ANTONİUS, George

ANTONİUS, George; The Arab Awakening, Londra, 1945 (ilk baskı 1938)

Vahabiliğin doğuşu. Sa’ud Hanedanı ile Muhammed İbn Abdul Wahab’ın 1747’de yaptıkları anlaşma Vahabiliğin doğuşu oldu. (s.22) Hareket yüzyıl sonlarında güçlendi. Najd’dan Arab ülkelerine sıçradı. 1799’da Osmanlı Bağdad valisi Vahabilerle bir anlaşma yapmak zorunda kaldı. (s.22) Fakat Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Najd’a kadar girdi ve Vahabi hareketi ezdi. (s.23)

Mehmet Ali ve İbrahim Paşalar Arapça’ya hâkim değiller; İbrahim Paşa daha iyi konuşuyor. “Mehmet Ali bağımsız bir krallığın yöneticisi ve halife olmayı kalbine koymuştu ve bu hedeflerine ulaşmak için Arapların gönlünü, belki de aktif desteğini kazanmak zorunda olduğunu biliyordu. Fakat onlara gerçek bir sempati duymuyordu; dillerini öğrenmedi; yetenekleri hakkında parlak bir fikre sahip değildi. Kuracağı İmparatorlukta egemenlik yapısını Türkler ve Arnavutlar destekleyecekler, Araplar da itaatli tebaa olacaklardı. İbrahim bir İmparatorluk kurmak için Arapların uyanışını arzu etmekte babasından çok daha ileri gitti.” (s. 28) (Mısır’a çok küçük gelmişti. Kendisini Arap hissetmeye başladı.)

Mısır’a yabancı misyonlar XVII. yüzyılda gelmeye başladılar. İlk gelenler mahdut sayıda Fransız Katolikler. Cizvitler 1625’te Suriye’ye geldiler. 1773’te yerlerini Lazaristler aldı. (s. 35) Amerikan Protestanları 1820’de Suriye’ye geldiler ve  iddialı bir yayın faaliyetine girdiler. İncil’in yeni bir çevirisini yaptılar. (s.42) İki alimin (Nasif Yazefi; Butrus Bustani) desteğini kazandılar. Klasik Arap edebiyatını canlandırmaya çalıştılar. Arap dili hakkında da çalışmalar yaptılar, eserler yayınladılar. Arapların uyanışına katkıda bulundular. (s.45-47) Bustani bir Arapça sözlük ve Arap Ansiklopedisi hazırlamaya başladı. (1883’te ölene kadar altı cilt çıktı) (s. 49) 1847’de Beyrut’ta Yazefi, Bustani ve bazı Amerikan misyonerlerinin üye oldukları bir “Bilim ve Sanat Derneği” kuruldu. (s.52) Sonra aynı model üzerine başka derneklerde kuruldu. “Bunlar Arap ulusal hareketinin doğuşunda önemli bir rol oynadılar.” (s.52)

Cemaleddin Afgani: “Nihai hedefi Müslüman halkları eğitim yoluyla ve İslam dinini çağın koşullarına uydurmak suretiyle özgür ve ileri uluslar statüsüne getirmekti; fakat bu amaç içim devrimci eylemi kaçınılmaz görüyordu.” (s.69)

“Abdülhamit de, Cemaleddin gücünün ve eylemlerinin tam zirvesinde iken, kendi İslamcı politikasının temellerini atmaya başlamıştı.” (s. 69) Abdülhamit’in hedefi İmparatorluğu güçlendirmekti ve “politikası hiçbir şekilde Afgani’nin fikirlerinin benimsenmesi olmadı.” (s. 69)

Halife-Sultan sıfatında, uzun bir süreç içerisinde, “Halifelik” anlamını kaybetmişti. “Sultan” sıfatının bir türevi haline gelmişti. Abdülhamit’in planı Halifelik’i eski itibarına kavuşturmak; gerçek yerine oturtmak” oldu. (s. 69)

Suriyeli bir Arap olan İzzet Paşa Sultan’a otuz yıl hizmet etti; ikinci sekreteri oldu. “Kabiliyeti, becerikliliği ve hilekârlığı” sayesinde “servet, nüfuz ve dalavere”de hep ön planda kaldı. Sultan’ın Arap politikasının başlıca desteği oldu. (s. 73) Hicaz demiryolu projesinde önemli rol oynadı. Muhtemelen fikir de ondan geldi. Şam-Medine-Mekke hattının amacı görünüşte Hac’ca gitmeyi kolaylaştırmaktı. Aslında politik ve stratejik hedefler gizli. İmtiyaz Alman şirketlerine verildi. Hilafetin prestijini artırdı. Fikirlerin yayılmasını da kolaylaştırdı. Abdülhamit’in tahta geçişi “kabaca”, “Almanların “Drang nach Osten” politikasıyla çakıştı. (s.75)

1875’te “Arap ulusal hareketinin ilk örgütlü çabası” Suriye Protestan Koleji öğrencilerinin kurduğu beş kişilik bir gizli örgütten geldi. Sonra Müslümanlar da üye olmaya başladılar. Avrupa usulü Masonluk Suriye’ye girmişti ve gizli derneğin üyeleri, aralarından biri aracılığıyla, yeni kurulmuş Mason Locası’nının dikkatini çekme başarısını gösterdiler. (s. 79)

1880’de programları açıklık kazandı; bu “bilinen ilk Arap siyasal programıdır”: Bağımsızlık; Arapçanın resmi dil olması; sansürün kalkması; sadece yerli birliklerin askeri birlikleri oluşturması vb. isteniyor. (s. 83-84)

Abdul Rahman al Kawakibi: 1849 Halep doğumlu. Gazeteci. Suriye’de tiranlığa karşı yazdığı için hapse girdi. 1898’de Mısır’a gitti. Hristiyan ve Yahudileri de içeren geniş bir dost çevresi kurdu. (s.95-96) Fakat gerçek dostları fakirlerdi. Halep’te “zayıfın babası” lakabını kazanmıştı. İki kitabı var. İki temel fikir işledi: cehaletle (obscurantism’le) savaş ve İslamın geleceğini inşa ederken Arapları merkeze oturtmak.(s.97)

Negib Azoury: Bir Hıristiyan Arap. 1904’te Paris’te Arap Vatan Birliği’ni kurdu. İttihatçılar için ikinci unsur Yahudiler. (s. 98-101)

İttihatçılar ilk kez “Dünya çapında” Cihat ilan ettiler. Alman Şarkiyatçıları bildiriler kaleme aldılar. (s.134-135)

Cemal Paşa Suriye’de Turancılıktan çok “İslam dayanışması”na dayanmak istiyor. Almanları sevmiyor. Fransız yanlısı. “Sert (keen) ve enerjik” idareci. Mekke Şerifi Hüseyi’i de ikna etmeye çalışıyorlar. (s.151)

Lord Kitchener sayesinde İngiltere Arap politikasında baş müttefik olarak Mekke Şerifi Hüseyin’i seçti. Bu politika, İngiltere, güçlü Suud yerine “yanlış ata oynadı” diye eleştirildi. (s.139) Anlamsız. Mekke Şerifi’nin Arap dünyasında stratejik bir yeri var; askeri gücü de yüksek..