten işlem gören hisse senetlerini da resmi kurdan kabul edecek. (Birim Türk Lirası) (s. 351)

Öşür- İltizam 11 Rebiülahır 1272 Nizamnamesi. Tüm iltizam işlerini düzenliyor.

Sarraflar kefil oluyor, ya da doğrudan ödemeyi yapıyor. İstanbul’daki sarraflar “adet olduğu üzere” ödemeyi yapıyor ve aynı iltizamı yerinde tekrar satabiliyor. (s. 359) Köylüler de toplu halde iltizam alabiliyorlar. Bu iltizamlara kamu gelirleri de dahil. Her yıl her sarraf için bir kredi limiti tayin ediliyor. Memurlar iltizam alabilmek için önce memuriyetten istifa etmek zorundalar (md. 17). Mültezim maliye bakanlığına bizzat ya da bir temsilsi aracılığıyla başvuruyor. Sarraflar kendi kendilerine kefil olamazlar; iltizam alacaklarsa başka bir kefil gerekiyor. (s. 364)

Nizamnameden başrolü sarrafların oynadıkları anlaşılıyor.

Vergi: Maliye alanında özel nizamname. (23 Rebiülevvel, 1284)

Madde 3’e göre köylerden üç türlü vergi alınıyor. 1) Vergi, 2) Askerlik bedeli, 3) öşür-haraç ve diğer resimler. (s. 327) Vergi fertlere paylaştırılır; fakat hükümet köyden bütününü isteyebilir. Müslüman olmayan erkekler askerlik bedeli öderler. Vergileri muhtarlar topluyor; makbuz pusulası veriyorlar ve parayı en geç üç gün sonra kaza veznesine yatırıyorlar; oradan sancağa, sancaktan da vilayete gider.

İpek, tütün ve zeytinyağı dışında tüm toprak ürünlerinin öşürü hakkında Nizamname: 9 Şaban, 1277 (1861)

Md: 1. Hububat, pamuk ve tüm toprak ürünlerinden öşür aynî olarak alınacak. (1277-1861)

Kuru ot, üzüm ve diğer meyveler -iki tarafın anlaşması ile- aynî veya yerel fiyatlara göre nakdi ödenecek. (s. 365) Sebzelerin sayılan bazıları (pırasa, marul, ıspanak, salatalık, ebegümeci) öşürden muaflar. Diğer sebzeler öşürü para ile ödeycekler. (Öşürde ölçek kile).

İltizam usulüne ait (tarihsiz verilen) bir Nizamname.

Md:1. “İltizam Nizamnamesi’nde belirtildiği gibi, mültezimin kefili, adet olduğu üzere, ihalede ulaşılan kamu gelirine eşit bir bedeli mültezimin yerine ödeyeceğine dair yazılı bir kağıt verir.” (s. 367)

İltizam, Mart ayında dolaylı vergiler; Nisan’da da öşür için yapılıyor.

Mültezim ile sarraf ve sarraf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen maddeler de getiriliyor.

Vergi adlı vergi (15 Recep 1277-1861)

Her yıl kaza konseyleri her mahalle ve köy için vergi kayıtlarına göre bu vergiyi saptayıp ilgili mahalle ve köye yolluyorlar. İmam veya papaz ve muhtar tüm hanelerin listesini çıkarıyor. Sonra köy ve mahalle halkıyla toplanarak (halkın mevcul olması zorunlu) vergiyi –herkesin gücüne göre- taksim ediyorlar. Herkesin vergisi ve muaflar saptanıyor. Hane numarası ve malikinin ismi yazılıyor. Vergi tam bir “hakkaniyet-équité” içinde tarh ediliyor. Liste muhtar, imam ve ihtiyarlar heyeti tarafından mühürlenerek kaza idaresine veriliyor. Kaza idaresi inceliyor.

Köyde hiç Türkçe konuşulmuyorsa taksim listesi konuşulan dilde yapılıyor. (Md. 3) Kazada Türkçe’ye çevriliyor. Tasdik edilip (gönderilen yekuna uyulmuş mu, adil taksim yapılmış mı?) tekrar köy ve mahallelelere gönderiliyor. Haksızlıklar varsa kazada hallediliyor, ya da mal müdürü çözüm için sancağa başvuruyor. (Md. 4) Köy kazanın koyduğu yekunu artıramaz. (Md. 7)

Ormanlar Nizamnamesi 11 Şevval 1286-1 Ocak 1870.

Gerekçesi var; bu gerekçeden bazı alıntılar: Devletin ormanları çok zengin, fakat nezaret yokluğu bunların bir kısmını mahvetti. Batı Avrupa’da orman yönetimi ilmi yöntemlere dayanıyor. Biz de bunları uygulamak için bir Orman İdaresi ve Ormancılık Mektebi kurduk. (s. 492-493)

Eskiden köylüler istedikleri gibi ormandan odun keserlerdi. Şimdi baltalıkı olmayan köylere –belirtilen yerlerden- baltalık veriliyor. Fakat baltalık verilene kadar, bazı kurallar çerçevesinde, devlet ormanlarından alacaklar. (s. 495)

Odun ticareti nasıl yapılacak? Bunun iki şekline rastlanıyor. 1) köyde küçük çapta ticaret yapanlar; 2) köylülerin başka yerlerde veya başka tüccarlarla “nisbeten önemli” miktarlarda yaptıkları ticaret. (s. 496) İlki özgür kalıyor; çünkü köy hayatını daha kolaylaştırıyor. İkincisi kontrol altına alınıyor. Aksi takdirde orman tahribini hızlandırır. Bu yüzden bu ticarete neden olan ormanlar vergiye tabi kılındı. Eskiden donanma ve tophanenin ihtiyaçlarına tahsis edilmiş olan ormanlar da rtık serbest ticarete açıldı. Bu fiyat artmasını önler. “Öte yandan odun tüccarları ağaç kesme ve nakliyede genellikle köy halkını kullanıyorlar ve böylece köylüler kendileri ticaret yapacaklarına emeklerini kiralayaklar ve sonuç olarak vergi ihdası da özel çıkarlarına ters düşmeyecek.” (s. 497)

Orman Nizamnamesi..

Ormanlar 4’e ayrılıyor. 1) Devletin, 2) vakıfların, 3) köyün (baltalık), 4) özel kişilerin. Köylüler, baltalıkları yoksa, en yakın ormandan ihtiyaçlarını karşılayacaklar. Köy dışında yapılan odun ticareti vergiye tabi tutulacak. Baltalıklar ticari amaçla kullanılırsa öşür alınacak. (s. 501)

Cilt IV. Paris, 1874

İngiltere ile yapılan anlaşmalar: 1675 kapitülasyon anlaşması; bunu teyit eden 1809 anlaşması; 1838 Balta Limanı Anlaşması ve 1861 ticaret anlaşması (1838 anlaşmasının yerini alıyor.)

Ruslarla olan anlaşmalar: 1783 ticaret anlaşması; 1846 (Nisan, Balta Limanı) anlaşması; 1861 anlaşması.