OSMAN SEİFY BEY

ANASAYFA

OSMAN SEİFY BEY (F. MİLLİNGEN); La Turquie sous le Rėgne d’Abdulaziz: 1862-1867; Paris, 1867.

Ele aldığı dönemin çok acı bir tablosunu çiziyor. Bazı şaşırtıcı iddialar var. Örneğin Reşit Paşa’nın olümü? “Görgü tanığı olduğum bu olayın nasıl geçtiğini özetliyorum” diyor. (s. 267)

Reşit Paşa’nın dostuymuş; gecelerini genellikl Reşit’in oğullarıyla geçiriyormuş.

Reşit paşa önce, çok çalışmaktan bir rahatsızlık geçiriyor. Kimse bir şeyden kuşku duymuyor. Hekimi Paleologos da hiç aldırmıyor. Üç gün istirhat ediyor ve üçüncü gün kendisini çok iyi hissederek daireye gitmeye karar veriyor. Aynı akşam bazı samimi dostlarıyla kabinesinde görüşüyor. Sabah ölüm haberi geliyor. (Şubat, 1857) Oğulları otopsiyi faydasız buluyorlar. Bu sırada kuşku veren olaylar:

1) Reşit Paşa yedinci kez iktidarı yakalamış; hasımlarını ezmeye kararlı;

2) Ölüm haberi Fuat; Ali ve Kıbrıslı Osman paşaların konaklarında çılgınca sevinç yarattı;

3) Özel doktoru Paleologos üç ay sonra genç yaşta kolikten öldü;

4) Reşit Paşa’nın en güçlü oğlu Damat Ali Galip Paşa iki ay sonra Boğaz’da esrarengiz şekilde boğuldu. (s. 278)

Ali Paşa’nın gözleri hep dışişleri bakanlığında. Çünkü dış güçler en kuvvetli oldukları için en gözde ve muktedir makam. “Elçiler her şey demek!” (s. 374) 1848 ihtilalinden sonra Eflak-Buğdan’la ilgili görüşmelerde ülkesinin çıkarlarını Rusya’ya para karşılığı sattı ve Kanlıca’daki yalısını bu sırada aldı. (s. 282) Sonra da istenilenleri yapmadı! Mençikof 1853’de ( o dışişleri bakanıyken) yüzüne bile bakmadı: o da istifa zorunda kaldı. (s. 283)

Fuat Paşa gibi adamlar Sultan Aziz’in cehaletinden yararlandılar. Abdülaziz 32 yaşında kafesten çıkarak tahta geçti. Onu büyük masraflara Fuat Paşa sürükledi. Örneğin Çırağan sarayı’na Abdülaziz karşı idi. Oysa beş köşk daha yapıldı ve Lyon brokarları ile döşendi. (s. 303) Sultanın değerli danışmanlarla da arasını açtı. Örneğin Sultan’ın yakını ve kayın biraderi Mehmet Ali Paşa’yla da arsını o açtı. Ayrıca mevkilerin dağıtımını  tekeline aldı ve basın yoluyla da sultanı aldattı. (s. 306)

Şinasi dürüstlüğü ve liberalliği ile çok övülüyor. (s. 318)